Genel

Marksı lenin gibi okumak

Umut İLERİ

Marksla,Lenini biribirinden kopartmak isteyenler,asıl Marksistlerin İKİNCİ ENTERNASYONALCİLER olduğunu savlıyarak,Leninizmi,Marksizmden ayrı bir yere ,hem de karşısına koyarlar.
Üstelik bunu Lenin’e,kendini hemen her yapıtında Marksist olarak niteleyen Lenin’e rağmen yaparlar.
Oysa onların anlamadıkları ya da bilinçli olarak anlamak istemedikleri Marks’ı kimin nasıl okuduğu ve anladığıdır.
Aşağıdaki yazı bu okumayı yani Marks’ı,Lenin gibi okuyanlarla,Marksı Kautsky gibi okuyanlar arasındaki farkı anlatmak açısından önemlidir.

Sermayenin birikim süreçleri ve bu süreçte,sermayenin kendini yeniden üretmesi,kapitalizmin farklı evrelerini bize işaret eder.
Serbest rekabetçi dönemin mal ihracının yanına,Emperyalist dönemde sermaye ihracı eklenmiştir.
Şimdilerde ise sanayi taşımacılığı bu ikiliyi tamamlamıştır.
Bu süreçte önemli olan,sermayenin kendini yeniden üretmesi ile devlet ve egemenlik biçimleri arasındaki ilşkinin doğru olarak ortaya konmasıdır.
Bu ilişkinin doğru okunması,bu ilişki temelinde gelişecek sınıf mücadelesinin ve bu mücadeleye dayalı bu mücadelede hem yıkıcı hemde kurucu rol oynayan emeğin,önündeki stratejinin ne olacağınında yanıtını verir.
Lenin ve Kautsky bu okumanın ve bu okuma sonucu ortaya çıkan politik nesnelliğin iki farklı tarafıdır.
Önce ,Lenin’in Proleterya Devrimi Ve Dönek Kautsky adlı eserinde,kendisi ile Kautsky arasındaki farklılığı nasıl değerlendirdiğini görelim.
“Kautsky’nin emperyalizm konusundaki bütün açıklamalarının teorik yanlışlığını ayrıntılı olarak çözümledim. Emperyalizmin Kautsky tarafından verilen tanımını yineliyordum: “Emperyalizm son derece gelişmiş bulunan sanayi kapitalizminin bir ürünüdür. Her sanayici kapitalist ulusun, bu bölgelerde hangi uluslar yaşarsa yaşasın, tarımsal (altı Kautsky tarafından çizilmiş) bölgeleri kendine gitgide daha çok katma ya da bağlama eğilimine dayanır.” Bu tanımın kesinlikle yanlış olduğunu, daha sonra oportünizm ile bir uzlaşma alanı bulmak için, emperyalizmin en derin çelişkilerini hafifletecek biçimde “uydurulmuş” olduğunu gösterdim. Ve, kendi emperyalizm tanımımı veriyordum: “Emperyalizm, tekellerin ve mali sermayenin egemenliğinin kendini gösterdiği; sermaye ihracının birinci planda önem kazandığı; dünyanın uluslararası tröstler arasındaki paylaşılmasının tamamlandığı bir gelişme aşamasına erişmiş bulunan kapitalizmdir.” Emperyalizmin Kautsky’deki eleştirisinin, hatta kaba burjuva eleştirisinden bile aşağı olduğunu gösterdim.”
Lenin Kautsky’nin emperyalizm tanımından alıntı yaparak,kendi emperyalizm tanımını ortaya koyuyor ve devam ediyor.
“II. Enternasyonal’in en büyük otoritesi olan Kautsky, marksizmin sözde kalan kabulünün, gerçekte onu ‘struvizm’ ya da ‘brentanizm’ durumuna (yani Rus yazarı Struve ile Alman iktisatçısı Brentano tarafından son derece çarpıcı bir biçimde dile getirilmiş olduğu gibi, proletarya için devrimci olmayan ‘sınıf savaşımını kabul eden liberal bir burjuva öğreti durumuna) dönüştürmeye yol açma biçiminin son derece tipik ve parlak bir örneğini veriyor. Plehanov’da bunun bir başka örneğini görüyoruz. Besbelli yanıltmacalar yardımıyla, marksizm kendi canlı, devrimci ruhundan arındırılıyor; devrimci savaşım araçları, bunların propaganda ve hazırlanması, yığınların işte bu yönde eğitimi dışında, marksizmde ne varsa kabul ediliyor.”
Şimdi kendi yorumumuza geçelim.
Kautsky’e göre emek bu mücadele sürecinde kurucudur.
Oysa Lenine göre emek bu mücadele içinde önce yıkıcı,daha sonrada kurucu özne olarak yer alır.
Kautskynin emeğin yıkıcı rolünü yadsımasının nedeni,Ultra Emperyalizm teorisine dayanır.
Kautsky,Emperyalistler arası,tekeller arası rekabeti görmezden gelir.
Kautsky bu rekabeti yok saydığından,artık bu rekabetin zorunlu sonucu olarak ortaya çıkan krizleri ve bu krizlerin yol açtığı savaşları yok sayar.
Kautsky’e göre ,paylaşım savaşından sonra,Emperyalistler uzlaşarak,tek bir tekel altında birleşeceklerdir.
Artık bundan böyle krizler ve bu krizlerin yol açacağı savaşlar söz konusu değildir..
Sermayenin sonunu ortaya koyacak kriz yokluğunda yapılması gereken,demokrasiyi savunmak,sosyal devlet projeleriyle ,onu dahada geliştirmektir.
Daha somut ifade edersek,Kautsky’e göre Sosyalizme,devleti reformlar yoluyla demokratikleştirerek,barışcıl bir biçimde geçilecektir.
Bu demokratikleştirmede emek,bu reformlara öncülük yapacak,kurucu güçtür.
Görüldüğü üzeri,emeğin yıkıcı rolü yok sayılmakta,Leninin yukarda belirttiği gibi,sınıf savaşımı,devrimci özünden soyutlanmakta ve Marksizm kendi canlı devrimci ruhundan arındırılmaktadır.
Lenin ise,Tek bir dünya tekeline doğru gidişatı teorik olarak yok saymaz.
Ancak Lenin,Tekeller arası rekabeti de yok saymaz.
Ve tekeller arası rekabetin ortaya çıkaracağı krizlerin,tekellerin tek bir dünya tekeline doğru gidişatından önce Emperyalizmin sonunu getireceğini ortaya koyar.
Lenin, Buharin’in “Emperyalizm ve Dünya Ekonomisi” adlı kitabının önsözünde bunu belirtir.: “Gelişimin, istisnasız tüm işletmeleri ve devletleri içine alacak tek bir dünya tröstünün kurulması yönünde olduğundan şüphe yoktur. Ama bu yöndeki gelişme öylesine stres, tempo, antagonizmalar, çelişkiler tepe taklak
gelişler içinde -sadece ekonomik değil, fakat aynı zamanda politik, ulusal vs.- gelişmektedir ki, ulusal finans kapitallerin dünya çapında bir ultra-emperyalizm yapısında birleşmesinden önce, emperyalizm kaçınılmaz olarak yok olacak ve kendi karşıtına dönüşecektir.”
Görüldüğü gibi,Lenin Tekeller arası rekabetin önemine vurgu yaparak,bunun krizlere ve savaşlara yol açacağını ortaya koyar.
Bu rekabetin ortaya çıkaracağı krizlerden ve bu krizlerin ortaya koyacağı çatışmalardan , sınıf mücadelesi temelinde devrimci bir vazife çıkarır.
İşte bu farklılık,her ikisinin de Emperyalistler arası savaşlar da ,farklı tavırlar sergilemelerine neden olmuştur.
Kautsky,birinci paylaşım savaşı sırasında,işçi sınıfını,kendi burjuvazisini desteklemeye çağırarak,SOSYAL YURTSEVER bir tavır ortaya koyarken;Lenin bu savaşta işçi sınıfının ,kendi burjuvazinin yanında yer almasını savunanları şiddetle eleştirmiş,onları Sosyal Yurtseverlikle suçlayarak,bu savaşın bir iç savaşa dönüştürülerek,işçi sınıfının siyasi iktidarı,burjuvaziden alması gerektiğini söylemiştir.
İşte Lenin’i Devrimci,Kautskyi evrimci yapan bu farklılıklardır.
Teorilerin doğruluğunun sınandığı tek yer yaşamın şaşmaz pratiğidir.
Yaşanan süreç ve pratik Kautsky’i mahkum etmiş,onun tezlerini yadsımış,Lenin’in ise tezlerinin doğruluğunu bizlere göstermiştir.
Tarih bize Marks’ı Lenin gibi okumanın doğruluğunu kanıtlamıştır.

