Kadın

ULRİKE MAİNHOF 7.EKİM 1934 9. MAYIS 1976

Ünal Salcı’dan alıntı;
ULRİKE MAİNHOF 7.EKİM 1934 9. MAYIS 1976
9 Mayıs 1975 günü Tübingen Üniversitesi adli tıp morguna bir kadın cesedi getirildi. Mallah adlı bir eski nazi profösörü bu alanda görevliydi. Evet. Mllah a aynı gün bir telefon geldi. Kendisinden ”cesedin dikkatlice incelenmesi” rica ediliyordu. Mallah bu mesajı aldığında ne yapacağını biliyordu. Geçmişte yahudilere dokunmaktan nefret eden bu faşist yine aynı duyguya kapıldı. Karşısında bir Yahudi yoktu, ama şimdi onun yerini tutacak bir ”komünist” bulunuyordu.
 
Ceset için ”intihar etti” açıklaması yapılmıştı. Mallah cesede bakar bakmaz onun intihardan ölmediğini hemen anladı. Adli tıbbın ”en saygın” ismi olarak otopsi raporunu şöyle düzenledi. ”Verilerden intihar ettiği anlaşılmaktadır.”
 
Evet. Rapor istenen şekildeydi ve basına da böyle açıklandı.
Kimdi bu Ulrike Meinhof neyi simgeliyordu.
Ulrike, Federal almanya da tanınmış bir entellektüldi. Alman solunun sistem içinde erimesi ve dönemin olağanüstü koşulları Ulrikeyi Andreas Bader le ve öğrenci hareketinin içinden çıkan devrimcilerin bazı militanları ile bir araya getirdi.
 
Yeni bir hayatı örgütlemek için yola çıkan bu grup Uruguay da şiddeti estetize ederek kullanan Tupamaroların şehir gerillacılığını temel aldılar. Kendilerini Kızılordu Fraksiyonu-RAF olarak deklare ettiler. RAF, sanayi toplumuna ve her türlü tahakküm biçimine karşı emperyalist ”anayurtta”yakılan bir isyandı. Ulrike ve yoldaşları şehir gerillacılığı eylemleriyle savaşı emperyalist merkezlere de taşımayı hedefliyordu. ”mücadele etmek gerek” şiarıyla yola çıkan Ulrike ve RAF ”Savaşı evinize taşıyın” sloganıyla herkesi büyük bir enternasyonal kuruluşa davet ediyordu.
”Demokrasi afyonuna” karşı panzehirliydiler. Ve kapitalizmin kalbini sekteye uğratıyorlardı. Sistemin bütün öfkesini üzerlerine çekmeleri de uzun sürmedi. Önce bir sürek avı başlatıldı. RAF kollektifinin imhası amaçlanmıştı. Özellikle de Ulrike ve Andreas hedef seçilmişti. 15 Haziran gecesi Ulrike, Hannover de solcu bir sendikacı olan bir profesör ün evinde yakalandı. Ulrikeyi saklayan da ihbar eden de aynı profesördü. Tecrit devrimciler arasında etkisini gösteriyordu. Ulrike yi Ölüm hücrelerinde tutsak ettiler. Her tarafı beyaz ve kör edici bir ışığın bulunduğu tabutluklara konuldu.
 
”Beyaz işkence” olarak adlandırılan yöntemlerle görme duyusunun köreltilmesi, tam sessizlikle işitme duyusunun iflası, tat ve koku almanın ve dokunmanın felç edilmesi amaçlandı.
Ulrike ve yoldaşları bir devrimci olarak ”sol memelerinin altındaki cevahire” sıkıca sarıldılar. Onurlarını bayraklaştırdılar. Ve açlık grevleriyle hem birey olarak karşı durmanın hem de ortak vurmanın gücünü gösterdiler. Aklın karanlık delhizlerinde cesaretle dolaştı, ama yine de çıldırmadı. En rafine ruhsal çökertme yöntemlerini hayallerine sarılarak aştı. Tavanın, yerin, duvarın insanı kıskaca alan ”renksizliğini” yaşama sanatının üstatları olarak gökkuşağına çevirdi. Evet. Tecrit yalıtma, posalaştırma operasyonu Ulrike için sökmemişti. Burjuva demokrasisinin özünde diktatörlük olduğu ve bu diktatörlüğün Gestapo nun rahle-i tedrisinden geçtiği bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı.,
 
Sistemin elinde tek çıkar yolu kalıyordu : İmha etmek !
9 Mayıs 1976 da bu operasyonun ilk adımı atıldı. RAF ın beyni ve kurucusu Ulrike Meinhof hücresinde katledildi. Alman yetkililer intihar etti açıklaması yapsa da bu açıklamanin hiç bir inandırıcılığı yoktu.
Evet Ulrike Mainhof 7 Ekim 1934 de yani bundan 86 yıl önce doğmuştu.
Anısına Saygıyla
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor
 
 
 

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top