Bölge

ORTA DOĞU’NUN UYGARLIK PROJESİ

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Orta Doğu dünyası kapkaradır. Irkçılığın, Şovenizmin, cihadizmin egemen olduğu, demokrasinin d’sinin dahi okunmadığı kapkaranlık bir dünya. Hak ve hukukun olmadığı, keyfiyetin hakim olduğu, diktatörlerin at koşturduğu bir dünya. Milletlerin, azınlıkların milli egemenliğinin gasp edildiği bir dünya. Katliamların, soykırımların günlük yaşamın bir parçası olduğu bir dünya. Bu dünyanın aydınlanması lazım. Bu da Orta Doğu’nun dünya sistemi ile uyumlu hale gelmesine bağlıdır. Halkların özgürleşmesi buna bağlıdır.

Mevcut statükodan çıkar sağlayan Türkiye, Suriye, İran ve Irak devletleri buna engeldir. Bu devletlerin hükmettiği toplumlar da bu engelin bir parçasıdır. Irkçı ve cihatçıdır. Devletçidir. Çağdışı ve bağnazdır. Değişime açık değiller. Bunu değiştirecek güç olarak yanlızca Kürdler karşımıza çıkıyor. Kürdler burada öncü rol oynayabilir. Çünkü Kürdler değişime açık bir toplumdur. Güçlü, dinamik bir potansiyele sahiptir. Diri, atak, savaşkan bir millettir. Her şeyden öte kaybedecekleri bir şeyleri yoktur. Ama kazanacakları koskoca bir dünya vardır. Yeter ki, Batı sistemi Kürdlere bu konuda destek versin. 1991 yılından bugüne kadar ki, gelişmelere bakıldığında, bu desteğin de verildiği görülüyor.

Kürdler, değişime açık seküler bir toplum, Batı değerlerine kolayca uyum sağlayan bir toplumdur diyoruz. Dünyada bunu görüyor. Kadınlarımızın savaş alanında yarattığı destanlar bunun somut örneğidir. Bu, Orta Doğu toplumlarında olmayan nadir bir meziyettir. Bağımsızlığa, özgürlüğe olan tutkunun sonucudur. Dünya bunu gıpta ile seyretmektedir. Batı sisteminin Orta Doğu’ya yeni bir düzen verme istegi ile Kürd milletinin bağımsızlık ve özgürlük özlemi çakışmıştır. Bu önemli bir varyanttır.

Kürd siyasal önderliği bunun kıymetini bilmelidir. Kürdistan bir gül bahçesidir. Çok renklidir. Her dinin, mezhebin, sayısız azınlık milletin yaşadığı bir coğrafyadır. Kürd siyasal önderliği bu dinleri, mezhep ve azınlık milletleri demokrasi potasına taşıyıp, herkesin kendini ifade edeceği bir hukuk oluşturursa, Orta Doğu’da bir model olur. Orta Doğu’yu karanlıktan aydınlığa taşıyacak proje budur. Bu proje bağımsızlığı öngörür. “Ortak vatan”, ırkçı, cihatçı sömürgeci toplumlarla “birlikte yaşamayı“ ret eder.

Kürdistan coğrafyasında yaşayan tüm renklerin, hukuk çerçevesinde, birarada insanca bir yaşam kurmaları mümkündür. Bu, Kürd milletinin programlaştırması gereken bir projedir. Orta Doğu uygarlık projesi dediğimiz budur. Gözemlediğimiz kadarıyla ABD’nin başını çektiği Batı sistemi, Kürdlere bu rolü biçmektedir. Gelişmeler objektif olarak değerlendirildiğinde bu gerçeklik kolayca görülür. Aslında bu proje Kürdistan’ın güneyinde uygulamaya konuldu. Fakat Güney siyasal önderliği bu misyonu oynayamadı. Onlar oynayamayınca ABD bu işi Kürdistan’ın güneybatısında uygulamaya koydu. Orta Doğu uygarlık projesi şimdi güneybatı Kürdleri ile inşa edilmektedir. Bu konuda önemli bir mesafenin alındığını coşkuyla gözlemliyoruz. Bu proje için güçlü bir ordu oluşturulmuş ve bu ordunun daha da modernleşmesi için büyük bir çaba gösterilmektedir. Kürdistan’ın güneybatısındaki tüm millet, azınlık, din ve mezhepleri bir çatı altında toplanmış, herkesin kendini ifade edeceği bir hukuk oluşturulmuştur. Bu devrimsel gelişme Orta Doğu’yu karanlığa boğan statükocu devletleri –Türkiye, Irak, İran ve Suriye- korkuya sevketmiştir.

