Genel

TAKSİM EYLEMİ KURGULANMIŞ KİRLİ BİR SENARYO SONUCUDUR (1)

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Türk devleti, Kürdlerin devletleşme mücadelesini kendilerinin yok oluşuna inanıyorlar. Bunun için Kürd devletleşme mücadelesini engellemek için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorlar. ABD’nin başını çektiği Batı sistemin yürüttüğü Orta Doğu politikasını kendilerine yönelmiş bir politika olarak görüyorlar. Bunun için yüzyıldır müttefik oldukları Batı sisteminden bile ayrıldılar. Şangay İşbirliği’ne yamanmaya çalışıyorlar ama bu mümkün görünmüyor. Şangay İşbirliği’nin patronu Çin, Türkiye yüzünden Batı sistemi ile ilişkisinin bozulmasını istemiyor. Türkiye’nin elinde kala kala Rusya kaldı. Tüm umudunu onlara bağlamışlar. Onların yol vermeleriyle Rojava’da Kürdlere darbe vurmayı düşünmektedir. Bunun için bunun altyapısını oluşturuyor. Habire plan kuruyor. Gerekçeler oluşturmaya çalışıyor. Fakat kimseyi ikna edemiyor. Bunun en son örneği İstanbul Taksim İstiklal Caddesi’ndeki terör eylemini gerçekleştirdi.

Türk devleti, Rojava’ya saldırmak için bir senaryo ortaya koydu. Çok kötü bir senaryo. Sonucu kanlı oldu. 6 ölü 80’ni aşan yaralı. Bu devletin umurundan bile değil. O hesabını yapmış. Sivillere karşı bir terör eylemini gerçekleştirecek, kendi ve dünya kamuoyuna bakın PKK, PYD, YPG bunu yaptı. “ABD bu terör örgütüne destek veriyor.” “Teröristleri takip hakkımız doğdu” deyip Rojava’yı işgal etmeyi planladı. Türk devleti bulduğu ilk fırsatta Rojava’yı işgal etmeyi düşünüyor. Edebilir mi? Zor olsa da deneyebilir.

Birçok devlet Taksim’de gerçekleşen terör eylemini kınadı, Türk devletine taziyelerini iletti ama kimse bu eylemin PKK, PYD, YPG tarafından yapıldığına inanmıyor. Hele ABD’nin bu eylemin arkasındaki güç olduğu iddiasına bıyık altında gülüyorlar.

14 Kasım 2022 Pazar günü Taksim İstiklal Caddesi’nde kimine göre Suriyeli, kimine göre Somalili olduğu söylenen Ahlam Albashır tarafından bir bomba bırakıldı. Bomba patladı. Ölümler ve yarananlar oldu. Kadın olay yerinde kaçarak önce kaldığı Esenler’deki evine geliyor. Özel eşyalarını alıyor. Sonra Kanarya’da kalan Afrinli olan Zekeriya ve Emine Heso çiftinin evine getiriliyor. Gece eve baskın yapan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri, Albashır’ı, ev sahibi ve misafirlerini gözaltına alıyor.

Türk devletinin uygulamaya koyduğu bu kirli senaryonun katliamla sonuçlanmasının bir parçası olarak bu kanlı eylemi gerçekleştiren terörist Ahlam Albashır’ın özelikle Afrinli bir Kürd ailenin evine getirilmesi Türk devletinin Kürdlerin bu işin içinde olduğunun mesajının hem kendi hem de uluslararası kamuoyuna vermesi açısından dikkat çekicidir. Emine Haso’nun Rudaw muhabirine verdiği röportajında, “bize komplo kuruldu” ile izah ediyor ve o geceyi şöyle anlatıyor.

“Eski komşularımız Hatice ve oğlu Ahmed evimize geldiler. Onlar 2 yıl önce buradan taşınmıştı. Arada bir bize gidip geliyorlardı. Bu apartmanın ikinci katında oturuyorlardı. O gece (14 Kasım) Hatice o kızla (şüpheli Ahlam Albashir) evimize geldi. ‘Hayırdır Hatice dedim, bu kim?’ diye sordum. ‘Bu bizim misafirimiz, yarın Avrupa’ya gidiyor’ dedi. Geçip oturdular, ben de onlara çay yaptım. Kız çay içti ve sonra ‘üşüyorum’ dedi. Yanında askeri bir pantolon vardı. Kadın ‘ben Halepliyim’ dedi. Burnunda ve çenesinde hızlamarı vardı. Siyah tenliydi. ‘Suriyelilere benzemiyorsun’ dedim. ‘Suriyeliyim’ dedi. Avrupa’daya niye gideceğini sordum. ‘Kimsem yok, kocam vefat etti, ablam Suriye’de o yüzden Avrupa’ya gideceğim’ dedi.”

