Genel

ÖNCE DOĞA, ÖNCE YAŞAM DİYEBİLMELİYİZ…

Doğa olmazsa insan olmaz. İnsanların olmadığı yerde de ulusal veya sosyal kurtuluştan bahsetmek imkansızdır.
Doğanın, yaşamın , insanlığın olmadığı bir ortamda hangi devrimden bahsedebiliriz ki?
İnsanın insan üzerindeki zulüm ve sömürüsü , ister ulusal isterse sınıfsal temelde olsun insanlar arasındaki çelişkileri bir gün ortadan kaldırmak mümkündür. Kötü bir düzen Devrimle alaşağı edilip, yerine yeni ve iyi olanı kurulur. Ama yok edilen, tahrip edilen doğanın yerine yenisini koymak imkansızdır. Zehirlenen çevreyi yeniden eski haline getirmek imkansızdır.
Eğer insanlığın varolmasını istiyorsak, yaşamın var olmasını, insan neslinin devamını istiyorsak o halde doğayı korumalıyız.
İnsan doğanın bir parçasıdır. Doğayı sevmeyen insan, özünde yani kendisini sevmiyordur. Doğaya zarar veren kimse aslında başta kendisine ve tüm insanlığa zarar veriyordur. İşte tam da bu yüzden
doğa sevgisi vazgeçilmez tutkumuz olmalıdır.
Dünyamızda iki büyük katil var.
Bu katiller birbirleriyle ilişkilidir. Bu katiller aynı kaynaktan EMPERYALİZM’den beslenip aynı kanla yaşıyorlar. Ve bu katillerin ikisi de el ele vermiş dünyamızı felakete sürüklüyorlar. Bu katillerden biri YOKSULLUK diğeri ise ZEHİRLİ ÇEVRE’dir
Yoksulluğun üstesinden nasıl geleceğimiz bellidir. ; Sınıf savaşında ibreyi işçi ve emekçi , ezilen , sömürülen halk yığınlarından yana değiştirerek; yani bir Devrimle. Peki ya zehirli çevrenin üstesinden nasıl geleceğiz?
Bunun için Devrimi bekleyebilir miyiz?
Açık ki hayır! Doğa her an , her saniye doğaya salınan zehirli gazlar, yangınlar sonucu tahrip edilirken, İnsanları yok etmek için öldürücü Virüs üretilip insanların yok edilmesi amaçlanırken bizler bu duruma seyirci ve sessiz kalamayız ellaham.
Doğanın korunmasını, çevrenin temiz tutulmasını devrimden sonraya erteleyemeyiz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da hassasiyetimizi muhafaza etmeliyiz.
Kapitalist sistem ve onun en ileri aşaması olan Emperyalizmin doğanın celladı olduğunu, durmadan doğayı tahrip edip, çevreyi zehirlediğini geniş halk yığınlara anlatmalı ve bu gerçeği
kavratmalıyız.
Sermaye düzeninin bu çirkin yüzünü Emekçi insanlığa göstermeliyiz.
Doğayı tahrip eden ve çevreyi kirletenlere karşı mücadele etmeliyiz.
Yaşamımızı sürdürebilmemiz için, nefes aldığımız havadan, beslendiğimiz gıdadan, içtiğimiz sudan daha önemli bir şey yoktur.
Yaşam için gerekli olan bu maddeler duyarsız insanlar tarafından insafsızca kirletiliyor. Yavaş yavaş yok edilmektedir.
Dünyanın hemen hemen bütün devletlerinde Çevresel koşullar YAŞAMI tehdit ediyor. Bu böyle biline…
GAZETE KÖK AVUSTRALYA
Hüseyin Biçer
17/11/2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top