Dünya

Y.KARABAĞ SORUNU VE TÜRKİYE

SON DAKİKA HABERLER: İnanılmaz kareler! Reuters paylaştı

Ahmet Hulusi KIRIM

Enver Paşa’nın Asya bozkırlarında ölümüyle sonuçlanan Turan macerası 100 yıl sonra İslamcı-Irkçı iktidarın dış siyasetinin merkezine oturdu. Türkiye artık iflah olmaz bir yayılmacılıkla yokuş aşağı uçuruma gidiyor.
Türkiye 2020’deki Suriye, Libya maceralarını Y.Karabağ savaşıyla taçlandırdı.

Erdoğan Bakü’deki fetih töreninde galeyana gelip Enver Paşa’nın ruhunun şad olduğundan bile bahsetti. Daha fazla silah üretip satma, inşaattan sonra bu iktidarın politikasının temel yakıtı. Tabii silah sanayisi ile bağlantılı bu dış politika beraberinde askerileşmeyi de getiriyor.

Dünyanın 15 ülkesinde asker bulundurduğunu iftiharla söyleyen ERDOĞAN, ülke içindeki kaynakları tükettiği için tüm umudunu silah sanayisine bağlamış durumda. O nedenle de kapısını çaldığı her ülkeye çerçi başı gibi silahlarını teklif ediyor. Gerektiğinde büyük emperyalist ülkeler gibi silahlarını savaş alanlarında deneyip reklam yapıyor.

Bilindiği gibi Azeri-Ermeni savaşı, Türkiye’nin operasyonal askeri birlikleri ve askeri malzeme desteğiyle çok büyük kayıplar veren Azerilerin zaferiyle sona erdi. Azeriler Rusların izniyle başlattıklarıbu savaşta daha önce kaybettikleri 5 reyonu da kurtardılar.

Daha sonra Rusya müdahale etti ve ateşkes ilan edildi. Moskova’nın insiyatifiyle yapılan geçici antlaşmada Azerilerin tüm reyonlardakihakları teslim ile Ermenilerin işgali altındaki 2 reyondan çekilmeleri kararlaştırıldı. Y.Karabağ’ın durumu ise atiye bırakıldı.

YUKARI KARABAĞ TARİHİ
Yukarı Karabağ Azerbaycan’ın ortasında yer alan, yüzölçümü 4,392 km2,nüfusu 145,593 olan bir bölgedir. Ermenilere göre M.Ö 7.yüzyıldan beri Ermeni nüfusu ve kültürü egemendir.

Azeriler iseErmenilerin Yunanistan’ın Selanik bölgesinden Doğu Anadolu’ya gelip sonra Kafkasya’ya göç eden yabancı bir halk olduğunu, bölgenin otokton halkının kendileri olduğunu iddia ederler.

Karabağ bölgesi 1555 Amasya antlaşması ile Osmanlı Devletine katıldı.1828’de ise Çarlık Rusya’sının hakimiyetine girdi.1917 Bolşevik devrimini takiben Rusya savaştan çekilince Azerbaycan,Gürcistan ve Ermenistan’daki Bolşevik karşıtı 3 hareket Mavera-yı Kafkas Federasyonunu kursa da kısa zamanda dağıldı. Yerine 3 ayrı Menşevik cumhuriyet kuruldu.

1921’de Kızıl Ordu bu cumhuriyetleri tarihe gömdü.12 Haziran 1921 senesinde Ermenistan ile Azerbaycan arasında imzalanan deklerasyonla Yukarı Karabağ Ermenistan Sovyet Cumhuriyetine bağlandı. Ancak 3 hafta sonra Rusya Komünist Partisi Kafkasya bürosundan STALİN fikir değiştirdi ve bu kez Y.Karabağ Azerbaycan’a bağlı otonom bölge olarak tanımlandı. Dahası bölgenin Ermenistan ile fiziki ilişkisini kesmek için Laçin koridoru da Azerbaycan’a bırakıldı.

Ermeniler 1927’de Y.Karabağ’ı Ermenistan’a bağlamak için Moskova’ya başvursalar da Stalin’den destek bulamadılar.1964 senesinden itibaren Ermeniler Moskova’ya defalarca dilekçe vererek Y.Karabağ’ın Ermenistan veya Rusya Federasyonunabağlanmasını, kendi kaderini tayin hakkını kullanmasına izin verilmesini talep ettiler.