veda KayıtlıYeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\’da, istanbul\’da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi…NAZIM HİKMET

Çevrimdışı YürekAtışı

  • İleti: 224
    Marksı lenin gibi okumak

    « Yanıtla #1 : 12 Kasım 2011, 00:42:31 »Lenin’in Devlet Ve Devrim kitabını okuyan herhangi bir insan Lenin’in Marx’ı ve Engels’i ne kadar iyi anladığını ve kitaptan Marx’tan yapılan alıntılar çıkarılınca kitabın en az yarısının ortadan kalktığını görecektir. Özellikle Kautsky hakkında yürütülen polemiklerde hep esas alınan marx ve engels olmuştur. Şunu belirtmek lazımdır ki ismine marksist diyen ama marksizmi bir bilim olmaktan çıkartıp hakim sınıflar için sulandırıp tekrar üreten birileri mevcuttur. Bunlar sistemin görevli memurları gibi sınıfları birbiriyle “uzlaştırmaya” çalışırlar, emperyalist savaşları çarpıtırlar, sendikalizm, bürokratizm, konformizm, bilcümle sapıtık izm lerle işçi sınıfını bataklığa çekmeye çalışırlar. Bu sol maskeli oportinistler kesinlikle isimleri ne olursa olsun marksist değillerdir. Fakat Lenin Bir marksisttir. Kapitalizmin ve demokratik devrimlerin tarihi görevlerini marx kadar kavramış eylemci bir marksist. İşçi sınıfının dışında hiç bir kuvvetin veya şiddet sevdalısı küçük burjuvanın ana gövdeyi teşkil edemeyeceğini görecek kadar marksisttir. İyi ki kitaplar var, iyi ki devlet ve devrim var ki devlet ve devrimde Lenin bir yerlerde bolşeviklerin blankicilik ile suçlandığını ama bunun marx’a göre nasıl bir saçmalık olduğunu izah etmiş.

    Lenin eylemci ve gerçek bir MARKSİST tir, itirazı olan “Devlet Ve Devrim” kitabını bütün çevirilerinden okuyabilir, orada eyleme kalkmış ve kendisini tamamlayan Marx’ı görecektir. Ben alıntıları gereksiz buluyorum kitabı okumalı bazen bir daha okumalı, marksistlere tavsiyem bu kitabı başucunuza koyunuz, suyunuzun hemen yanına…

    Yorum yap

    You must be logged in to post a comment Giriş

    Bir yorum bırak

    To Top