Dünya

TÜRKİYE’YE CAATSA YAPTIRIMLARI

B-52 Bomber Savaş Uçağı En Fazla Kaç Tane Silah Taşıyabilir?

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Birçok ABD yetkilisi, eski Başkan Donald Trump’ı, “ABD çıkarlarına ihanet etmek“ ile suçladılar. O’nun yargılanması ve hatta tutuklanması için bir hayli neden var. Ancak bu yönde bir adım atılması pek muhtemel görünmüyor. Çünkü, Donald Trump’ın şahsında ABD’yi küçük düşürecek bir şey yapılmak istenmiyor. Zira Trump üzerinden ABD’nin uluslararası alanda yıpranacağı öngörüldüğünden bu adımdan imtina ediliyor. Bu, yine de Trump’ın yargılanmayacağının manasına gelmemektedir.

“YENİ GELIŞMELER BİZE NE ANLATIYOR“ adlı makalemizde şu tespiti yapmıştık: “Biden’ın koltuğa oturmasıyla ABD politikası önemli oranda değişecektir. İlk önce içte ve dışta Trump döneminde bozulan dengelere yeni bir düzen getirilmeye çalışılacaktır. ‘Dost ve müttefik‘ tanımlamasına yeniden gidilecek… Müttefiklerle ortak paydalar tespit edilecek ve birlikte yol alınmaya çalışılacaktır. Düşmanlar belirginleştirilerek. Trump döneminde kendilerini imtiyazlı sayan birçok devlet, yeni yönetimin hedefinde olacak… Bu yeni politikadan Türkiye de büyük oranda etkilenecektir. Kürdleri birinci derecede ilgilendirdiği için ABD’nin Türkiye politikasını biraz irdelemek gerekiyor“ demiştik.

ABD bu aşamada Türkiye‘yi İran gibi direkt askeri olarak hedef almaktan ziyade, mevcut yönetim ve ortaklarına, aynı zamanda onların yürüttüğü iç ve dış politikalara farklı yöntemler kullanarak müdahale etmeyi daha uygun görmektedir. Birçok yaptırımın yanı sıra Türkiye’ye uygulayacağı CAATSA yasasını devreye koydu. Beiden yönetimi bununla Türkiye’ye çok önemli bir mesaj vermiş oldu.

CAATSA; ABD’nin hasımları karşı uyguladığı bir yaptırımdır. Fakat çok ağır bir yaptırım… Bugüne kadar Çin, Rusya ve İran’a uygulandı. Şimdi ise Türkiye’ye uygulayacak… ABD, bu yasa ile Türkiye’yi düşman kategorisine dahil etmek için ilk adımı atmış oldu.

Her ne kadar bundan önce de zaman zaman ABD ile Türkiye arasında sorunlar yaşansa da, her defasında bunlara hal çaresi bulunuyordu. Fakat bu defa iş ciddi. ABD’nin CAATSA yaptırımları ile Türkiye‘yi düşman kategorisine almaya başladığına dair ilk adımı atması tarihsel bir gelişmedir.

CAATSA yaptırımları 12 maddeden oluşuyor. ABD‘nin ulusal güvenliği ve geleceğini ilgilendirdiği için Başkanı da bağlıyor ve Başkan bunu uygulamak zorunda.

Türkiye bölgede ABD ve Batı’nın çıkarlarına karşı hasmane yaklaşıyor. Rusya’dan S-400 aldı. Akdeniz’de, Suriye’de, Kürdistan’ın güneyi ve güneybatısında, Libya’da, Kafkasya’da Irak’ta boyundan büyük işlere kalkıştı, Avrupa‘ya karşı Cihadistleri ve mülteci kartını kullandı. İçeride ise katı bir diktatörlük uyguladı. Kürdlere karşı soykırım düzeyinde uygulamalarda bulundu.

Recep Tayyip Erdoğan, Trump’tan ve ABD seçim döneminde olmasının yarattığı zaafiyetten istifade ederek, Ekim 2020‘de Rusya‘dan aldığı S-400 füzelerini Sinop’ta denedi. ABD devlet aklı buna karşın aynı dönemlerde CAATSA yaptırımlarının 5 maddesini Trump‘u onaylama mecburiyetinde bıraktı.

