Genel

UCUZ ADAM MUZAFFER ORUÇOĞLU VE KÖR SADAKAT!

Ahmet Hulusi Kırım

Devrimci kişilik, insanlığı kuşatan eşitsizler dünyasında toplumsal bir olgu olarak, yaşadığımız bugünkü toplumsal sistemin bizi kuşatan yıkıcı şiddetiyle mücadele içinde, genel bir sistem eleştirisi, sistem analizi ve onu düşünsel ve pratik içinde değiştirmek için insanın ortaya koyduğu politik ve pratik davranışta karşılığını bulur.

Tarihin çelişmesi, (emek- sermaye) bütün şiddetiyle devam ediyor. Kapitalist sistem kendi anarşisini üreterek, görülmemiş bir şiddette krizler konjonktürüne girmiş, büyük ve ölümcül son hamlelerini yapıyor…Biriken toplumsal çelişkileri çözme yeteneklerini kaybetmiş bir sistem, kendi anti tezini de yaratıyor…

Gerçekler devrimcidir!!!

Yeni toplum, yeni kültür, yeni insan tipi şekilleniyor, bu süreç ekonominin toplumsallaşmasını sağlayarak, insanlığın kapitalist emperyalist dünyayla olan çelişkisini, büyük ileri atılımlarla tarihi toplumsal olana doğru zorluyor. Kapitalizm, sistem olarak bütün maskesi düşmüş, savaşlardan beslenen bütün canavarlığı açığa çıkmış, asalak nitelikleriyle üretici güçleri geliştirme özelliklerini tamamen kaybetmiştir.

Bütün biriken bu sorunların dönekler cephesinde nasıl da büyük bir inançsızlığa dönüştüğünü, onların sürekli revizyonizm üreten beyinleri, devrime ve değişime olan inançsızlıklarındandır. Onlar devrimciliğe ilk adımlarını attıkları gün de istekli değildi ve devrimcilik onlar için o günün yükselen trendiydi. Bu döneklerin yaşamlarındaki kırılma, onların bütün kişiliklerini de deşifre ederek ortaya çıkarıyor… Muzaffer Oruçoğlu bu unsurlardan biridir.

TKP/ML’nin kuruluş aşamasında İbrahim Kaypakkaya sonrası …….no’lu kişi olarak görev üstlenen Muzaffer Oruçoğlu, çok kısa bir faaliyet sonrası yakalanmış, parti hakkında bildiklerinin tamamını itirafçı boyutunda hata fazlasını itiraf etmiş, bu gerçeğe rağmen yakalandığı andan itibaren poliste verdiği 65 sahifelik ifadesi yaklaşık elli yıldır gizlenmekte idi. Oysaki M Oruçoğlu ifade tutanaklarından da anlaşılacağı üzere yakalandığı günden itibaren polise parti hakkında bilgi vermeye başlamış, süreç ilerledikçe bu tavrı itirafcılık boyutunda partiye ve devrime karşı ihanet boyutuna dönüşmüştür.

M. Oruçoğlu’nun TKP/ML tarihindeki faaliyeti toplamda birbuçuk yıllık bir zaman sürecidir. Bu kısa faaliyetin çok kısa bir kesiti de Dersimde geçmiştir. Ancak bu süreçte elli yıldır devrimci kamuoyuna yanlış bilgiler verilerek, üstündeki sahte devrimci zırh ile, bir elinde gürz bir elinde mızrak, elli yıldır adeta TKP/ ML’nin en ön saflarında adeta savaşan bir sahte figür üretildi…

Oysa ki cezaevine düştüğü günden itibaren saf değiştirmiş, ve cezaevinde kaldığı süreci ”MK-FÜ” sıfatını kullanarak, en sinsi yöntemlerle parti tasfiyeciliği yapmıştır. Yurtdışına çıktığında da bu tavrını devam ettirmiştir. M Oruçoğlu’nun sorgusu esnasında verdiği ifadeler, İbrahim kaypakaya’nın katledilmesinde büyük bir dayanak oluşturduğu kanaatindeyiz. Çünkü bu kişi, cezaevinde görüştüğü avukatları yani beni ve.av.tuncer akis’i bile utanmadan,’tanımadığını’ ve ‘ görüşmediğini’ söyleyecek kadar müfteridir…

