Genel

YENİDEN DEVRİM Mİ, DARBE Mİ TARTIŞMASI ÜZERİNE!

Umut İLERİ

Ekim Devriminin 124 yılı yaklaşırken Ekim’in Devrim mi, Darbe mi olduğu konusu sosyal medyada yeniden tartışmaya açıldı!
Aslında Ekimi Darbe olarak görenlerin bir DEVRİM tanımı yok.
Neden Devrim değil dediğimizde ise, ortaya bir DEVRİM tanımı koyamıyorlar.
Tek söyledikleri ise Halkın çoğunluğunun  bu Devrimde yer almaması!

Öncelikle, DEVRİM nedir onun üzerinde duralım:
Marksistler’e göre  Devrim çok kabaca  ekonomik , sosyal ve siyasal bir alt üst oluştur.
Devrim, çelişkiler ve bu çelişkilerin yarattığı çatışmalar diyalektiği temelinde, ekonomik ve siyasal maddi koşulların değişimi olarak ortaya çıkar.

Bir kalkışmayı devrim olarak nitelemek için, iki temel kıstas vardır:
 Birincisi bu hareketin SİYASAL YÖNELİMİ VE HEDEFLERİ,bir diğeri de siyasal anlamda devrimin iktidarın sınıfsal el değiştirişidir.
“İktidarın bir sınıftan ötekine geçişi, sözcüğün salt bilimsel anlamıyla olduğu kadar, politik ve pratik anlamıyla da bir devrimin birinci, başlıca ve esas belirtisidir…” der Lenin.

Bu bağlamda 1917 Ekimi’ne bakarsak:
Bir kere bu kalkışmanın, siyasal yönelimi ve hedefleri,kapitalist üretim ilişkilerine ve bu ilişkilere denk düşen üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son vermek,kendi sınıf egemenliğini kurarak, Komünist Manifesto ‘da yer aldığı biçimiyle,kendini toplumda egemen konuma,ulus konumuna yükseltmektir.

Yine 1917 Ekimi ne baktığımız da; Devrimin esas belirtisi olarak, İktidarın Sınıfsal El Değiştirişi de  söz konusudur.
İktidar, siyasi erk Burjuvaziden alınmış ve İşçi Sınıfı kendi iktidarını kurmuştur.

Darbelerle Devrimler arasındaki en önemli fark, Darbelerde silahlı güçler baştaki Hükümeti alaşağı ederler ancak mülkiyet ilişkilerine ve sınıfsal iktidara dokunmazlar.
Devrimlerde ise hedef sınıfsal iktidar, onun değişimi ve mülkiyet ilişkilerinin buna göre düzenlenmesidir.
Bu nedenle, 1917 Ekim bir POLİTİK DEVRİMDİR.

Ekimi Darbe olarak niteleyenler, gerekçe olarak Bolşeviklerin Ekim Sonrası diğer Siyasal Oluşumlara söz hakkı tanımadığı ile ilgilidir.
Örnek olarak ta Bolşeviklerin azınlıkta olduğu Kurucu Meclisi, Ekim sonrası kapatmalarını gösterirler.

Kurucu Meclis konusuna gelince;
Lenin Kurucu Meclisi, Burjuva Cumhuriyette Demokrasinin en yüksek biçimi biçimi olarak tanımlar.
Böyle de olsa Kurucu Meclisin özü sonuçta Burjuva bir Meclistir ve bu nedenle KURUCU MECLİS TALEBİ bir Burjuva Demokratik Taleptir.

Bu durumda KURUCU MECLİS talebi, işçi sınıfının bilinç ve örgütlenme düzeyinin iktidarı almaya yeterli olmadığı durumlarda , Komünistler tarafından bir TAKTİK HEDEF olarak, STRATEJİK HEDEF olan İşçi İktidarının önünü açmak, işçi sınıfının bilinç ve örgütlenme düzeyini ileri seviyeye taşımak amacıyla kullanılabilir.
Ama unutulmaması gereken bu hedefin Stratejik değil Taktik bir hedef olduğudur.

İktidar alımından sonra artık Burjuva Demokrasisinin en ileri biçiminden bile daha ileri bir işçi iktidarı oluştuğundan, Kurucu Meclis mevcut durumda gerici bir yapıya dönüşeceğinden ve o dönem ki verili koşullarda işçi iktidarını yıkmayı hedefine almış iç ve dış karşı devrimci güçlerce manüple edileceğinden, Bolşevikler Kurucu  Meclisi kapatmışlardır.

Sonrası dönem kimlerin karşı devrimcilerle iş birliği içerisinde olduğu, kimlerin bu konuda Emperyalist Güçlerle bir araya geldiği düşünülürse Bolşeviklerin Kurucu Meclisi kapatmakla ne denli haklı olduğu ortaya çıkmıştır.
veda

 KayıtlıYeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\’da, istanbul\’da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi…NAZIM HİKMET

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top