Genel

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜDÜR!

8 Mart

Umut İLERİ

8 Mart kimilerine göre Dünya Kadınlar Günü, bizim içinse Dünya Emekçi Kadınlar Günüdür!
Aslında bundan daha doğal bir şey olamaz sanırım.
Herkes kendi ideolojisi doğrultusunda, daha güncel bir deyimle içerisinde Yer Aldığı Gemiye göre 8 MARTI algılar ve anar!

Bizler için 8 Mart DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜDÜR!
Bizim Yer Aldığımız Geminin direğine çekilmiş KIZIL BAYRAĞIN üzerinde  böyle yazar!

Neden 8 Mart diye sorulduğunda vereceğimiz yanıt çok açıktır.
Bu günün kutlanmasına karar verenler, 8 Mart 1857 tarihindeki ABD’nin NewYork kentinde 40.000 dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamasının ve ardından polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesinin, arkasından  çıkan yangın sonucunda da işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması nedeniyle 129 kadın işçinin can vermesinin anısına bu günü kabul etmişlerdir.

Yukarıda ki olay ve bu olayı anımsatmak anlamında saptanan anma gününde temel olan ise, kadının Sınıfsal Sömürü mücadelesindeki  SINIFSAL KİMLİĞİDİR.
Dolayısıyla da, bugüne anlamını veren ve nasıl kutlanması gerektiğini belirleyen bu gerçekliktir.
Emekçi sıfatını 8 Mart’tan soyutladığımızda en büyük ayıbı, o günde emek mücadelesi sırasında yaşamlarını yitiren 129 kadın dokuma işçisine karşı yapmış oluruz.
BU NEDENLE 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜDÜR.


Kadın, sadece çalışma yaşamında yer aldığı için Emekçi değildir.
Emek Gücü tanımı, sadece işçinin fabrikada, üretim süreci içersinde sarf ettiği emeği ifade etmez.
İşçinin bir gün öncesinden, o üretim sürecine hazırlanması da Emek Gücü tanımının içersine girer.
Bu bağlamda Ev Kadınları da kocasını, kızını, oğlunu bir gün sonrası üretim sürecine hazırladığı için Toplumsal Proletarya kapsamı içersindedir ve Emekçidir.
Biz buna Ev İçi Emek diyoruz.

Tabi ki Kadınlar Gününün arkasına Emekçi kavramını getirmek SINIFSAL SÖMÜRÜYÜ akla getirdiği için egemenlerin  işine gelmez.
Bu bağlamda soruyorum;  8 Mart,  binlerce erkek, kadın emekçinin  emeğini sömüren, kanını içen paranın dişi tanrılarının, Güler Sabancı’nın, Arzuhan Doğan Yalçın’ın ve onlar gibi binlerce emekçinin emeğini gasp edenlerin günü olabilir mi?
Güler Sabancı ve Arzuhan Doğan Yalçın ile hem evde, hem de  işyerinde çifte sömürüye tabi olan Emekçi Kadınlar yan yana gelebilir mi?

Bu ne demektir?
Bu aralarındaki çelişki uzlaşmaz olan iki temel sınıf  arasında, cinsel kimliği ön plana çıkararak, sınıf uzlaşması sağlamaktır.

“… Bununla beraber, kadının genel sınıfsal konumundan doğan sorunlar yanında bir de kadın olmasına özgü sorunları bulunduğundan… Kendi aralarında örgütlenmeleri ve toplumsal mücadeleye girişmeleri doğaldır, gereklidir. Sorun, temelinde toplumsal yapının değişmesi sorunudur diye, kadın sorunu üzerinde ayrıca durmaya gerek ve kadınların kendi aralarında örgütlenip mücadeleye girişmelerine gerek yoktur gibi bir görüş yanlıştır. Ne var ki, kadın kitlesi kendi içinde eş türden olan bir kitle değildir. Sınıfsal ayrımlar bu kitleyi de ayrıştırır. Kadın hakları için mücadeleyi asıl, işçi, emekçi sınıflardan kadınlar, özellikle çalışma hayatında yer alanlar, doğru çizgide, işçi ve emekçi sınıfların demokrasi ve sosyalizm mücadelesiyle uyumlaştırıp bütünleştirerek yürütebilirler.”

Yukarıda ki paragraf, 80 öncesinin Türkiye İşçi Partisi’nin Genel Başkanı, Sosyalizmi yaşamının son anına  kadar boyun eğmeden tavizsiz savunan BEHİCE BORAN’A aittir.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günün de, bu günle ilgili onun değerlendirmeleri, şu kısacık paragrafta bile hem günün önemi hemde kadın sorununa bakış açısından son derece önemlidir.

Bu paragraf, Kadın sorununu bir nevi erkek düşmanlığına indirgeyen, cinsel kimliğini sınıfsal kimliğinin önüne koyan Feministlere ve bu sorunu Sosyalizme öteleyen, kadının cinsel kimliğinden dolayı ikinci bir sömürü altında olduğunu görmeyen ve ayrı örgütlenmesine karşı olanlara verilmiş bir yanıttır.

Sınıf gerçeğini yok sayan,olaylara ve olgulara SINIFSAL BAKIŞI çoktandır terk eylemiş, sınıf yerine sivil toplumculuğu ikame etmiş bu aklı firariler, Liberaller”eğer “emekçi kadınlar günü” olarak kadınları sınıf kimliği içinde eritmeye kalkarsak cins sorunu/patriyarka sorununu görmezden gelir, kapitalist sisteme bağlı meseleye hapsederiz” diyerek olmayan akılları sıra ahkam kesiyorlar.

Bir kere unuttukları yada anımsamak istemedikleri, 8 Mart’ın tarihçesi ve bu günlere gelişi!
8 Mart öyle durup dururken, salt kadınlar erkeklerden şiddet gördü diye ortaya çıkmamış!

Kimsenin bir olguyu, bir başka olgu içersinde erittiği yok!
Kadın’ın çifte sömürü altında olduğunu, cinsel kimliğinden dolayıda ayrıca ezildiğini, horlandığını biliyoruz.

Özellikle de Kapitalizm’in kadını bir meta olarak görmesi, kadın bedeni üzerinden, yaşamın her alanında kar odaklı sistemine başka karlar eklemesi, tamda bu nedenle KADIN SORUNUNUN sınıf mücadelesinden bağımsız olmadığını bizlere gösteriyor.
veda
,,,

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top