SİSTEM İCAZETLİ “SOL” VE “KÜRDÇÜ” ÖRGÜTLENMELER SİSTEM SEMBOLLERİN BEKÇİLERİDİR!

Hasan H. Yildirim

TC devleti, “solcu” ve “Kürdçü”sü arasında özde bir fark yoktur. Eğer bir farktan bahsedilirse dil sürçmesidir. Sistem, inkar ve imha politikasını koyu ırkçı ve şovenizm eşliğinde çıplak zoruyla uygularken, “solcu” ve “Kürdçü”sü, “kardeşlik” ve “ortak” ile başlayan ve biten bir literatörle yapar.

“Anadolu’nun tapusunu istiyorum,” diyen Mustafa Kemal´in prof. etiketli zevata hazırlattığı “Güneş Dil Tarih Teorisi” gereği oluşturulan Kemalist tarih anlayışı, sistemin “solcu” ve “Kürdçü”sü tarafından noktasına, virgülüne savunulur.

Bu nasıl olur diye sormaya gerek yok. Burası Türkiye!

“Devlet tarihçisi,” “devlet sanatçısı,” “devlet aydını,” “devlet gazetecisi” olur da “devlet solcusu” ve “devlet Kürdçüsü” olmaz mı? Olur olur, bal gibi olur!

“Biz bölücülük yapmamışız… Biz Anadolu değirmeninde harmanlanmış birliğini savunuyoruz… Kimse bizi bölücülükle suçlayamaz… Kimse ülkemizi bölemez. Ülkemizi bölmek isteyenler, sadece emperyalistlerdir,” deyip sistem sahipliğini ilan ederler. Yakışır kendilerine. Doğrudur, sistemin “sol” ve “Kürdçü” mehmetcikleridirler.

“Türk bayrağı bir dev gelincik gibi parlıyordu… O bayrak ülkemizin semalarında bağımsızlığın simgesi olarak dalgalandı. Zafer ‘Başka bir milletin bayrağı altında yaşamaktansa şerefimizle onurumuzla ölürüz,’ diyen kahramanlarla kazanıldı.“ (Vatan. Sayı.3. Sf.38. 27 Ağustos 1999)

Türk “vatanseverleri” böyle yazar. Bu Türk “vatanseverleri” kendilerini; “başta Kürd ve Türk milleti olmak üzere tüm Anadolu halklarının öncüsü M-L hareketi,” ilan eder.

Bu nasıl olur diye sormayın. Burası Türkiye! Türk “sol” paşa böyle buyurur. Bunları söyleyen Türk milliyetçisiyim derse bir yerde normal karşılarsınız. Ama bunu söyleyenler kendilerini, “başta Kürd ve Türk milleti olmak üzere tüm Anadolu halklarının öncüsü M-L hareketi,” ilan ederse onları mercek altına almak zorundasınız.

Eğer bunları söyleyen Kürdse bu Kürd, hain bir Kürd’ür. Bir Kürd, irin ve kanla boyanmış Türk bayrağına “bizim” bayrağımız, “şeref ve onurumuz” diyorsa bu Kürd caş bir Kürd’ür.

Devşirilmiş, başkalaşmış, onursuzlaşmış Kürd’ür.

Sosyal-sömürgecinin sömürgeciden geri kalır yanı yoktur. Sömürgeci-sosyal sömürgeci elele milli cephededir.

“Kurtuluş savaşı“ vermişler(!)

Önderliğini “tam bağımsızlıkçı küçük burjuva Kemalist güçler,“ yapmış.(!)

“Türk’ü, Kürd’ü, Laz’ı, Arap’ı, Çerkez’i birlikte mücadele ederek vatanı emperyalistlerden kurtarmışlar.”(!)

“Bağımsız Tütkiye”yi gerçekleştirmişler.(!)

“Türk bayrağı ülkemizin samalarında bağımsızlığın simgesi olarak bir dev gelincik gibi dalgalanmış.”(!)

Oh ne güzel!

Peki sonra ne olmuş?

Türk “kardeş” devletin tepesine oturmuş. Kardeşlik buraya kadar demiş. Kürd, Laz, Çerkez, “kardeş“te canın sağ olsun demiş(!)

Birde Türk’ün bekası için şunu demezler mi?

“Önce beni inkar et. Sonrada bir güzel imha et.“ (!)

Hani “kardeşiz“ ya!

Türk kardeşte Kürd, Laz, Çerkez kardeşi kıramamış. Onları inkar etmiş ve bir güzel imha etmiş. Böylelikle “Anadolu değirmeninde sevgi, saygı, hosgörü, kardeşlik temelinde bir harmanlanma saglanmış.“(!)