Son dilekçeden 2 gün sonra 7.02.1988’de Azeriler Baku’nun kuzeyinde 19 bin Ermeni’nin yaşadığı Sumgait şehrine saldırıp en az 200 Ermeni’yi katletti. Olaylar yatıştıktan sonra Azerbaycan’da yaşayan 250 bin civarında Ermeni Ermenistan’a, Ermenistan’da yaşayan 250 bin Azeri’de Azerbaycan’a göç etmek zorunda kaldı. Bunu takiben toplumlar arası çatışmalar başladı.

Azerbaycan Devlet Başkanı Muttalibov Y.Karabağ’ı Azerbaycan’a bağladığını ilan edince Y.Karabağ Ermenileri de 13 Ocak 1992’de bağımsızlık ilan etti. 25-26 Şubat 1992’de Ermeniler Sumgait katliamının 4. Yıldönümünde Hocalı’ya saldırıp 613 sivili katletti ve savaş başladı. Savaşın sonunda Ermeniler Şuşa, Laçin koridoru ve 5 Azeri reyonunu işgal etti.

Rusya’nın aracılığıyla ateşkesin sağlanmasından sonra yapılan müzakerelerde Devlet Başkanı Haydar Aliev stratejik bir hata yaparak,1994’de imzalanan Bişkek protokolünde Y.Karabağ’ı tarafolarak tanıdı. Ve böylece Azerbaycan’ı siyasi ve diplomatik olarak zayıf düşürdü.

Azeri milletinin gururunu kıran yenilgiden sonra bile Alıyev’in çözüm politikası oluşturduğu biliniyordu. Bu projeye göre Ermeniler işgal ettikleri 5 reyondan çekilecek, Y.Karabağ’a ileri özerklik verilecek açılacak 2 koridor ile Ermenistan-Y.Karabağ (Laçin koridoru), Azerbaycan-Nahçıvan (Kelebcer) birleştirilecekti.Ancak kamuoyu baskısı altında kalan Aliyev barış adına tarihi adımı atamadı. Böylece Stalin’in milliyetler politikası sonucu çizilen suni sınırlar sorunu kördüğüme çevirdi.

ERMENİSTAN VE AZERBAYCAN POLİTİĞİ

Kafkasya hem ABD elebaşılığında ki emperyalizm hem de emperyalist Rusya için büyük önem taşır. ABD, bu alanı Rusya’nın etkisinden çıkarmak, jeopolitik sistemi bozmak, Kafkasya topraklarını emperyalizmin çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmek, Ermenistan’ı sisteme entegre ederek Gürcistan-Azerbaycan-Ermenistan’dan oluşacak Güney Kafkasya zinciri ile İran’ı kuzeyden, Rusya’yı güneyden kuşatmayı hedefliyor.

Rusya, yumuşak karnı Kafkasya’nın güvenliğini sağlamak, enerji zengini bölgeyi ABD’ye kaptırmamak için stratejik kontrolü sağlamaya çalışıyor. Ermenistan Rusya’nın Kafkasya politikalarını hayata geçirebilmesinde hayati öneme sahip bir ülke.

Örneğin Türkiye’nin Orta Asya dünyasına açılımının önüne set çekmekte önemli bir stratejik üs görevini yerine getiriyor. Diğer etnik bir faktörde Ermenilerin Kürtlerle etnik ve dilsel akrabalık bağlarının olmasıdır.
Bu olgu Rusya’nın Türkiye politikasında jeopolitik sarsıntıları tahrik etmesinde önemli bir unsur olarak yedekte tutulmakta. Keza halka görevi gören Ermenistan’ın İran ile etnik ve tarihi yakınlığı sebebiyle Moskova-Erivan-Tahran ekseni hayat bulmakta.

Ermenistan jeopolitik olarak bu kadar önemliyken hemen yanı başında olan Azerbaycan’da, dev enerji kaynaklarıyla emperyalizm için jeopolitik olarak iştah kabartmakta. Rusya’nın kontrolünde olmayan topraklardan geçecek boru hatlarıyla, enerji tüketen Batı ekonomilerine bağlanacak Azerbaycan aynı zamanda enerji zengini Orta Asya cumhuriyetlerine açılan şişenin tıpasıdır.

Kafkasya,1917 devriminden sonra coğrafi gerçekler ve etnik sorunlar düşünülmeden çizilen suni sınırlar nedeniyle her daim patlamaya hazır barut fıçısı gibi. Geçmişte Abhazya, G.Osetya veÇeçenistan’da olduğu gibi bugün de mazlum Azeri ve Ermeni halkları geçmişin günahlarını ödüyor.


Emperyalist ülkelerin çıkar çatışmaları devam ettikçe, yeni doğal sınırlar çizilmediği sürece ve daha da önemlisi ulusların kendi kaderini tayin etme hakkı tanınmadıkça çatışma durumu sürüp gidecek.
11.01.2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top