Bölge

PAYIMIZA UYARI DÜŞTÜ

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Seyretmekte bıkmadığımız oyun yine sahnede. Oyunun konusu Türk egemenlik sistemin farklı kanatları tarafından seçimden seçime hatırlanılan ve kendini nöbete yazdırmayı politika edinen Kürdler. Yabancı olmadığımız oyun. Temcil pilavı misali. Allahı var pilav seven bir milletiz. Sala kaşığı gitsin. Bayat olsa

da olur diyeceğiz ama işin içinde büyük bir oyun var. Sonu katliam ve soykırım. Bu nedenle dikkat. Oyuna gelmemek gerek. Bu uyarımız Kürdlere. Sistemin kanatları arasında süren iktidar kavgasının faturası biz Kürdlere çıkartılmak istenmektedir. Bu oyuna gelmemek gerek. Uyarı bunun için. Gerçi bu işe çok talip kişi ve çevrede var. Muhalefet kanatın yapması gerekeni gönülü yapmak isteyen Kürdlerdir bunlar. Kendileri habiri pohpohlanıyor. Onlarda çok iş yapıyorlar hesabına yatıyorlar. Yarın “haydi Kürdler sokağa“ derlerse kimse şaşırmasın. Bunun sonucu mu? Büyük bir fecaat.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıştaroğlu, “Biz Kürd sorununu HDP ile TBMM çatısı altında çözebiliriz“ dedi. HDP eski Başkanlarından Sezai Temeli buna itiraz etti, başka bir adres gösterdi. “Kürd sorununun çözüm adresi İmralıdır“ dedi. Derken olay büyüdü, büyüdü. Müdahil olmayan kimse kalmadı. Derken bizde katılalım dedik. İyi mi ettik, kötü mü ettik bilmiyoruz ama boş heybeye kürek salama oluyor bizimkisi. Bir nevi kendi kendimizi kandırmış sayıyoruz. Sorun sadece biz olsak sorun yok ama ortada bir milletin sorunu var. Vebali ağır bir sorun. O halde iyisi mi biz katılmıyalım tartışmaya. Çünkü ortada tartışılacak bir konu yok. Sadece rolümüzü uyarakla sınırlayalım. Uyan uyar, uymayan uymaz.

Sahi ya ortada çözülecek bir sorun mu vardı? Yok canım öyle bir şey yok. “Ortada terör var. Güvenlik sorunu var. Maşallah o işle güvenlik güçlerimiz ilgileniyor. Ama bir sıkıntı var. Seçim süreci. Şu baş belası Kürdlerin oylarına ihtiyacımız var. İçinde Kürd sorunu ve çözüm kelimesi geçen biriki cümle etmek gerekiyor. Her iktidar değişim döneminde olan rutin bir açıklama. Fazla büyütmeyin.”

Türk cephesinde olan biten bu ama Kürd cephesinde bu tür süreçlerde söylenen bu tür lafları çok ciddiye alıyor. Kendi kendine nöbet yazmayı politika ediniyor. Seçim sonrası bunun kutlaması bile yapılır. Çünkü değişimi sağlayan onlar ama bu sevinç fazla sürmez. Mızmızlık başlar. Bu kez iktidara taşıdığından kurtulmaya çalışır. Bu, o kadar kolay değil. Bu süreci devlet aklı belirler.

Dikkat edin her iktidar değişiminde Kürdler belirleyici olmuştur. Bu süreç 1950’lerden bugüne kadar devam ediyor. Bugünde yaşanan bu. Kürdler yine boş bir hayalin peşine takılmışlar. Sorunun ismi konulmadan kendilerini muhatap tartışmasına kaptırmışlar. Sorun bu mu yani? Her şeyi çözdükte sorun kim muhatap olacak meselesine mi kaldı? Muhatap elbete önemli ama muhataptan önce sorun ne o açığa çıkarılmalı. Çıkarılmış mı? Hayır.