Muzaffer Oruçoğlu’nun 1973 yılında yakalandığında poliste ve savcılıkta verdiği ifadeler çeşitli yayınlarda ve sosyal medya üzerinden yayın yapan gruplarda yayınlandı. Bunun üzerine çok çirkin tartışmalar yaşandı ve hatta devrimcilere karşı savaş bile ilan eden mafya bozuntuları oldu. Burjuvazinin devşirdiği, Muzaffer Oruçoğlu’nun arkasındaki larvaları rahatsız eden nedenler bizce çok nettir ve tartışmaya bile değmeyecek kadar değersizleşmiştir…

M Oruçoğlu, 1973 yılında yakalandığında poliste hiç çözülmemiş ve çok az çözülmüş olduğunu, 55 gün sonra çözüldüğünü iddia etmektedir. ……… cezaevinde dört kişiden oluşmuş bir komite durumu değerlendirilmiş, M Oruçoğlu’nu sözüm ona ikinci katagoride değerlendirmiş ve ilişkinin devam etmesine karar vermiştir. Hatta ”MK FÜ” göreviyle yeniden taltif edilmiştir. Bu göreve taltif edildiği doğrudur, bu gerçeğin dışındaki söylemleri tamamen yalandır elli yıldır bu yalan etrafında parti tasfiyeciliği yapılmaktadır… Ayrıca M Oruçoğlu direnerek çözülmemiştir, yakalandığı günden itibaren çözülmüştür, ifade tutanaklarından bunu çok rahat anlayabiliyoruz…

Kendi el yazması ifadesi ve yine 61 sayfalık ifadesinde, 4.5.1973 tarihli daktilo edilmiş 65 sayfalık polis ifadesinde, yine 2.7.1973 tarihli savcı Yaşar Değerli tarafından alınan 15 sayfalık As. Savcılık “Hazırlık Soruşturması İfadesi Tutanağı” başlıklı ifadesinde anlaşılıyor ki, M.O.’nun bildiği her şeyi anlattığı yani tam çözüldüğünün, itirafcılık boyutunda çözüldüğünün ispatıdır.

61 sayfalık kendi el yazısı ve bir başkomiser, bir komiser, bir polis memuru ve kendisinin adları ve imzaları olan daktilodan çıkmış 04.05.1973 tarihli polis ifadesinde söylenenler aynı şeylerdir… M Oruçoğlu bu tavrını elli yıldır gizlemiş, zaten partiyle hiç bir örgütsel bağıda aslında bu tavrıyla kalmamıştır. M Oruçoğlu cezaevinden çıktıktan sonra görev kabul etmemiş, yurtdışına çıkmayı cezaevindeyken planlamıştır. Bu süreç bize göre karanlık bir süreçtir…

Oysa ki devrimci duruş büyük deneyimleri, büyük bedellerle göze alarak yalnız başına tüm bu sınavlardan geçmektir. İbrahim Kaypakkaya tamda bunu yaptı ve o, bütün bu sınavları düşman karşısında yalnız kaldığında da yalnız başına başarıyla tamamladı…

Mücadele içinde insan malzemesi değişerek, dönüşerek nitelik kazanır ve İbrahim Kaypakkaya bu niteliklerden biridir ve tek başına Savaşarak, ideolojik ve örgütsel olarak ne kadar güçlü olduğuna dost ve düşmana pratik tavrıyla ve sarsılmaz inancıyla ölümsüzleşerek ispatlamıştır…

Dost ve düşman kavramları bazılarının bilinç ve bilinç altı dünyasında yer değiştirmiş olsa da, Devrimci marksistlerin dost ve düşman kavramı çok nettir. M Oruçoğlu ve onun sırtındaki sahte devrimci zırh’ı deşifre ederek, kamuoyunu devrimci sorumlulukları gereği doğru bilgilendirmeye çalışan devrimcilere savaş ilan eden, emperyalist merkezlerde marksizmden dönmüş, uluslararası emperyalist sistemin sopasına dönüşmüş mafyatik yöntemlerle, devrimcilere savaş ilan eden üç beş unsurun bizim için hiç bir hükmü yoktur…

Emperyalist ve işbirlikçi sermaye kendi aydın kadrosunu üniversitelerden, aydınlardan ve benzeri ocaklardan üretir. Sıradan basit mafya ise entel kadrosunu devrimci döneklerden oluşturuyor.

