Genel

KONYA’DA FAŞİST SALDIRGANLIK VE KATLİAM..

Erdoğan ATEŞİN

31.07.2021

Faşizm, genel kitle mobilizasyonuna genel ve özel önem atfeden, ona önem veren hakim ulus, ya da belli bir ulus, ya da ırkın üstünlüğünü ve tekliğini savunan, ve özellikle egemen ulus devlet anlayışını öne çıkaran otoriter, faşist 20. yüzyıl ideolojisi olarak, düşünceden ziyade, özellikle eylem, katliam ve provokasyondan beslenen emperyalizm çağının en sistematik bir ideolojik ve pratik saldırganlığıdır. Faşizm, genellikle kendisine karşı bir öteki yaratarak, hakim ulus milliyetçiliği üzerinden kendisini ideolojik olarak ifade eder.

Siyasi ve ideolojik bir hareket olarak faşizm, İtalya, Almanya, İspanya gibi ülkelerde 1930 yıllarda ve 2. nci dünya savaşıyla birlikte en ileri aşamasına ulaşmış, savaş sonrası ideolojik düzlemde marjinalleşerek devam etmiş, egemen ve üstün bir ulus ya da ırkın, azınlıklar ve diğer bağımlı ve devletlerini kuramamış uluslara karşı egemenlik aracı olarak bu günlere kadar daha da kurumsallaşarak egemen ulusların baskı ve şiddet mekanizmasına dönüşerek devam etmektedir.

Şovenist milliyetçilik ve ırkçılıktan beslenen ideolojik, politik faşist saldırganlık, 1920 den sonra Türkiye’nin de sorun olmuş, Kürtlerden ve diğer azınlıklardan ( Laz, Ermeni, Süryani, Çerkez, Arap) vs, tek bir ulusal devlet ( Türkiye) yaratmaya çalışan, ve diğer Ulus ve azınlıkları bu potada asimile ederek eriteceğini düşünen Faşist zihniyet, onun ideolojik bir aygıtı olarak ortaya çıkmış ve kuruluşundan -1923- bu güne kadar savaş ve katliamlardan beslenmiş tekçi, Alman faşizminin piç karakteri bir devlet…

Konya’da 7. kişilik Kürt bir ailenin toptan katledilmesi Şovenist milliyetçi, ya da faşist ırkçı yayılmacı ve saldırgan iç ve dış politik saldırganlığa ve elit bir azınlığın faşist diktatörlüğüne dönüşmüş, ve bu saldırganlığın bireyin ya da bir kaç bireyin şahsında üstün lider kişiliğinde somutlaşmış, herkesin kendilerine tabi olması yönünde faşist, ayırımcı ve milliyetçi, kendisinden olmayana yaşam alanı bırakmayan, yaşam hakkı tanımayan, kendisine biat etmeyen hiç bir kurum ve demokratik oluşuma tahammül etmeyen, bütün temel hak ve özgürlükleri felç etmiş, lağvetmiş, rafa kaldırmış, ” parlamenter demokrasiyi” reddeden, şiddet, savaş ve faşist militarist saldırganlığı öne çıkaran bir ideoljik ve politik savunu…

Meşruiyetini Komünizm ve Sosyalizm karşıtlığı üzerine bina eden bu faşist saldırganlık Hitler tipi bir saldırganlıktır, Kürd ve diğer azınlıklara karşı katliamlara dönüşme potansiyelleri bugün en ağır bir şekilde taşımaktadır. Konya’daki katliam da gösteriyor ki, tekçi devlet kültüne dayalı Kürd alehtarlığı vurgular ve söylemler derin bir Kürt karşıtlığı ırkçılığa dönüşmüştür.

Her bir adımı bir sonrakinin devamı olan kesif propaganda ve ajitatif söylemlerle toplumu kamplara bölen, korku ve psikolojik harp yöntemleriyle, kendisi gibi düşünmeyen, davranmayan ve eylemeyen bütün toplumsal kesimleri sıradan, biat eden yönetile bilir insan kütlesine dönüştürmek isteyen, faşizmin bütün sınırlarını zorlayan gerici milliyetçi bir koalisyon…

Fiziksel şiddetin ve milliyetçi faşist saldırganlığın öldürme ve toplu katliama dönüştüğü bir ortamda demokrasiden bahsedilemez. Bu faşist saldırganlığın esas amaçlarından biri de, egemen ulus üzerinde diğer ulus ve azınlıklar karşıtı bir atmosfer yaratarak, merkez partileri daha milliyetçi bir çizgiye zorlamak, merkezkaç parti ve grupları da şeytanlaştırarak, sistemin dışına atarak, her halükarda teslimiyet yada uzlaşma dayatmaktadır.

Demokratik, modern devletlerde demokrasinin tanımlayıcı özelliği, nihai karar alıcıların demokratik ve serbest seçimlerle yönetime gelmelerini gerektirir. Bu tür ülkelerde siyasi iktidarın sınırlarını hukuki normlar belirler. Ancak bugün bu hukuki normların da neredeyse tamamı rafa kaldırılmış durumdadır. Demokratik modern devletler hukuki normlar üzerinden bir korunak oluştururlar ve sosyo ekonomik yapılar bu hukuki üst yapının temelini belirler.

Türkiye’de sosyo ekonomik yapı böyle bir devlet tanımı için yeterli değildir, devlet; böyle kökü bir değişim geçirmemiş, ve devletin demokrasi anlayışı ortaçağ kalıntısı yarı feodal karakteri gereği batı tipi burjuva demokrasi için yeterli olgunlukta değildir. Kendi burjuva demokratik devrimini tamamlayamamış bir ülkenin demokrasi anlayışı geridir, kısmi istikrar dönemleri hariç faşizm esas akımdır.

Özünde devlet, belli bir coğrafi alan üzerinde yaşayan genel insan nüfusu üzerinde şiddet kullanma tekeline sahip hiyerarşik ve örgütlü bir baskı aracıdır…Batı tipi modern devletler kendilerini bir ulus ile özdeş kılarlar ve devleti ulusun egemenliğinin somut bir tazahürü olarak görürler. Çok uluslu devletler ve azınlık sorunu bugün bütün dünyanın ve kapitalist sistemin temel sorunu ve çelişkisi olmaya devam ediyor.

Konya’nın Meram ilçesinde 7 kişilik bir Kürt ailenin katledilmesinin tek sorumlusu bugünün siyasi erkidir. Kabul edilemez! bu alçak ve korkakça saldırıyı kınıyoruz. Teşhir olmuş, bütün yönetme nitelik ve kabiliyetini kaybetmiş bir siyasi erkin, İç kaos ve kargaşalık çıkarmak için, bu türden saldırganlıklara alan açması asla kabul edilemez.

Erdoğan ATEŞİN

31.07.2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top