Ne Türk, ne de Kürd cenah anladığımız anlamda sorunu tanımlamıyor. Türk cehah hala “terör”, “güvenlik” sorunu derken, Kürdler ise yaşamda karşılığı olmayan çözümsüzlükte direniyor. Sorunda orta yerde duruyor. Sorun ne, sorunun çözümü konusunda defalarca yazdık. Arşivde var. İsteyen bakabilir. Anlaşıln şu ki sorun çözülmek istenmiyor. Ne Türkler, ne de Kürdler buna hazır. Uluslararası sisteminde acelesi yok. Sorunu çözmek için ciddi bir plan ortaya konulmuş değil.

Peki ne olacak? Olacak olan şu. İki cephe olarak seçime hazırlanan Türk egemen kanatlarından -cumhur ve millet ittifakı- kim Kürdlerle anlaşırsa o iktidar olacak algısı habire pompalanıyor. Sahi seçimin olacağını kim söyledi? Seçim olur veya olmaz ama mevcut iktidar her halükarda iktidarı kimseye vermez. Bunun altını kalın çizgilerle çiziyoruz. AKP bir sistem kurdu ve bu sistem seçimle gitmez. Bu sistem ancak silah gücüyle tasfiye edilebilir ama bunu yapacak bir dinamikte Türkiyede yoktur. Bunu muhalefet bloğuda görüyor. İktidarla yüzgöz olmak istemiyor. Karşı karşıya gelmek istemiyor. Ki, devlet aklı ayrıca öyle istiyor. Bir kaosa ihtiyaç var. Bir şeylerin yapılması gerekiyor. Birilerini iktidara vurdurtmak gerekiyor. O da Kürdler oluyor. Bunun ortamını hazırlama görevide Kemal Kılıçdaroğlu’na verildiği anlaşılıyor.

Kimi Kürdlerde bunun üzerine cumburlop atladığı görülüyor. Irkçı, faşist, katliamcı Kemal Kılıçdarğlu şahsında “demokrasi cephesinin önderi“ keşfediliyor. Kurduğu bir cümlede Kürd ve çözüm geçtiği için adam püropak gösteriliyor. Bunu kimi Türk yapabilir ama Kürdler bari siz bunu yapmayın. Bu adam tanıdık biri. Kürdistan‘ın diğer parçalarına askeri işgal hareketi için mecliste tezkere çıkarmanın öncüğülüğünü yaptı. HDP vekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması için öncülük yaptı. “Yaptığım yasaya aykırıdır ama dokunulmazlıkların kaldırılması için oy kullandım“ diyen adamdır. Bunun üzerinde pek bir zamanda geçmedi. Şimdi ne olduda bu adam “Kürd sorununu“ çözeceğim diyor? Başına taş mı düştü? Taş düştüğü yok ama devlet aklı ona bu görevi verdi, o da görevini yapıyor. Bunu görmek o kadar mı zor?

Fakat devlet, Kürd hareketine o kadar adamını yerleştirmiş ki, Kürd siyasetini Kürdler adına onlar belirliyor. Durum bu. Bu nedenle kimse hayal kurmasın. Derin tahlillerede baş vurmasın. Karşımızdaki güçler tanıdık. Sistem Kürdlerle oynuyor. Bu oyuna gelmemek gerek. Sistemin “Kürd sorunu“, bizim Kürd-Kürdistan sorunu dediğimiz sorunu çözme diye bir plan projesi yok. Bunu Türkiye devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ifade etti. “Türkiye’de Kürd sorunu yok. Biz onu çoktan çözdük. Kardeşlik süreci başlamıştır“ dedi. Bu anlayış sadece Erdoğan’ın değil Türk devlet aklının görüşüdür. CHP ve yandaşı partilerinde görüşüdür. Değilse eğer Kemal Kılıçdaroğluna basit bir soru sorun. Alacağınız cevapla oynanan oyunu görmüş olursunuz. Soru gayet basit: “Sayın Kılıçdaroğu Kürdler bir millet midir?“ Hayır diyecektir. Peki o zaman bu “Kürd sorunu“ nereden çıktı diye sormazlar mı insana? Biz soruyoruz, sizde sorun ve Kılıçdaroğlu’nun oyununa gelmeyin. Sokağa çıkmayın ve kendinizi sisteme vurdurtmayın. Dediğimiz bu.

24 Eylül 2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top