Marksizmden kopmuş, ve ideolojik olarak dönmüş dönekler bu cephede sistemin kullandığı en önemli unsurlardır. Sistemin sopasıdır, dönmüştür bütün kişiliğiyle, kimin hizmetindeyse onun sopasıdır. Burjuva aydın bunlardan çok daha ahlaklıdır, dönek ise bütün değerlerinden soyutlanır, onun için devrim, sosyalizm, emek ve insan hiç bir şey ifade etmez. Bu gün devrimci marksistlerin ve halkımızın üstüne ideolojik olarak sürülen bu çetelerdir . Bunlara karşı mücadele, emek mücadelesinin, sınıf mücadelesinin en önemli biçimlerindendir.

Sistemin ideolojik saldırılarına karşı koymak, Marksizmden dönmüş revizyonist döneklerin çirkin yüzlerini açığa çıkarmak hayati önemdedir. Ruhunu eğitememiş döneğin/ döneklerin insanlığa katacağı hiç bir değer yoktur, onlar insanlığın en zayıf noktasındadır. Döneklerin tarih bilinci ayak altıdır. Onlar artık ayak altı insanlardır. Yıkıma uğramış kişiliğin dönekte- döneklerde hayat bulması, kayıtsız şartsız teslimiyettir.

Döneğin bu aşamadan sonra en büyük sermayesi dönekliğidir, ihanetidir. Dönek bütün kişiliğiyle sokakta artık bir zibididir, serseri, silik ve kişiliksizdir. İtici ve yıkıcıdır, saldırgandır, zararlıdır. Doğrulara saldırır, doğrularla kavga eder, entrikacı ve komplocudur. Siyaset sahnesinde o artık bir komplo makinesi görevi yapar. Köşe başlarını tutmak için hayasızca saldırır. Döneğin ana fikri, para ve kirli çıkardır. İhanet döneğin ve döneklerin sermayesidir.

Marksizmden dönmüş neoliberal bütün dönekleri sistem salmış piyasaya salmış, ipini koparan herkes bu koronun içinde. Bilimsel sosyalizmden uzaklaşan ve dönenler, halktan da uzaklaşıyorlar, emeğe, emeğin haklı kavgasına da yabancılaşarak, karşısına geçiyorlar, yani mevzi değişiyorlar. Emekçilerin karşısında ki mevzilerde silahlanıyorlar, devrimci cepheye kurşun atıyorlar…,

Bunlar devrimci marksizmin ciddi meselesi durumuna gelmiş, ve tarihi karşı devrimci ideolojik cepheden zorluyorlar… Devrimin, devrimcilerin döneklerinden oluşturulan koca bir döküntüler ordusu…Kendi kirli emelleri uğruna bu yola girmişler. Örgüt Parti, Devrim, Dava idealleri kafalarda silinmiş, bütün bunların yerini, alevicilik, Kürtçülük, kimlik, gerici orta çağ inanç ve ritüeller almıştır. M Oruçoğlu bu karakterlerden biridir bütün yandaşlarıyla birlikte…

Üç-beş aylık bir Dersim faaliyetini ve sonrasındaki ihanetini gizleyerek, partiden saklayarak, elli yıldır Dersim üzerinden rant devşiriyor. Eşcinselliğe övgüler, ensest ilişkiler, insan hayvan ilişkilerine, sübyancılığa güzellemeler yapan bu döneğin, bütün yazılımları burjuvazinin hizmetindedir…Emperyalist tekellere ve burjuvaziye övgülerini aşağıda aktaracağımız düşüncelerinden de çok net anlıyoruz…

Bakınız bu konularda dönek Muzaffer Oruçoğlu ne diyor?

……”Hatta ben size söyleyeyim, sermaye sınıfını da onları insan olarak görmek zorundayız. Onlar kişi olarak düşman ilan edilir, niye düşman ilan ediyorsun ya?. Tarih onları o hale getirmiş, senin görevin onları bir kişiliğe kavuşturmak, onları dönüştürmek, onları ortadan kaldırmak değil, dönüştürmektir.

