Bölge

TEKRARLANAN OYUN

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Tekrarlanan bir oyun var.

Türk egemenlik sistemini koruma oyunu.

Dünden bugüne kurulu sistemi korumak için Türk egemenlik sistemin kanatları (Kışlacı-Camici) arasında iktidar kavgası var. Gerçi şimdi tekleşti. Kışla Camileşti, Cami Kışlalaştı.

Bu kavganın esas amacı kurulu sistemi korumanın yanı sıra kimin iktidar olma, daha çok rant alacağı kavgası söz konusu.

Geri kalan politikalarda bir farklılıkları yok.

Politikada iktidar muhalefetleşir, muhalefet iktidarlaşır. Özelikle Kürdlere karşı ve dış politikada.

“Devletin ülke ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” ilkesi herkesin amentüsü olur.

Zaten Türk egemenlik sistemi bunun üzerine kuruludur.

Bu, “değişmez, bükülmez, daha ötesi tartışılmaz” kabul edilerek herkese dayatılır.

Kendini Türk olarak kabul eden muhacir-göçmen Anadolu toplumuna dayatılır, onlarda bunu kabullenmiş ve kanıksamıştır.

Tersini yapanlar “devlet, ülke ve millet düşmanı” ilan edilir.

Bunlara yönelik gereken uygulamaya gidilir.

Fiziki yok edilmekten tutun işkenceli sorgulardan sonra zindana tıkılır. Zoraki göçe tabi kılınır.

Uygulamaya uğrayanlar Kürdler, azınlık milliyetler, solcular, farklı din ve mezhep sahipleri olur.

Sistemin sahipleri seçim süreçleri dışında bu çevreleri inkâr etmenin yanı sıra yok etme politikasını uygular.

Seçim arifesinde kayış biraz gevşetilir.

Bu kesimlere karşı sahte gülücükler dağıtılırken bile elleri sopalıdır.

Sonuçta bu kesimler alavere-dalavere ile sistem içine çektirilir.

Kimi Kemalistleri, kimi Camici kesimlerin içinde yer aldığı bir cephenin destekleyicileri kıvamına getirilir.

Şimdi bir seçim süreci yaşanıyor.

Başta Kürdler olmak üzere diğer milli azınlık, sosyalistler, farklı din ve mezhepler “Cumhur İttifakı”nın mı yoksa “Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayını mı destekleyecekler meselesi yoğun tartışılmaktadır.

Bu kesimler hangi ittifakı desteklerse o ittifakın adayı devlet başkanı seçilecektir.

İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer burası.

Kürdler, azınlık milliyetler, sosyalistler, farklı din ve mezhepler hangi ittifakı desteklerse desteklesin kaybedecekleri kaçınılmaz.

Bu ittifaklardan hangisini desteklerlerse desteklesinler kazanan kurulu Türk egemenlik sistem sahipleri olur.

Kürdler, milli azınlıklar, solcular, farklı din ve mezhepler oynanan oyunun dışı kalması kendi çıkarları gereğidir.

Bu kesimde bu oyuna katılanlar bilerek veya bilmeyerek kurulu Türk egemenlik sistemine hizmet etmiş olurlar.

Çünkü bu politika ile kendi geleceklerinin önü açılmıyor.

Bilinir ki bu oyunla sistem sadece kabuk değiştiriyor. Özü olduğu gibi kalıyor. Seçim sonrası eski politika kaldığı yerde yoluna devam ediyor.

Bu da Türk yönetim biçimidir.

Türk egemenlik sistemin ol manzarası budur.

Daha evvel görüldü.

Kimi seçimde, kimi referandumda bu oyuna katılındı.

Kimi zaman Kemalistler kimi zaman Camciler desteklendi.

Sonuçta dağ fare bile doğurmadı.

Azınlık milliyetler, sosyalistler, farklı din ve mezhepler bir yana Kürdlere kaybettiren politika bu oldu.

Bu nedenle Türk egemenlik sistemin kabuk değiştirme oyununa Kürdler katılmamalı. Kemalistleri ve Camicileri baş başa bırakmalı. Çünkü kendilerine uzatılan çubuğun iki ucu da pisliktir. Kürdler bunu reddetmelidir.

Kürd politikası; Kürdlerin millet olmadan doğan doğal hakkı olan devletleşme politikası olmalıdır. Politika bunun üzerine inşa edilmelidir.

Kürdlerin millet olmaktan doğan haklarının savunucusu olmadın mı sistemin şu veya bu kanadın yedeğine düşmek kaçınılmaz olur.

Bu politikada ısrar edildikçe Kürdistan’i olunamaz.

Kürdistan’i olabilmek için Türk egemenlik sistem zemininden çıkmayı gerektirir. Kendisine dayatılan sömürgeci hukuku reddedilmeyi, kendi bağımsız gündemini oluşturmayı zorunlu kılar.

Önümüzdeki Türkiye seçiminde izlenmesi gereken politika bu olmalıdır.

Tıpkı İrlandalıların, Galerlilerin, İskoçyalıların, Katalonluların izlediği politikayı edinmek gerekir.

Böylesi bir politika Kürdlere kazandırır.

Genel durum bu olmakla beraber Türkiye’de bir seçim olacak. Kürdler buna kayıtsız kalamaz. Daha ötesi ayaklarına bir fırsat gelmiştir. Bunu iyi kullanmak gerekiyor.

Sistemin her iki kanadının kimin iktidar olması için Kürd halkının desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Kim Kürd halkının desteğini alırsa iktidar olduğu geçmişten bugüne kanıtlanmıştır. Önümüzde ön görülen seçimde de durum budur. Sistemin kanatları bunu görmektedir. AKP’nin son dönemlerde HDP’ye şirinlik gösterisinin nedeni de budur. Adalet Bakanında içinde olduğu bir AKP Heyeti’nin HDP ziyaret etmesi, Selahattin Demirtaş’ın babasının hasta olması nedeniyle onu özel uçaklarla Edirne’den Diyarbakır’a götürülüp babasıyla görüştürülmesinin nedeni de budur.

Bir taraftan “terör odağı” ve kapatılması için anayasa mahkemesine taşınması sürerken HDP ziyareti ve Demirtaş’a gösterilen ilgi atbaşı gitti.

Sahi bayram değil, seyran değil AKP ve ortağı MHP, HDP’i niye öptü?

Amaç belli. İktidar olmaları için HDP ayağına gitme mecburiyetleri var. Çünkü onun desteğine ihtiyaç duyuyorlar. Başkanlık seçiminde HDP’nin kendi adayını çıkarılmasını, bu mümkün değilse iki kanat arasında tarafsızlık politikasının sürdürmesini kendilerinden istiyorlar.

Bu gelişme ile HDP’nin ayağına büyük bir olanak gelmiş bulunuyor. Kendisinden istenen tutumu izlemesi halinde onun da AKP’de istenecek sayısız istemi olur. Bu istemleri dayatma ve alma şansı doğmuştur. HDP ayağına gelen bu şansı iyi kullanırsa hem Kürdistan halkı ve hem de kendisi geçicide olsa bir nefes alma olanağına kavuşur.

15 Kasım 2022

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top