Genel

SENDİKA NEDİR?SENDİKALAR ve SINIF MÜCADELESİ

  1. Bölüm…

Sendikalar işçi sınıfının sınıf mücadelesinin en önemli örgütlü mücadele araçlarından biridir.
Sendikaların doğuşu, gelişimi ve nitel yapısı, sınıf mücadeleleri tarihinin kapitalist toplumdaki bir olgusudur. Burjuvazi, feodal üretim ve mülkiyet ilişkilerini yerle bir ederek, yerine kapitalist üretim ilişkilerini geçirmiştir. Bu ilişkiler işçi sınıfını doğurmuştur. İşçi sınıfının sınıf olarak ortaya çıkmasıyla burjuvaziye karşı sınıfsal temelde mücadelesi de başlamıştır. Başlangıçta kendiliğinden bir niteliğe sahip olan bu mücadele, özünde sınıf mücadelesinin seyri içinde ortaya çıkmıştır. Ezen ile ezilen, sömüren ile sömürülen in tarihi mücadelesinden kopuk değildir. Bu anlamda sendikaların sınıf mücadelesinden ayrı olarak ele alınması olanaksızdır. SENDİKAL mücadelenin; işçi sınıfının salt kendi basit GÜNCEL çıkarları uğruna mücadelesi ile sınırlandırılaması, sınıf mücadelesinden sendikaların soyutlanmalıdır. Bu noktayayı iyi anlamalıyız. Çünkü can alıcı bir noktadır parmak bastığım nokta. Eğer ki; sendikalar gerçekten işçi sınıfının örgütleri olması gerekiyorsa, sınıf mücadelesinden ayrı olarak ele alınmamalıdır. Ve sendikalar; Bütün dünyayı kendilerinin ezilen milyonlarca insanı kurtuluşu için mücadele ettiklerine inandırmak zorundadır.
Sınıfların ortaya çıkmasından bu yana, tarihin sömüren ile sömürülen eğemen olan ile eğemen olmayan sınıfların toplumsal aşamalarındaki mücadeleler tarihi olduğu hepimizce bilinmektedir. Yani tarih, sınıflı toplumlarda , sınıf mücadelelerinin tarihidir. Fakat SINIF mücadelenin şimdi ulaştığı aşamada ; sömürülen ve ezilen sınıfların , aynı zamanda bütün toplumu sömürüden , ezilmeden ve sınıf mücadelelerinden nihai olarak kurtarmadan , kendini sömüren ve ezen sınıftan kurtaramayacaktır. ( komünist manifesto sayfa 22)
SENDİKAL mücadele, sınıf mücadelesinin bir biçimi olarak ortaya çıktığından , SENDİKAL hareketin ilk biçimi ekonomik mücadele olmuştur. Kendiliğinden bir hareket yapısına sahip olan o dönem, sendikal mücadele belirgin bir hedefden ve kendisini hedefe götürecek yolu aydınlatacak teoriden yoksundu. Sosyalist düşüncenin belirlenmesi ve işçi sınıfı ile temasa gelmesinin sürecinde, SENDİKAL mücadele, işçi sınıfı Devrimcilerin önderliğinde sağlam bir sınıf karekteri kazanmıştır. Karl Marks sendikaların niteliğini belirtirken şöyle diyor:
“ Sendikaların doğuşu. Kendilerini hiç olmazsa esir durumdan bir parça olsun kurtaracak pazarlık koşullarına sahip olabilmek için işçilerin bu rekabeti yok etmek, ya da en azından sınırlamam için başvurdukları kendiliğinden girişimlerinden kaynaklanır. Demek ki sendikaların ilk hedefi, günlük ihtiyaçların, sermayenin arşı arkası kesilmez saldırılarını engelleme yollarıyla, kısacası ücret ve işgücü uzunluğunu sorunları ile sınırlı kalmıştır.
Sendikaların bu eylemi yalnızca meşru değil, aynı zamanda gereklidir. Günümüzde üretim sistemi son bulmadıkça bu eylemde vazgeçilemez. Tam tersine, bu eylem tüm dünya ülkelerinde özellikle yaşadığımız Avustralya’da sendikaların kurulması ve birleştirilmesi ile genelleştirilmelidir. Sendikalar buna karşı kendileri de farkına varmadan, ortaçağ belediyeleri ve komünlerinin orta sınıfa sağladığı cinsten örgütlenme merkezleri oluşturmuşlardı. Sendikalar emek ve sermaye arasındaki günlük mücadeler bakımından gerekliyseler, ücretli emek ve sermaye eğemenliği düzenini değiştirmenin örgütlü araçları olarak daha da gereklidirler.” “Sendikalar üzerine sayfa 80” burada açıkça görüldüğü gibi Karl Marks, ekonomik mücadele ( SENDİKAL) ile sınırlandırılmasına karşı çıkmakta, sendikaların ücretli emek- sermaye eğemenliği düzenini değiştirmenin örgütlü araçları olması gerektiği görüşünü savunmaktadır.

  1. Bölüm
    DEVAM EDECEK…

GAZETE KÖK /AVUSTRALYA
HÜSEYİN BİÇER
Melbourne…

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top