Adam tekelin bir mensubudur, veya bir sermaye sahibidir, veya bir küçük orta işletmenin şeyidir. Suçu ne bu mekanizmadır onu bu hale getiren.

İnsanı yıkan, doğayı tahrip eden bir unsur haline nasıl gelmiş bu insan ya! dönüşemez mi? İnsan haline gelmez mi? Yani işçinin, üreticinin veya komünistin görevi sadece halkın kurtuluşu değil, halkı bu hale getirenlerin de kurtuluşu ya. Bunlar korkunç durumdalar, insan düşmanı haline gelmişler, doğa düşmanı haline gelmişler, mevcut durumun ve geleceğimizin düşmanı haline gelmişler.

Niye bu hale gelmişler bunlar ya?, bunlar insan değil mi, bunlar canlı değil mi, organik bir dünyanın parçaları değil mi? ONLARI DÖNÜŞTÜRMEK, İNSANİLEŞTİRMEK, DAHA DOĞRUSU YA BUNLARI KENDİ DOĞALARINA, ANA RAHMİNE GÖTÜRMEK GEREKİYOR. ONUN BİR ÜST SEVİYESİNE GÖTÜRMEK LAZIM…,

Yani anlayışımızı çok yönlü değiştirmek zorundayız. Eskilerde olabilir, eski komünistler ne derlerdi? Devlet sınıflara seçme seçilme hakkı tanımayız derlerdi. O günkü şartlarda öyle şey etmiştir. Ama şimdi bunu savunabilir miyiz?

Demin arkadaş bak Kazım çok güzel söyledi. Yani bir komünal sistemin kurulması lazım. Devlet mülküne karşı çıkmamız lazım, özel mülke karşı çıkmamız lazım. Komüne de karşı çıkmamız lazım ama mecburuz, ne yapmamız lazım, başka bir alternatifimiz yoktur?

Komünal mülkte iyi bir şey değil, çünkü orada bir mülk anlayışı vardır. Bu komünde ki bütün maddi şeyler benimdir vardır. O araca da baş vurmadan ilerleyemeyiz. Nasıl ki örgütlenmeden yıkamıyorsak, o araca başvurmadan da çok daha ileri bir sistem kuramayız”….

Muzaffer Oruçoğlu

5 Nisan 2020. Gazete Patika. TV yayını.

Katılımcılar

1- M. Oruçoğlu

2- Kazım Cihan

3-Erdal Emre

M Oruçoğlu bu tavrıyla düşünsel, pratik ve ideolojik olarak devrimin karşısındadır, burjuvazinin mevziisinden, devrimci mevziilere kurşun sıkıyor, kurşun atıyor. O elli yıllık ihanetiyle, parti tasfiyeciliği rolünü üstlenmiş ve bu çirkin yüzüyle elli yıldır Dersim’in tarihini, kültürünü, tarihsel karakterini iğdiş ederek, TKP/ML’yi içeriden kemiren bir kurtçuktur, derisidikenliler’dendir… Arkasına bıraktığı larvalar kemirgenleşerek emekçilerin sırtına bir kene gibi yapışmış, elli yıldır emekçilerin canından kanından besleniyorlar…

Gerçek devrimciler ve komünistler ise emekçilerin yanında ve önünde bedel ödemeye devam ediyorlar… Yurtdışında da bedel ödeyen devrimciler hala vardır ve onlar bu tavrın konusu bile edilemeyecek kadar kıymetlidir. Aşağılık komplolarla yurtdışında ve Türkiye’de devrimcilikte ısrar eden ve direnenler ya tasfiye ediliyor ya da düşman sofralarına meze olarak sunuluyorlar. Bu konuda elimizde önemli bilgi ve belgeler bulunmaktadır…

Sistemin bugün emekçiler üzerine saldığı bu döneklere karşı ideolojik olarak verilecek en küçük bir taviz, devrime değil, karşı devrime hizmet eder…Avrupa’ya kaçmış, emperyalist ideolojik merkezlerin kontrolüne girmiş bu dönekler, mücadele içinde d’klase olmuş döneklerdir…

M Oruçoğlu’nun poliste verdiği bütün ifadeleri ekte sunulmuştur…

Devrimci kamuoyuna saygıyla…

26 Haziran 2022

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top