Gündem

Umut İLERİ – FAŞİZME KARŞI KOMÜNİST ALTERNATİF NE OLMALI!

Son günlerde Faşizm tespitleri yine sol içersindeki tartışmalarda ön plana çıktı.
Faşizm mi, Burjuva Demokrasisi mi gibi aslında birbirinden çok farklı olmayan, her ikisinin de özünün burjuva diktatörlüğü olduğu iki Egemenlik Biçimini özellikle sona gelmiş dayanmış Kapitalizm koşullarında birbirine karşıymış gibi gösterip birinden yana diğerine karşı mücadele vermek, tartışmayı bu sınırlara hapsetmek, doğru bir anlayış olmaz.

Bir kere Kapitalizm var olduğu sürece FAŞİZM tehlikesi hep var olacaktır.
Devletin hep bir yerlerinde pusuda bekleyecektir.

Emperyalizm çağına özgü olan Faşizm tekelci burjuvazinin koşullara ve konjonktüre bağlı olarak tercih ettiği ve kullandığı bir Devlet biçimidir.
Tıpkı Burjuva Demokrasisi gibi özü de Burjuva Diktatörlüğüdür.

Emperyalizm çağı siyasi gericilik çağıdır.
Bu Siyasi gericilik çağında Burjuvazinin egemenlik sınırları toplum ve birey üzerinde çok daha derinleşmiş ve genişlemiştir.

Teknolojinin sağladığı olanaklar sayesinde bu egemenlik artık yaşamın en mahrem olan alanlarına kadar nüfuz etmiştir.
Bu gelişme artık bir takım olguları eskinin kavramları ile ifade etmenin de zorluğunu beraberinde getirmiştir.

Konuya dönersek;  hep bünyede varlığını sürdüren Faşizm öyle birden bire ortaya çıkmaz ve birden bire de ortadan kalkmaz.
Faşizm için başlangıç ve bitim tarihi veremezsiniz, çünkü o Burjuvazinin yönetim sürecinde yer almış ve diğer egemenlik biçimleri ile iç içe geçmiştir, onlarla arasında keskin hatlarla çizilmiş bir sınır yoktur.
Ne kadar süreceği o ülkedeki ve dış dünyadaki dinamiklere, sınıflar arasındaki güç dengesine ve onu ortaya çıkarak koşulların ortadan kalkma sürecine bağlıdır.

Somut bir örnek verirsek;12 Eylül Faşist bir diktatörlüktür.
Tüm Dünyada Sermayenin kendini yeniden üretirken geldiği gelişim ve birikim evresinin gereği, bu sistemin bir parçası olan Türkiye’de ki Sermayenin dışa açılabilmesi ve sisteme tam olarak entegre olabilmesi için ekonomik alt yapıda bir takım değişimlerin gerçekleştirilmesi gerekiyordu.

Burjuvazi bu değişimi o dönem ülkede gerçekten güçlü olan bir Sınıf hareketi, bir Toplumsal hareketin varlığı koşulları altında gerçekleştiremezdi.
Ancak bu değişimler, örgütlü Sınıf hareketini dağıtarak ve gücünü yok ederek gerçekleştirilebilirdi.

Sonuçta Sermaye dışa açıldı, istediğini elde etti ama toplumun kalan kesiminin üzerinden 12 Eylül bir silindir gibi geçti.
Bugün hala büyük bir kesim bu travmanın etkisi altında, Sınıf Hareketi o günkü gelişmişliğinden ve örgütlülüğünden çok uzaklarda.

Kapitalizmin tarihsel sınırlarına gelip dayandığı, kendini yeniden üretemediği koşullarda Sermaye Siyasi Üst Yapıda daha baskıcı, daha totaliter Egemenlik biçimlerine başvurur.
Bu bağlamda baktığımızda, günümüzde artık Sermayenin egemenlik biçimleri arasındaki farklılıklar, ARALARINDAKİ SINIR iyicene belirsizleşmiştir.

Özellikle artık Burjuva Demokrasisine dönüşün olanaksızlaştığı bu evrede, Komünistlerin alternatifi Proleter Demokrasidir.
Bu nedenle de Burjuvazinin hiç bir kesiminin bu mücadele de yeri yoktur.

09 haziran 2012

Umut İLERİ.

SOLPLATFORM.BİZ’den alıntıdır.

Yorum yap

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Haberler

To Top