Sistemin “ortak“ literatürünü seslendiren Türk sol hareketlerin yıllardır anlatığı masal budur.

Fakat Kürtdistan halkı ve yurtseverleri bu masalı hiç sevmedi. Seven Kürd’üde kendisinden saymadı. Caş ilan etti.

Dün olduğu gibi bugünde KUKM’ne karşı mücadele eden Kürd vardır. Dünün Hacı Bedir Ağaları, Diap ağaları, Rayberleri, bugün maske değiştirmişlerdir.

Bugünküler, “hacı,“ “ağa” değildirler. “Devrimci,“ “M-L,“ “enternasyonalist“tirler. Kullanılan maskeler farklı. Fakat üslendikleri rol aynı. Kürdistan, Kürd milletine ve Kürdistan halkına ihanettir. Sömürgeci sistem eşiğinde kemik kovalamaktır.

Bunun sağcısı, ümetcisi, solcusu ve Kürdçüsü vardır.

Maskeleri farklı farklı olsada üslendikleri rol, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü”nü korumaktır.

Kürd ve Kürdistan’ın inkarı temelinde sistem kaynaklı “ortak“ literatürü yaşam biçimi olarak kabullenmektir.

Bu ister “din kardeşliği,” “ister sınıf kardeşliği,” “ister tarihi ilişkiler,“ bağlamında yapılsın pek önemli değildir. Yapılan Kürdistan’a, Kürd milletine, Kürdistan halkına ihanettir.

Sömürgeci sistem, “solcu“ ve “Kürdçü“leri bir “kardeşlik” edebiyatı tutuşturmuşlar. Zora dayalı Kürd millet egemenlik gaspı temelinde oluşturulan Türkiye “bütünlüğü”nü korumayı kendilerine görev bilmişler. Yapılanlar gizli kapalıda değildir. Aleni, kaba, demegoji, alevere-dalavere vs. yüklüdür.

Ortaasya’dan kopup gelmişler. Coğrafyamıza kılıç kalkanla, devşirme politikalarıyla katliam, kan, talan ve felaket getirmişler. Yüzyıllardır Selçuklusuyla, Osmanlısıyla, Kemalistiyla bu politika ve yaptırımı yaşam biçimi seçmişler. Onlarca millet ve milli azınlığı yurtlarından kovmuşlar, katletmişler, asimilasyondan geçirmişler. Adlarını, örf ve adetlerini, kültürlerini, dilerini yok saymışlar. Yok saydıklarını imhaya tabi tutumuşlar. Herkesin cebine Türk kafa kağıdını koymuşlar. Anayasalarına “devlete vatandaşlık bağıyla TC devletine bağlı olan herkes Türk’tür,” demişler.

Burada sistemin “sol“ ve “Kürdçü”sü devreye girmiştir. Sistemin “ortak” literatürünü “sol”a boyayarak halkımıza kabullendirilmeye çalışmışlar. Türkiye’yi Kürdler’e, Lazlara, Çerkezlere, Gürcülere vs. milli topluluklara “vatan” dayatmışlar.

Bunu yapanlar, onyıllardır Avrupadadırlar. Herbirinin cebinde bulundukları ülkenin ya iltica, ya vatandaşlık pasaportu vardır. Fakat hiç birisi de pasaportunu taşıdığı ülkeyi kendi vatanı olarak bilmezler, saymazlar. Çünkü kendi ülkeleri var. Bundan daha doğal bir şeyde yoktur.

Doğal olmayan şey, onların kendilerine reva görmediklerini Kürdlere, Lazlara, Çerkezlere, Gürcülere vs. milli topluluklara zorla kabul ettirmeye çalışmalarıdır.

Sömürgeci sistemin zorla bu milli topluluk bireylerinin cebine koyduğu Türk kafa kağıdına bakarak “o halde sizin ülkeniz Türkiyedir,” deyip sömürgeci sisteme “sol”dan destek vermeleridir.

Bunu Kürdistan’a, Kürd milletine, Kürdistan halkına yabancılaşmış, devşirilmiş Kürdlerde yapmaktadır.

Bunlar, Türk milli onuruyla övünç duyan hainleşmiş Kürdler olmaktadır.

Sağcısı var.

Ümetçisi var.

“Solcu”su var.

“Kürdçü”sü var.

(“Devlet, İcazetçiler ve Dilenciler” Kitabımdan Bir Parça)

Bir cevap yazın Cevabı iptal et