Irak ve Suriye despotlarının kolu-kanadı kırılmış durumdadır. İran ve Türkiye bunu nasıl aşacaklarının çabasını vermektedir. Ne yaparlarsa yapsınlar bu devletlerin sistemi çağ ile uyum sağlayamamaktadır. Her halükarda tasfiye olacaklardır. Kürdler burada önemli bir rol oynayacaktır. Hem kendileri tarih sahnesine bağımsız devlet olarak çıkacaklar, hem halkların kurtuluş yolunu açacaklar ve hem de kuracakları sistemle Orta Doğu halklarına model oluşturacaklardır.

ABD liderliğindeki Batılı devletlerin Kürdler ve düşmanlarıyla olan ilişkisi Orta Doğu despotizmine karşı alınan tutumla belirleniyor. 1991 yılından bugüne ABD ve Müttefik Güçlerin Kürdlere zararları olması bir yana, hep yararları oldu. Stratejik çıkarları bunu böyle gerektiriyor. Soruna bu temelde bakılırsa Türkiye’nin Kürdlere karşı tutumunu tahmin etmek zor değildir. İkide bir “beka sorunu“ dedikleri nokta burasıdır. Korkunun ifadesidir.

ABD bir plan ortaya koyup pratikleştirmiştir. Orta Doğu sistemlerini değiştirmeye ahdetmiştir. Önemli adımlar da atmıştır. Buna en çok karşı çıkan Rusya ve şu an onunla hareket eden Kürd millet düşmanları olan Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleridir. Bu güçler ABD’nin planını bozmak için harekete geçmişler. Kürd siyasi hareketleri bu konuda tutumlarını açıkça ortaya koymalıdır. Ya Rusya, İran, Suriye’ ve Türkiye’nin içinde yer aldığı safta yer alacaktır, ya da ABD’nin başını çektiği Batılı güçlerin safında yer alıp yurtsever bir tutum takınacaklar. Orta bir yol kalmamıştır.

Biz Kürdüz. Egemenliğimizin gasp edilmesinin ötesinde varlığımız inkar edilmiştir. Bu koşullarda Kürdler boyutunda gerçekten Orta Doğu despotizmini Türkiye, İran, Irak, Suriye temsil etmektedir. Rusya bunları desteklemektedir. Bu despotlar Kürdistan’ı işgal etmişlerdir. Kürdlerin insani ve milli haklarını tümden ellerinden almışlardır. Bu despotlar Kürd toplumunun gelişmesine ket vurmuşlardır. Bugün ABD öncülüğünde Batılı devletler bu despotlara karşı koyuyorlarsa niye buna karşı çıkalım. Karşı çıkma bir yana niye desteklemeyelim? Kaldı ki, Kürdistan’ın güney ve güneybatısının kazanımları unutulmamalıdır. İşinize gelse de gelmese de, kafanızdaki şablonunuza uysa da uymasa da, bu kazanımlar beğenmediğiniz ABD emperyalizmi ve müttefikleri tarafından varedildi. Bugün de onlar tarafından korunuyor. Onlar Kürdlerin üstündeki korumayı kaldırırlarsa Kürdler, Türkiye, İran, Irak ve Suriye saldırısına kaç gün dayanabilir?

IŞİD’ın saldırısından gördük. Güneylilerin dağa kaçmak için tüm hazırlığını yaptığını hepimiz seyrettik. ABD devreye girmeseydi herkes soluğu dağda alırdı. IŞID Kobani’ye saldırdığında güneyin tersine YPG öncülüğünde can ve kan pahasına direnildi ama ABD son anda müdahale etmeseydi birkaç gün sonra orası da düşerdi. Bunlar olan biten gerçeklerdir. Burada ABD’nin hakkını teslim etmek gerekmiyor mu?

