Genel

TOPLUMLARIN TARİHİNİ DÖNÜŞTÜRECEK GÜÇ PROLETARYA VE ONUN PARTİSİ!

Umut ileri

Büyük işçi direnişi: 15-16 Haziran

Marks ünlü 11’inci Tezde “Filozoflar dünyayı anlamayı öğütler, oysa asıl olan değiştirmektir” derken pratiğin önemine vurgu yapar, teori ile pratiğin birliğini ortaya koyar.

Dünyayı anlamamızı sağlayan teorinin tek başına dünyayı değiştirme gücü yoktur.
Teori ancak yığınlar tarafından benimsendiği zaman maddi bir güce dönüşür.
Maddi bir olgu da ancak, maddi bir güç tarafından değiştirilebilir.


Kapitalist toplumda, insanın kendi ürettiği faaliyeti insana geri dönmekte ve onun esareti altına almaktadır.
Faaliyeti yaratan özne faaliyeti kontrol edememekte, faaliyet özneyi kontrol etmektedir.
Çünkü faaliyeti yaratan Özne aslında kendi sınıfsal çıkarlarının bilincinde olmadığı için, başkasının çıkarına hizmet ettiği için, hala başkası için sınıf olduğu için, faaliyetin tutsağı konumundadır.
Böylesine bir akıl dışılık, ister istemez akıl dışı bir toplumu ortaya çıkarmaktadır.
O nedenle kapitalist toplum, akla aykırı bir toplumdur.

İnsana aykırı toplumun ortadan kaldırılması, ancak insana aykırı faaliyetlerin son bulması ile olasıdır.
Bu akla aykırı toplum tarafından gerçekleştirilen insana aykırı faaliyetler, insanın kendi faaliyetlerini kendisinin kontrol altına aldığı, onu denetimin de tuttuğu bir toplumun gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Tarih ancak o zaman gerçek tarih olacaktır.
Tıpkı Marks’ın dile getirdiği gibi; “İnsanlar kendi tarihlerini, geçmişten devir aldıkları veya halen verili koşulların dışında kendi keyfiliklerince, özgürce yazacaklardır.”
Tabii ki bu sürecin sonlanması, çok uzun bir tarihsel dönemi gerektirecektir.

İçinde bulunduğumuz bu çağda, Kapitalizm’in tarihsel sınırlarına gelmiş dayanmış olması, insan yararını temel alan, savaşların, sömürünün olmadığı bir toplumu bizlere dayatmaktadır.
Önümüzde ki en temel sorun, bir taraftan yaşanan nesnelliğin bizlere dayattığı insan odaklı, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, savaşsız, sömürüsüz yepyeni bir dünya, diğer taraftan bu nesnelliğe yanıt veremeyen sol öznelliktir.

Gelinen bu evre, yaşanan bu nesnellik, yeni bir toplumsal formasyonun zorunluluğunu gösterse de, ne yazık ki bu nesnelliğe koşut, bu nesnellikten devrimci bir vazife çıkartacak öznenin örgütlü hareketliliği görülmemektedir.
 Bu süreci sonlandıracak, bu süreci yürütecek özne, kendi sınıf karşıtını ortadan kaldırarak kendisini de yok edecek politikliğe sahip proletaryadır.

Demek ki önemli ve asıl olan proletaryanın politikleşmesi, başkası için sınıf olmaktan, kendisi için sınıf olma konumuna geçerek, sınıfsal iktidarı karşıtından alması ve sınıfsız, sömürüsüz komünist toplumun kapısını açmasıdır.

Proletaryanın politikleşmesi, sınıf bilinci, siyasi bilinç edinmesine bağlıdır.
Sınıfla siyaseti bütünleştirmenin, sınıfla siyaset arasında kopmuş olan bağı yeniden oluşturmanın başka yolu yoktur.
Bu bilinci sınıfa taşıyacak olan da, işçi sınıfının düşünen eli, Komünist Parti’dir.

Burjuvazinin, ekonomik alan siyaset alan ayırımını ortadan kaldıracak, siyaseti burjuvazinin belirlediği “siyaset alanının” dışına çıkaracak, burjuva yasallığının dışında kendi yasallığını kendinin oluşturduğu, legal olanaklardan da yararlanmasını bilen bir Komünist Parti.

Bunun yanında işçi sınıfının partisi dışında başka sınıf araçlarına da gereksinimi vardır.
Dişliler işçi sınıfı ise, bu dişlileri hareket ettirecek motor gücü işçi sınıfının Parti’sidir.
Motor ile dişliler arasındaki volan kayışları ise, sınıfın iş yerlerinde, mahallelerde ve hayatın diğer alanlarında ki sınıf araçları, komiteler, konseyler, meclislerdir.
Tabi ki bu meclisler, kimilerinin dile getirdiği gibi, sözde halkı burjuvazinin meclisine taşıyoruz söyleminde ki meclisler değildir.
Bu meclisler bizzat halkın kendisinin oluşturduğu, söz ve karar yetkisinin kendisinde olduğu, doğrudan demokratik işleyişe sahip komünal yapılanmalardır.
Kısaca bu yapılanmalar, aynı zamanda birer ERK ODAĞIDIR.
Yarının yönetim organları, yarını bugünden kurmanın YAPI TAŞLARIDIR.


Ayrıca siyasi iktidar ulus ölçekli olduğu için, yerelde tek tek ülkelerde durum böyle olsa da, artık bir dünya sistemi haline gelmiş bu akla aykırı toplumu, kapitalist toplumu ortadan kaldırmak için, dünya genelinde, tüm ülkelerin işçilerinin ortak etkinliğini bir araya getirecek Enternasyonal örgütlenmeye gerek vardır.

Bu akla aykırı sistemi dünya üzerinden kazımak, onu tarihin çöplüğüne bir daha geri dönmemek üzeri göndermenin başkaca yolu yoktur.

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top