Genel

Yasanın bekçisi

Feyzi Çelik yazdı

İnsan ruhunun özgürlüğünün dengesi insanın olaylar üzerindeki etkileme gücü olan iradeyi gerekli kılar. Bu önce kavrama ile ardından kararlaşma ile olur. Kafka bunu yapmaya çalıştı. Koşullar istenilen ortamı oluşturmaya yetmedi. Belki de umutsuzluğa itildi. Aslında kendi döneminin koşullarına göre yalnız da değildi. Kadınlarla ilişkisinde de avantajlı bir durumdaydı. İyi bir işi de vardı. Entelektüel birikimi de takdir ediliyordu. Ancak o yine da ailesi ve babasının ona yüklemek istediği aileyi sürdürme misyonunu üstlenmekten korktu. Kapitalist ilişkilerin kendi bireysel özgürlüğünü yok edeceğini anladı. Özgürlüğünü sürdürebileceği bir devlet işini yapmayı kendisine daha uygun gördü. Yine yabancılaşan ve de kabul görmeyen ve Kafka’nın kişisel olarak benimsemediği bir kimlikle özdeşleşmesinden bir kaçışının olduğunun da göz önünde bulundurulması gereklidir. Evet hiç kimseye bağlanmadı ancak bağlı olmadan yaşamanın olmayacağını da biliyordu. Kararsızlığı onun en büyük açmazıydı. Bu da kendisi için açılan kapıları yok sayması ile sonuçlanıyordu. Girmek için istekliydi, ancak içine girdiğinde yaşamın nasıl olacağı konusunda kararsızdı.

Bir 1 kişi illüstrasyonu olabilir

“Yasa önünde nöbet tutan bir bekçi vardır. Taşralı bir adam bir gün ona gelip yasaya girme izni ister. Ancak bekçi o anda izin veremeyeceğini söyler. Adam düşünür ve daha sonra girip giremeyeceğini söyler. ‘Belki’ der bekçi, ‘ama şimdi olmaz’ Bekçi, her zamanki gibi açık duran kapının önünden çekilir ve adam içeri bakmak için eğilir. Bunu gören bekçi güler ve “madem ki girmeyi bu kadar çok istiyorsun, beni aşarak girmeyi dene bakalım.” Ama bil ki ben güçlüyüm. Üstelik bekçilerin en küçüğüyüm. Her bir salonun girişinde gitgide daha güçlü bekçilere rastlayacaksın. Üçüncüsünden itibaren onların görüntüsüne ben bile katlanamıyorum. Taşralı adamın yasanın her zaman açık olduğunu sanmıştır. İzin verilinceye kadar kapıda bekler. Yıllar geçer. Yalvarır, yanında bulundurduklarını rüşvet olarak verir bekçi onları alır ona sırf bir şeyi ihmal etmediğini sanmayasın diye kabul ediyorum der.

Bir 1 kişi illüstrasyonu olabilir

Adam yıllar boyu beklerken sürekli olarak bekçiyi inceler. Diğer nöbetçileri unutur. Yasa’ya girmesine izin vermeyen ilk ve tek kişi olduğunu düşünür. Sonraları yaşlandıkça, homurdamakla yetinir. Çocuklaşır ve bekçiyi incelediği uzun yıllar boyunca sonunda kürkünün yakasındaki bitleri bile tanıdığı için, onlardan bekçiyi yumuşatmasını rica eder. Artık ölüme yaklaşmıştır. Ölmeden önce, beyninde toplanan tüm anıları, bekçiye henüz sormadığı bir soruya dönüşür. Bu kapıdan içeri girmek yalnız sana tanınmıştı. Bu giriş sırf senin için yapılmıştı. Ben artık gidiyorum kapıyı da kapatıyorum. ”(Dava romanından)

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top