Gündem

SEDAT PEKER NEYİN İFADESİ

SEDAT PEKER NEYİN İFADESİ

Heybet Akdoğan

Hakikatin parçalı bütünlüğüyle oynayan Sedat Peker, bildiğimiz birçok gerçeğin hatırlanması için hafızamızı tazelemeye devam ediyor.

Harcanmışlığının farkına vararak intikam almaya çalışan Sedat Peker’in bu hâli, Türkiye’nin yıllar geçtikçe derinleşen devlet-mafya geleneğinin ve Erdoğan yönetim modelinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu gösteriyor. Gayrimeşru iktidar ortaklarıyla bazen sahne önünde, bazende sahne arkasında ilişkilerini sürdüren devlet-mafya ayrılmazlığı, Sedat Peker’in canının yanmasıyla, Cumhur İttifakı’nın gerçek yüzünü ortaya çıkaran önemli bir sürecin ayrıntılarını kodlamaktadır.

Derin devlet ve iktidarın çoğu zaman dönemsel yeniliklerinin bir sonucu olan mübadele anlayışı, Sedat Peker gibi organize suç örgütü liderinin askıya alınmasıyla gelişen bir süreci başlattı. Bu süreçte Süleyman Soylu’nun Cumhur İttifakı’nda güçlü bir aktör olması, Soylu’nun tercihlerini ön planda tutan Erdoğan iktidarının yeni atılımlarını belirliyor.

Erdoğan ve Bahçeli nezdinde, Kürt düşmanlığıyla beslenen Soylu’nun sözünün geçerli olması, Erdoğan ve Bahçeli blokunun Kürt halkına ve ve Türkiye halklarına uyguladıkları diktatörlüğü pekiştiren önemli bir karakteri Soylu şahsında değerli kılmaktadır. Böylelikle devlet-mafya ilişkisinin Türkiye’de tarihsel görevini sürdürmesi Soylu’yla pekişiyor. İslamcı ve Turancı ideolojilerin ortak bir figürü olan Soylu’nun bu nedenle dönemsel olarak siyasi arenada ciddi bir rol oynaması, Soylu’ya yakın olupda; Soylu’nun seçim yapacağı güç ilişkilerini belirleyen gelişmeleri doğuruyor.

Çakıcı karşısında, daha mafyatik otoritesini pekiştirememiş ve Erdoğan iktidarına yeterli umutlar verememiş olan Peker’in bugün tasfiyesi bu nedenle yaşanmaktadır. Mafyatik Koalisyon’da dışlanmışlığın ve harcanmışlığın derin üzüntüsünü yaşayan Reis Peker’in; “artık gemileri yaktım” feryadı Türkiye devletinin dününde birçok ülkücü fedainin kaderini belirlemiş örneklerden bir tanesidir.

Demokrasi ve adalet konusunda devlet va hükümet vasfını yitirmiş Türkiye gerçekliğinin, yarınlarını bakalım daha ne acı günler bekliyor. Bir yandan gün geçtikçe artan Kürt katliamları, bir yandan her gün krizin son eşiğine gelmiş Türkiye ekonomisinin çöküşü, Türkiye’yi bir bitişin sonuna doğru eriştiren ülke gerçekliğiyle yüz yüze getirmiştir.

Mehmet Ağarın, “bir tuğlayı çekersek duvarın hepsi yıkılır” dediği örnek, hem devlet- mafya bütünlüğünün hem de Türkiye’nin yöneticileri tarafından yaşatılan mevcut Türkiye siyasetini özetleyen anlamlı bir nitelemedir. Üstad Mahzuni Şerif’in bir türküsündeki sözlerle ifadeleşen Türkiye ve mafya birlikteliği: ” Gel oyna Dilaver, gül oyna Dilaver, oyununun kuralı bu…” sözlerinin devamıyla Reis’lerin yıllardır Türkiye’deki bürokratikleşmiş düellosunu somutlaştıran dizelerin bir başka tarifi oluyor.

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top