Sonra ne mi oldu? ABD’nin eğitim, taktik ve strateji belirlemesi ve teknik olarak donatmasıyla bugün Orta Doğu’da ‘benim ben’ diyen devletlerle savaşacak güce erişen Kürd ordusu YPG oluştu. Bunu ABD’ye borçluyuz. Bunu görelim. “Biz direndik, kazandık“ demenin bir önemi yoktur. Kuşkusuz Kürd savaş ordusu YPG ölümüne direndi ama bu direnme tek başına kazanmak için yetmedi. Bugün Türkiye, Suriye Rojava’yı işgal etmek istiyor. İşgale girişmesi halinde ABD başta olmak üzere dünya sessiz kalsa Kürd savaşçıları kaç gün dayanabilir sizce? Bu koşullarda Kürdlerin kazanma şansı var mıdır? Salt başına volantarizmin yetmeyeceğini hepimiz biliyoruz.

Rojava önderliği ABD’nin rolünü çok iyi kavrıyor ve ilişkilerini güvene dayalı bir düzeyde götürüyor. İyi de yapıyor. Bu ilişki devam ederse Kürdler kazanır, düşmanlarımız kaybeder. Bu kötü mü olur? Ama soğuk savaş döneminden kalma kafalara bakarsanız şiar belidir: “Kahrolsun emperyalizm“(!) Biz demiyoruz. Çünkü “bu emperyalizm” bize devadır. Çünkü “bu emperyalizmin” desteğiyle kazanacağız. “Bu emperyalizmle” devletleşeceğiz. Bundan iyisi can sağlığı değil midir? Batı emperyalizmi ve özelikle ABD olmasa Orta Doğu’da bize neler olur? Kürdistan’da neler olur? Soykırıma varan vahşetler olur. Hele bu aşamada Rojava’da sömürgeci güçlerin saldırısı ile tüm kazanımlar toz-buz olur. Bir düşünsenize. Bu mu olsun?

Son olarak şu belirlemede bulunmak istiyoruz. Baskı altında olan, milli egemenliğine el konulan milletler bağımsızlık için mücadele ederler ama bunu gerçekleştirmek için sadece kendi güçleri buna yetmez. Bağımsızlığın kazanılması süper bir gücün desteğini şart koşar. Dahası eskiden olduğu gibi şimdi de devletleri yıkan ve kuran güçler dünya sistemin sahipleridirler. Kürdler bu gerçeği görerek politika yapmalıdırlar. Kazanmanın başka bir yolu yoktur.

Kimse yanılmasın. GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) uygulamadadır. ABD’nin 21. Yüzyıl Projesidir. ABD bundan vazgeçemez. Vazgeçmesi demek dünya hegemonya mücadelesinden feragat etmesi demektir. Yüzyıl önce yapılandırılan Orta Doğu düzeni bugünün koşullarına artık uygun değildir. Küresel güçler bunu uzun süreden beri zaten yüksek sesle dile getiriyorlar. Bunu değiştirmek ve yeni bir düzen tesis etmek adına projeyi oluşturdular. Buna Genişletilmiş Orta Doğu Projesi (GOP) diyorlar. Orta Doğu yeniden yapılandırılırken de Kürdler bölgede hem nüfus, hem güç, hemde dünya sistemi ile uyumlu seküler bir toplum olması nedeniyle Kürd/Kürdistan sorunu Batı sistemi için önem kazanmaktadır. Bu nedenle Kürd/Kürdistan sorunu her halükarda çözülmek zorundadır. Orta Doğu yeniden yapılandırılırken Kürd/Kürdistan sorunu çözülmeden bu değişim sarsıntısı ve bu entropi realize edilemez. Bu dalga, Orta Doğu toplumlarının özgürleşmesi ikliminin doğuşu demektir. Uygulamadadır. İşte uygarlık projesi dediğimiz bu büyük çalkantıdır.

11 Nisan 2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top