Genel

ROJAVA’DA NELER OLUYOR?

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Rojava’ya yönelik şer cephesi tarafından (Rusya, Türkiye, İran, Şam yönetimi, İŞID vd) büyük bir plan devreye sokuldu. Geniş bir alana serilecek eş zamanlı büyük bir operasyon uygulamaya konulmak istendi. Görünürde İŞID saldırısı olsa da bu plan Türk devlet planıdır ve diğer ittifak güçlerinin de desteği var. Bu işin bir yanı. Bu operasyonun yapılacağı biliniyordu. Buna yol verildi. Tıpkı “Hendek savaşı“na Türk devletinin yol verdiği gibi. Şer cephesinin bu planına da ABD, Koalisyon Güçleri ve Rojava yönetimi “yol verdi”. Şer cephesinin planı başından itibaren takip edildi. Önlemler alındı. ABD, Koalisyon Güçleri ve Rojava yönetimi tarafından gereken yapıldı. Plan sahipleri deşifre oldukları gibi büyük de bir darbe vuruldu. Bu arada Rojava yönetimi, Mazlum Kobani’nin dediği gibi; “Kobani zaferinden sonra Kürdlere büyük bir zafer kazandırıldı.” Şer cephesine sert bir yanıt verilmiş oldu.

Aslına bakılırsa Sinaa Cezaevi’ne dönük saldırı ve senkronize başlayan olaylar bir yönüyle Kürdlere yaradı. Bir kere şer cephesinin ilişkileri bir daha deşifre edilerek kanlı biçimde dünyaya teşhir edildi . Birçok uyuyan hücre iyot gibi açığa çıktı ve içerdeki çetelerle birlikte imha edildi. Gruplar halinde çete elemanı teslim oldu.

Şer cephesinin amacı belliydi. Sinaa Cezaevi’nde tutuklu İŞID sorumluları kaçırılacak, Rojava bir bütün olarak işgal edilecek, Kürd kazanımları tasfiye edilecek ve şer cephesi zaferini ilan edecekti. Fakat dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olabileceklerini düşünemediler.

Heseke‘de DAİŞ’lilerin tutulduğu Sinaa Cezaevi’ne dönük saldırılar bu planın bir parçası. Fakat onun öncesi var. Irak-PDK, Rojava halkının zor durumunda kendilerine vazife çıkardı. Elindeki vakıflarla Rojava’ya yardım taşıdılar. Halkı etkilemeye çalıştılar. Onları örgütlemeye ve Türklere ajan devşirmeye çalıştılar. Bunun üzerine Rojava yönetimi bunun önünü kapattı. Irak-PDK ve Suriye rejimi tarafından sınır kapıları kapatıldı.

Sêmalka Sınır Kapısı’nın kapatılması Sinaa Cezaevi’ne dönük saldırı planın ön hazırlığıydı. Bu da Türklye’nin istemiydi ve Hewler iktidarı bu isteğe uygun davrandı. Burada açığa çıkan bir gerçek var ki, bu planın bir parçasının Hewlêr iktidarı olduğudur. Yoksa katledilen gerilla cenazelerinin aileleri ve bazı gençlerin bunu isteme eylemleri değildi. Bu istem Sêmalka Sınır Kapısı’nın kapatılması için sadece Hewler iktidarının gerekçesi oldu.

Yanı sıra bölgedeki kamp ve cezaevlerindeki İŞID’lılar silahlandırıldı. Şu biliniyor. Rojava’daki İŞID’lılara mühimmat ve lojistik destek Türkiye tarafından sağlandı. Bundan öte saldırı planı Türkler tarafından organize edildi. Ağır silahlar Türkiye’nin işgal ettiği Rojava bölgesi, Irak ve Kürdistan’ın güneyinden alana aktarıldı. Sinaa Cezaevi’ne dönük saldırılar bomba yüklü araçlarla başladı. Arkasından cezaevine girmek suretiyle içerdeki İŞID’lılar kaçırılacaktı. Kurtarılsaydı ne olurdu? Bu sadece Kürdler için tehlike arzetmezdi. Tüm dünya için tehlike arz etmektedir. İşte burada şer cephesinin planına karşı ABD, Koalisyon Güçleri ve Rojava yönetiminin başından itibaren bu planı bilmesi, kontrol altına alması, onlarca güvenlik noktasından ağır silahların ve çetelerin Rojava’ya geçisine göz yumulması ve eyleme başlamaları ile iki gün içinde elleriyle koymuş gibi ölü ve sağ ele geçirmeleri tesadüf değildir. Bu kadar açık olan olan bitene rağmen kimi çok bilmişlerin ABD’yi hedef tahtasına koymaları onların kimin adamı olduğuna da işaret eder.

Şimdi acil olarak çözüm bekleyen büyük bir sorun var. Rojava cezaevindeki 5 binin üzerinde İŞID’lı tutuklu var. Hol Kampı başlı başına bir sorun (70 bin kişilik bir kamptan sözediyoruz). Bunları korumak, beslemek, tedavi etmek sadece Rojava yönetiminin görevi değildir. Çünkü İŞID ve arkalarındaki şer cephesi sadece Kürdlerin sorunu değil, bunlarla çıkar çatışması içinde olan tüm güçlerin sorunudur. Bu nedenle bu sorunun çözümünde tüm bu güçler sorumluluk almalıdır. Özelikle Rojava yönetimine yük olan tutuklu İŞID’lıların sorunu konusunda rol almalıdır. Rojava yönetimi bu yükten kurtarılmalıdır. Güvenliğin alınması, beslenme, hastaların tedavi edilmesi, yargılanması başlı başına sorun. Dışardaki İŞID’lılarla, sömürgecilerin saldırılarına karşı savaşmaları bir yana bir de içerdekilerle uğraşılması başlı başına ağır yüktür. Zaten ekonomik olarak abluka altında. Sivil halkın gıda temini problemi ile karşı karşıya olan Rojava yönetiminin bir de bu tutuklu İŞID’lıların sorunları ile ilgilenmeleri büyük külfet teşkil etmektedir. Bu sorunun derhal çözülmesi gerekir. Bunu da ancak ABD’nin başını çektiği Batı sistemi yapabilir. Umalım bu daha uzun sürmesin.

28 Ocak 2022

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top