Türkiye‘ye karşı uygulanan bu 5 madde, onun savunma sanayisini, başka bir anlatımla Türk ordusu ve onun savunmasını oluşturan hava, kara ve deniz kuvvetlerini hedef almaktadır.

Bu yaptırımın başka bir boyutu daha var… Mevcut yönetimin rant kaynağını hedef almaktadır. Eskiden Türk ordusunun alım satım ve ihtiyaçlarına Generaller karar veriyordu; komisyon ve rantını da onlar yiyordu. Recep Tayyip Erdoğan döneminde orduyla ilgili bütün alım satımlar savunma sanayii müsteşarlığına (başkanlığına) bağlandı. Aynı dönemde bu alanda Erdoğan ve çevresine bağlı onlarca şirket kuruldu. Damadının Drone şirketi gibi… Bölgedeki savaşlar ordunun önemi ve ihtiyaçlarının çokluğu ile bu sektör önemli bir rant kaynağı teşkil ediyor. Türkiye‘deki bütün büyük gelir kaynakları gibi bu sektör de Recep Tayyip Erdoğan‘a önemli bir kaynak sağlamaktadır. Bu da ona, bölgede saldırgan bir politika izlemesine imkan sağlamaktadır.

ABD, CAATSA yaptırımları ile Türkiye‘nin askeri potansiyeline, Erdoğan’ın en önemli rant kaynaklarından birisine yönelmiş oldu. Ayrıca bu askeri kapasite ile bölgedeki saldırgan ve işgalci girişimlerde bulunmasının yanında, bu sayede içerde şoven duyguları körükleyerek oy devşirmesini de engellemiş oldu.

Eskisi gibi artık Türkiye’de turizm ve yabancı yatırım dönemi bitmiştir. Türkiye aldığı kredilerin faizini bile zor bela ödeyecek bir durumda… Türkiye buna rağmen, son günlere kadar Azerbaycan ve Libya’ya silah, drone ve cihadist satarak dev bir rant elde ediyordu. Bu rant Recep Tayyip Erdoğan ve çevresinin kasasına akıyordu. ABD, CAATSA yaptırımları ile Türkiye ve Erdoğan’ın bu rantına da büyük bir darbe indirmiş oldu. CAATSA yaptırımları yüzünden Türkiye savunma sanayii başkanlığı artık, ABD ve uluslararası kuruluşlardan ihracat belgesi alamayacak, kredi kullanamayacak.

Türk savunma sanayiinin ithalat lisansının iptal edilmesi ne anlama geliyor?

CAATSA, Türk ordusunun ABD’den, F-16‘lar uçakları için parça ve çeşitli silahlar ithal etmesini engellemektedir. Türk ordusu bu yaptırıma uzun bir süre dayanamaz. Şu anda bile daha evel uygulanan ambargolardan dolayı Türkiye en gelişmiş askeri teknolojiyi alamıyor. Türkiye F-16 uçaklarında blok 30 versiyonu bir teknolojiye sahipken, buna karşılık Yunanistan F-16 uçakları blok 50 versiyonu ile donatılmıştır. Her ne kadar Türkiye savunma sistemi, sayısal olarak üstünlüğüne korusa da teknolojik donanım açısından üstünlük Yunanistan‘a geçmiş bulunuyor. Yunanistan donanması da Türkiye’den daha üstün.

Bilindiği üzere Türkiye silah sanayi için yüksek teknolojili parçaların yüzde 45’ini (1408 kalem) ABD’den alıyordu. Yine bilindiği üzere savunma sistemi bütünü ile ABD‘ye bağımlıydı. Türkiye başka bir pakt ve askeri bir sisteme geçmek istese bile bunu finanse edecek ekonomik kaynaklardan yoksundur. Ayrıca kaynak bulsa bile, yeni bir sistem tesis etmek on yılları alır. Bu, Türk ordusunun bütün araç ve gereçlerinin değiştirilmesini gerektiriyor.

CAASTA’dan sonra Türkiye, Batı’nın başka bir ülkesinden de ileri teknoloji silah sistemleri alamıyor. Çünkü Batı’nın silah sistemlerinin ezici çoğunluğunda ABD‘ye ait aksamlar var.

Türkiye‘nin Drone sisteminde ve bir bütün olarak Batı Drone sistemlerinin hepsinde ABD‘ye ait teknoloji kullanılmaktadır. Bu durumda Türkiye’nin elindeki Droneler yedek parça yokluğundan dolayı kısa sürede iş göremez duruma gelecektir.

