Genel

KUTLANAN CUMHURİYET!

Umut İLERİ

Öncelikle kendi Cumhuriyet tanımımızı, 1923 cumhuriyetin ne olduğunu, sonrası hangi evrelerden geçtiğini ortaya koyalım.
Cumhuriyet Egemenlikle ilgili bir kavramsa ve Egemenlik toplumdaki sınıflardan bağımsız değilse ve bir sınıfa dayanıyorsa, o zaman 29 Ekim de 1923 de kurulan Cumhuriyet bir BURJUVA CUMHURİYETTİR!

Birinci Cumhuriyet, Burjuvazinin ideolojik öncülüğünde gerçekleştirilen, o tarihsel kesitte daha ileri bir toplumsal formasyonu(Kapitalizm) hedeflediği için İLERLETİCİ olan BURJUVA DEVRİMDİR.

Birinci Cumhuriyet Devletin tüm olanaklarını Kapitalizm’in alt yapısını oluşturmak için harcamış, bürokrasiden ve feodal toprak ağalarından bir kısmını devşirerek yeni bir Burjuva Sınıf yaratmıştır.
Kapalı ve Devlet ağırlıklı bir ekonomik yönetimin uygulanma nedeni batıda ki gibi, bir önceki toplumsal formasyonda oluşan  ve üretici güçlerin gelişimine öncülük eden bir sınıf olmadığından bu görevi Devlet üstlenmiştir.
Kapitalizm’in gelişimini sağlayan tüm alt yapı yatırımları Devlet tarafından üstlenilmiş ve yeni oluşturulan sınıfın hizmetine sunulmuştur.

Dünyada ki gelişim ve Sermayenin Ulusal Sınırları aşması, Üretimin giderek toplumsallaşması, mekandan bağımsız hale gelmesi, pazarın giderek bir dünya pazarına doğru evrilmesi, tek yanlı, kapalı ülke ekonomilerinde Sermayenin kendini yeniden üretmesinde engel oluşturmuş, bu ekonomilerin birine sahip Türkiyede de, Sermaye kendini yeniden üretebilmesi için alt yapıda bir takım değişimlere gereksinme duymuştur.

Alt Yapıda ki bu değişimlere uygun olarak ve bu değişimlerin önünü açacak üst yapısal değişimler İkinci Bir Cumhuriyeti, Ülke Ekonomisini ve Sermayeyi dışa açacak yeni bir Yönetim Biçimini zorunlu kılmıştı.
İkinci Cumhuriyetin ortaya çıkış nedeni budur.

Günümüzde ise, artık Kapitalizm tarihsel sınırlarına gelmiş dayanmış, içerisinde yer aldığı yapısal krizin çıkışsızlığı onun kendini ekonomik ve buna bağlı siyasal olarak üretmesinin önünü tıkamıştır.
İşte Sermaye bu tıkanıklığı aşmak, kendini yeniden üretmek için, yetki paylaşımı daha merkezi, kuvvetler ayrılığını yok sayan, daha baskıcı, daha totaliter bir egemenlik biçimine başvurmuştur.
Bizim Üçüncü Cumhuriyet diye nitelediğimiz Yönetim Biçimi budur.
                   
Şimdi gelelim Sol kesimde, kimi siyasi oluşumların, partilerin Cumhuriyeti nasıl algıladıklarına.
Ağırlıklı olarak, TKP(Okuyan), TİP, TKH, benzer biçimde Cumhuriyet algısında ortaklaşıyorlar.
Her 29 Ekim de Cumhuriyet Etkinlikleri düzenleyerek Cumhuriyet Kutlamaları yapıyorlar.

Aralarında yüreğinin yarısını Mustafa Suphi’ye, yarısını da onun katline ferman veren Mustafa Kemal’e verenler olduğu gibi, her 29 Ekimde  Başkomutana Selam Gönderenler de var.
Cumhuriyeti Halk Egemenliği olarak görerek, onu sınıfsal özünden kopartanlar var.

Oysa bir türlü anlamadıkları her üç Cumhuriyetin de  özünün Burjuva Cumhuriyet olduğu.
Bunlardan ilkinin içerisinde bulunduğu tarihsel kesitte İLERLETİCİ olması, onun Sınıfsal Özünün Burjuvazi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Aslında onlarda bunun farkındalar ama, kitleselleşmek adına, Kemalist Tabanı yanlarına çekmek adına, Popülizm Batağına düşmekten kurtulamıyorlar.

Sonuç olarak, Lenin’in deyimiyle Emperyalizm Çağında, yani Burjuvazinin sınıf olarak gericileştiği, asalaklaştığı ve çürüdüğü bu çağda bize Burjuva Cumhuriyetlerden, bu çürümüş gericileşmiş, asalaklaşmış sınıfın Cumhuriyetlerinden bir yarar yoktur.

Önümüzde ki hedef, İşçi Sınıfının karşıtından sınıfsal erki alarak, kendini toplumda ULUS konumuna, EGEMEN konuma yükselttiği, kendi sınıf egemenliğini kurduğu SOSYALİST CUMHURİYETTİR.
veda

 KayıtlıYeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\’da, istanbul\’da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi…NAZIM HİKMET

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top