Genel

Tarihsel Yasalar

'Asya’nın pirinç kasesi'nde isyan - Mühdan Saglam

Erdoğan ATEŞİN

İnsanlar toplumsal üretim yaparlarken kendi iradeleri içinde vazgeçilmez ve ondan bağımsız belirli toplumsal ilişkilere girerler. Yine bağlantılı bir başka yasa, maddi üretim güçlerinin her gelişme evresine onunla ilişkili belirli bir toplumsal üretim ilişkilerinin tekabül etmesidir. Teknoloji, insanlar arasında belirli türden değişik ilişkiler gerektirir.

İlkel teknolojik koşullarda çalışan işçiyle görece daha ileri bir teknolojide çalışan bir işçi farklıdır. At ya da öküz’le çekilen karasaban tek kişi tarafından kullanılabilirken, büyük bir fabrika daha kompleks bir grup, bir ekip çalışmasını gerektirir. Tamda bu ortamda işin uzmanlaşmış görev dağılımına bölünmesini gerektirir. O nedenle ekonomik değişme sadece teknolojide değil, aynı zamanda, sadece üretimle bağlantılı toplumsal ilişkilerin değil, toplumsal ilişkilerinde aynı zamanda değişmesini gerektirir. O nedenle teknolojik gelişme yalnız başına tarihsel gelişimin ana nedeni olamaz.

Marx, bütün bu nedenlerle teknolojik determinizmi reddeder. ‘’ …yaşamı bilinç belirlemez, bilinci yaşam belirler’’ bilinç, insan etkinliklerinin bir ürünü, bir sonucudur. Marksizm, tarihsel evreleri, tarihsel süreçleri, statik, değil, dinamik süreçler olarak görür. Toplumun üretim teknolojisi süreç içinde ve zamanla değişir ve bu değişimler yaygın özel mülkiyet sisteminin devrini-zamanını tamamladığı bir noktaya kadar biriktiğinde, bir aşamadan başka bir aşamaya, başka bir evreye geçilir. Bu süreçte nicel birikim, nitel sıçramaya dönüşerek, çelişki yer değiştirir ve yerini başka bir sürece bırakır.

Tarihsel süreçlerin evriminde belirleyici olarak temel faktörler dışsal ve üst-yapısal unsurlar, örneğin coğrafi keşifler, salgın hastalıklar, ve yıkıcı basit çatışmalar , ilklim, coğrafya değil, esas belirleyici olan toplumların içsel, toplumsal yapının ekonomik, temeliyle bağlantılı, sosyal, sosyo ekonomik yapı içinde işlerlikte olan ve onun üretim tarzını değiştiren güçlerdir. Yeni toplum eskinin rahminde gelişir…

Her toplumsal evrenin kendine özgü değişik, farklı üretim teknolojileri ve farklı sınıfsal ilişkiler karakterize eder. Bütün toplum biçimlerinde sınıfsal konum ve ilişkiler üretim faktörlerinin kullanılma tarzının ve bunlara sahiplik biçiminin yansımalarıdır. Marx, 1840’ların Hegel’ciliğini doğru diyalektik bir yöntemle yorumlayarak, onun devrimci Marksist yorumunu yapar.

Kapitalist maddi sistemin nihayetinde yıkılarak, yeni bir toplumsal aşamanın ortaya çıkacağını kesin bir dille söylüyor ve bu sona ulaşmadan mantıksal olarak bir çok tarihsel evre’nin yaşanabilir olduğunu söylüyordu. Bu süreçte feodal soylu sınıf gibi, burjuvazide kendi ölümüne yol açacak silah teknolojileri üreterek geliştirmektedir. Bu süreç çoktan başlamıştır ve bugün ölümcül bir aşamadadır.

Bugünün kapitalizmi ve onun yarattığı teknolojik gelişme bütün insanlığın ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilecek aşamaya gelmiştir aslında. Ancak bu sürecin gerçeğe dönüşmesi kapitalist güçlerin özel mülkiyetten tamamen arındırılmasıyla mümkündür. Buna bugün burjuvalaşan proletarya da dahildir. Bugünün proletaryası burjuva bir proletaryadır ve özel mülkiyetçi bir sınıf karakterine sahiptir. Tarihin bilmecesini komünizm çözecektir…

Marx, tarihsel olayların doğrudan nedenleri ve onların özel örüntüleri her ne olursa olsun mevcut sürecin esas ve nihai amacının sınıfsız bir toplumda insanın tüm potansiyelinin gerçekleşmesi olduğu fikrine sonuna kadar bağlı kalmıştır…Marx, hayatı boyunca kapitalizmin yıkıcı şiddetine karşı, işbirliğine dayalı bir toplumsal ortamda bireylerin kendi potansiyellerini özgürce geliştirmeyi ve gerçekleştirmeyi savunmuştur.

[email protected]

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top