ABD CAATSA yaptırımları ile Türkiye’yi çağa uygun bir çizgiye çekmek istemektedir. Türkiye‘de belli kesimler bunu anlıyor, ama bunu destekleyecek herhangi güce sahip değiller.

Her ne kadar ABD yetkilileri, bu yaptırımlar neticesinde olumlu bir netice alacaklarına inansalar da, bize göre bu ihtimal dışı… Her şeye rağmen direnecek ve sonuçta Irak ve Suriye’nin durumuna düşecektir.

Hatırlarsanız ABD‘nin CAATSA yaptırım kararını aldığı ilk günlerde Türkiye‘de Dolar aniden yükseldi; kaosa doğru giden bir panik oluştu. Fakat daha sonra mevcut yönetimin uygulama ve politikalarının hedef alındığı anlaşılınca piyasalar biraz normale döndü. Dolar az bir puanla da olsa düştü. ABD halen Türkiye‘yi barışçı bir çözüme zorlamaktadır. Bir bütün olarak gözden çıkarmış değil. ABD’nin istediği Türkiye’nin Batı sistemine uygun bir ülke olmasıdır.

AB ülkeleri de Türkiye ile sorunludur. Türkiye ile ilgili son toplantısında yaptırım kararı almadılar. Mart ayına bıraktılar. ABD‘deki seçimi ve yeni yönetimi beklediler. ABD’nin Türkiye konusunda AB ile anlaşacağı ve birçok ortak paydaları olacağı şimdiden görünüyor. Şubat ayındaki NATO zirvesinde Avrupa ve ABD anlaşarak Türkiye yönetimine gerekli talepleri sunacaktır. Onu sınırlayacaktır. Buna karşı çıkarsa askeri operasyon dahil olmak kaydıyla birçok sert yönelimle karşı karşıya bırakılacak. Amiyane tabirle Türkiye’nin; “fişi çekilecek”.

Türkiye’nin mevcut durumda Cihadist, işgalci Osmanlı hayalleri ile katliamcı olduğu gerçeği herkes tarafından biliyor. Çevresinde saldırmadığı ülke kalmadı. Uluslararası alanda herkesle sorunlu. Kürdlere soykırım uyguluyor. Bu politikalarıyla kendini kimseye inandıramayacağı kesin. Bu mevcut politikada ısrar ederse önce İranlaştırılacak, sonra Irak ve Suriye’nin durumuna düşürülecektir.

ABD ve diğer Batı ülkeleri, Türkiye gibi stratejik bir coğrafyadan kuşkusuz vazgeçmez. Daha ötesi Türkiye’yi Türkiye yapan Batı’dır. Osmanlı imparatorluğunun küllerinden Türk devletini kurdular. Siyasi, diplomatik alanda destek verdiler. Ekonomik olarak geliştirdiler. NATO’ya üye yaptılar. Askeri destek vererek Türk ordusunu, NATO’nun ikinci büyük ordusu haline getirdiler. Önünü açtılar. Komşularına saldırttılar. Kürdleri soykırımdan geçirmesini desteklediler. Daha önemlisi SSCB’ye karşı Batı’nın elindeki kılıç oldu. Bu misyonu yerine getirdiği sürece Batı Türkiye’yi koruyup destekledi.

Türkiye, Sovyet Bloku’nun tasfiyesi ve ABD öncülüğünde uygulanan yeni dünya düzeni ile eski misyonuna ters düştü. Bunda ısrar etmeye devam ederse ABD daha ağır yaptırımlar ile üstüne gitmeye devam edecektir. Türkiye ya değişir ya da daha zorlayıcı ve ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalır. Kritik duruma gelinirse Türkiye’nin askeri bir müdahale ile karşı karşıya kalması ihtimali çok kuvvetli.

ABD’nin Türkiye’ye karşı harekete geçireceği çok etkili kozları var. Hepsinden öte Kürdleri alışık olunmayan şekilde destekleyebilir. Herkesten daha çok gelişmelerden biz Kürtlerin dersler çıkarması gerekiyor. Yapmamız gereken ilk şey, ABD ve bir bütün olarak Batı dünyası ile mevcut dünya düzeninin icap ettirdiği şekilde yeniden yapılanmak ve ona uygun politikalar geliştirmek olmalıdır.

28 Ocak 2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top