Genel

TALİHSİZ KÜRT HALKININ İKİ BAŞ BELASI…

Menderes İNANÇ

Bir hastalık gibi Kürt’lerin adeta bedenini sarmış iki belalı tedavisi zor hastalıklar…

1- Aşiretçilik.

2- ideolojik bölünmüşlük. Kürt Aydınları neden uzak ve seyirciler? Kürt Aydınları Devletten değil İdeolojik ve fraksiyonculuk yapan Kürt’lerden korkuyorlar. Osmanlı’nın dağılması ile başta Balkan Halkları olmak üzere; Arap kabilelerine kadar her Halk her millet kimi yerde her aşiret olanlar bile; kendi kaderini tayin ederek ulus devlet sürecini tamamladılar. (Katar bir Arap aşiretidir)1514, yavuz Sultan Selim’le başlayan aşiretleri çatıştırma,Kürt aşiretleri arasında bir birilerine kırdırma politikaları Derinleşerek süre geliyordu.

Birinci Dünya savaşı sırasında, Tarihi bir fırsat doğmuştu, İmparatorlar dağılıyor uluslar kendi kaderlerini, tayın ediyorlardı. Bu süreç adeta herkese bir fırsat olmuş her Halkın kapısını çalıyordu. Kürt’ler bu fırsatı kaçırdılar.

1890’dan 1914 de, kadar, kendini aydınlanmacı olarak ortaya atan İTC ittihat ve terakki cemiyeti Osmanlı’ya içerde baş kaldırmış Yönetimi elle almıştı zaten, tamda bu gün olduğu gibi sırtını Kürt’lere dayayan kazanacaktı. Bu günkü gibi başka hiç bir şansları yoktu.

(Cumhur ve millet ittifakı)Osmanlı’nın devamından yana olan İkinci Abdülhamit ise, daha çok islamcı ama Kürtlersiz ayakta kalamayacağının farkında idi ve direniyordu. Kürt Aydınları adeta makasın iki ağzına sıkışmış gibiydiler;Karar vermekten zorlanıyorlardı.

Abdülhamit Kürt’lerin tarikat damarından giriyor ittihatçılar İse Kürt Aydınların Avrupa-i Aydın damarından giriyorlardı. Abdülhamit Osmanlı’yı toparlayıp iktidarının devamını Sağlamanın yolunun Diyarbakır’dan geçtiğinin farkında idi, bunu biliyordu bu gücün Kürt’ler olduğunun da emindi ve farkındaydı, öyle emindi ki; idari özerklikten Federasyon yönetimine kadar razıydı.

İTC’ liler, ise gizliden gizliye Türklük geliştirmenin peşinde idiler. Daha en başından beri İTC İle yola çıkan Kürt Aydınları ve laz Ermeni Arnavut gibi halkların Aydınları sonra bir bir tasfiye olacaklardı… Bu süreç Kürt’lerin tam otuz yılını yedi heba etti. İstanbul ve Avrupa’daki Kürt Aydınları 1914’ten itibaren Her ne kadar Bitlis merkezli bir başlangıç yapsalarda, birlik adına ciddi engellerle karşılaşacaklardı, Kürt Halkının kimi kesimleri Ağasını aşamadı, kimileri ise şeyxini aşamadılar.

Alevi Kürt’ aşiretleri daha Kürdistan’ı davransalar de, Ondan fazla Aşiret olmaları birliği bozuyordu. Malatya Adiyaman aşiretleri yer yer yan çözebiliyorlardı. Abdullhamit’in mezhep kini Alevi Kürt’leri ürkütüyordu. Ermeniler Kürt’lerle bir olmaktan yanaydılar, İTC’nın Sinsi politikası ise Ermenileri ve Kürt’leri bir birine vurmaları iki halkın zayıf düşürülmesi onlar İçin Kürt engelini ortadan kaldırmak olacaktı.

Önce Ermeniler sonra sıra Kürt’lere gelecekti… Sinsi ittihat terakki planı alta işlerken kararlar Abdülhamit’te aldırılıyordu…Geçen yüz yıllı kaybeden Kürt’ler; bunu faturasını ağır ödediler.