Emine Heso devamla şöyle devam ediyor: “Gece yarısı eşim (Zekeriya Heso) işten eve geldi. Hatice’ye, ‘bu kadın kim, neden evime getirdin?’ diye sordu ve onu evimizden çıkarmalarını istedi. Zaten o esnada polisler de eve baskın yaptı. Burada bir akrabam vardı, yazık İslahiye’den gelmişti, burada çalışıyordu. Onu ve ilaçlarını almak için evimize gelen arkadaşımın oğlunu da gözaltına aldılar. Bir başka akrabam ve eşimi de alıp götürdüler. Bizim bu işle bir alakamız yok, kimdirler, nedirler tanımıyoruz” dedi.

Heso ailesinin 16 yaşındaki oğlu Mahmud Heso, “Evde ne internet ne de telefon olmadığı için İstiklal Caddesi’nde yaşanan patlamadan haberdar olmadıklarını, Arap komşularının bunu başlarını bu belaya sokmak için tertiplediğini“ Rudaw Muhabirine söylemiş.

Komşuları, Rudaw Muhabirine Heso ailesini anlatmışlar. Anlatıkları ailenin bu terör olayıyla uzaktan yakından bir ilişkilerinin olmadığını kanıtlıyor. Gülistan isimli komşu, “Yaklaşık 10 yıldır burada ikamet ediyorum, çocuklarımı hep buradan götürüp getiriyorum. Bu kadını (Ahlam Albashır) hiç burada görmedim. Çok sayıda Suriyeli komşumuz var. Burada oturuyor olsa görürdüm.” Yoksa onlar (patlama olayı) böyle şeyler yapacak insanlar değil” demiş.

Heso ailesine karşı, daha doğrusu Kürdlere karşı bir komplonun ortada olduğu açık. Türk devleti bir senaryo yazmış, uyguluyor ama bir türlü tutmuyor. Fakat olayı Kürdlere mal etmek için devlet yetkilileri elele vermis, kimse inanmasa da yalan üstüne yalan yuvarlıyorlar.

Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, terör eyleminin hemen sonrası elinde bir kanıt olmadan daha evvel hazırladıkları senaryoyu şöyle izah etti: “Bombayı bırakan kişinin yakalandığını ve şüphelinin Efrin üzerinden İstanbul’a geldiğini ve saldırının talimatının Kobani’den geldiğini” söyledi. Onu İstanbul Emniyet Müdürlüğü yaptığı açıklamada tamamladı: “Saldırıyı gerçekleştiren kişinin Suriye vatandaşı Ahlam Albashır olduğu ve YPG ile bağlantılı olduğunu itiraf ettiği” şeklinde açıkladı.

Bu insanlık dışı terör eylemine ilişkin soruşturma sürerken Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Şu ana kadar 50 kişinin gözaltına alındığını” söyledi. Bu operasyon kısa bir sürede fiyasko ile sonuçlanacağına eminiz ama bu arada zavallı birçok insanda mağdur olacağı kesin. Türk devleti bombanın patlamasıyla kamuoyuna ilk elden verdiği mesajların gereği olarak birçok insanı suçlu ilan edecektir. Başkasının buna inanıp inanmaması Türk devletinin umurunda bile olmaz.

Eylemin olması sonrası devlet yetkilileri tarafından verilen mesajlara bakıldığında hepsinin gerçek dışı olduğu görülüyor. Hiçbir söylemleri tutarlı görünüyor. En basiti eğer eylemin planlayıcısı Türk devleti değilse eylem sonrası Ahlam Albashır’ın taksi ile olay yerinden ayrılarak Esenler’e ikamet ettiği evine, oradan Kanarya’da oturan Heso ailesinin evine gittiğini nasıl tespit etti? Kimden öğrendiğini sormaya gerek var mı? Bu çok gülünç bir soru olur. Devlet terör şebekesini izliyordu. Kare kare takip ediyordu. Atıkları her adımı biliyorlardı. Bu nedenle Türk devleti bu terör şebekesini eliyle koymuş gibi bulundukları evi basıp aldılar. İşte veriler.

İstiklal saldırısının planlayıcısı olduğu iddia edilen Amer Jarkas’ın Türkiye’de şirketi olduğu söyleniyor. Amer Jarkas, İstanbul’da 2020’de bir araba kiralama şirketi kurmuş. Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, her olayda olduğu gibi Amer Jarkas konusunda da yalan söylüyor. Adam maşallah yalan makinası. Ne demiş Selvi? “Suriyeli Jarkas bir yıl önce Türkiye’ye geldi“ demiş. Ama Amer Jarkas, Facebook hesabında 13 Şubat 2020 tarihinde “Zrak Rent A Car” isimli bir şirket kurduğunu paylaşmış. Diken’nin yaptığı araştırmaya göre Amer Jarkas’ın kardeşine ulaşmış ve kendisiyle konuşmuş. Kardeşi, kardeşi için “Adam çalışıyor, sekiz-dokuz yıldır burada” demiş. Hürriyet yazarı Selvi bu konuda da tıpkı Soylu gibi ofsaytta düşmüş. Sedat Peker, Selvi için boşuna “düşkün Abdulkadir“ demiyor. Gerçekten de düşkün biri.

Devam Edecek…

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top