Evet aşiret bölünmüşlüğü engeldi kimi ağalar dik dururken kimileri çok rahat düşe biliyor kendi iktidarına eli milyonluk Halkın kaderini kurban ede biliyordu. 1950’den itibaren yeni Kürt Aydınları harekete geçmiş oldular. APE Musa adeta yerinden duramıyor her gazetenin her derginin her oluşumun ilk adamı olarak ben varım diyordu” İkinci Dünya savaşı geride kalmış, Rusya Almanya’yı yenmiş NATO ve Varşova paktı kurulmuş iki kutuplu bir dünya sistemi oluşmuştu.

Kürt Aydınları harekete geçerek öncelikle bir milletin asimilasyonunu durdurulmalı” diyerek her şeyi göze aldılar. Gelin görün ki; günümüzdeki Kürt Aydınları ideoloji ve dar parti çıkarlarına kurban edilmektedirler ya onun ideolojisini partisini liderini kabul edeceksin yada hayınsın” Ne acı bir durum! 1950 den itibaren sadece asimilasyon durdurulmadı.

Kürt’lerin talepleri seslendirildi, Kürt’lerin de eşit koşullarda bu ülkenin ana unsuru olarak paylaşımda ortak olmaları ilk defa dillendirildi. Kendi Ana dilli ile okumalılar Kürtçe ülkenin ikinci Ana yasal dili olmalı gibi talepler sıralandı…

Şimdi dikkatle okuyun ! 80’ Kürt Aydını Kürt asimilasyonunu durdurup uyanışı sağlamayı başarırken günümüzde neden seyirciler? Kürt Aydınların ağır bedel göze alarak tarihi adeta ters yüz etmelerine Tarih şahittir. Belgelerde Kitaplarda makalelerde mevcuttur.

49’lar 55’ler ve 23’ler… 485’ler ve Sivas kampı; çünkü bu aydınların çoğuna ayni listelerde iddam edilmek için yer verirler.. Diğer yanda bir Kürt aydını tüm idamlara direnir boşa çıkarır dönemin Diş işleri bakanı Fatin Rüştü zorlu aslen Rojavalı Kürtlerindendir.

Hepimiz Musa Anteri sadece gazeteci kimliği ile biliriz o yalnız bir gazeteci değildir ayni zamanda Musa Anterdir… Kürt’lerin Teoador Herz dır… İşte burada ikinci hastalığa yakalanan Kürt’ler; halen hastadırlar bu hastalık en çok da. Günümüzde Kürt’lerin en büyük ve geniş tabanlı çok imkanlı partileri ve liderlerinin bedenini sarmış durumdadır. İdeolojik ayrılık ve fraksiyonculuk…

Biz Kürt’ler 1965’ten günümüze amansız bir hastalığa yakalanmış olan talihsiz bir Halkız… Dünün aşiret bölünmüşleri, Bun günün ideolojik bölünmüşleri…! Kürt’ler Kadın anlayışı ve mücadelesi ile bir yönüyle büyük başardılar. önemli ölçüde aşiret ve tarikatları geride bırakmaları geleceğe ve aydınlığa büyük hazırlıktır.

Dersim de bir iki aşiret halen güç durumda, Urfa en sıkıntılı Aşiretlerin olduğu ilerin başında gelir, Kısmen Van’da etkin olanlar var Muş’ta Badikiler ve sasuniler hala etkili olabiliyorlar Batman’da Ramanlar eskisi kadar etkileri kalmadı… Kürt Aydınları hala korkak” hala pısırık” hala sesiz ve seyirci”Kürt Aydınları Devlet sisteminden korkmuyorlar ideolojik, dar fraksiyoncu Kürt partilerinden korkuyorlar!

İdeolojik ve fraksiyoncu çıkarcı Kürt partileri acımasızca Kürt Aydınları ile yoksul Kürt köylü sınıfının bir arada olmasını istemiyorlar! İstiyor gibi yapıyorlar.. onları Kürtçülük milliyetçilik hata ve hata acımadan hayın’ olmakla suçlaya biliyorlar. Devam edecek…

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top