Dünya

KOMÜNİSTLERİ NASYONALLEŞTİRME ÇABALARI…..”KOMÜNİST” YURTSEVERLİK!

UMUT İLERİ

“Türkiye’ye ilişkin soru da budur. Özel olarak sosyalist ideolojinin üzerine güvenle ayaklarını basabileceği bir yurtseverlik damarı ülkemizde mevcut mudur?”(Aydemir Güler)

Sn Güler hiç merak etmesin, ikinci enternasyonalin sosyal şoven ve sosyal yurtsever düşüncelerinin ayaklarını
“sağlam” basabileceği bir YURTSEVERLİK damarı bu ülkede mevcuttur.
Ancak bu damarın varacağı yer ULUSALCI BİR BATAKTIR.
Ülke Solunun yarısından fazlasının ULUSALCILIK BATAĞINDA debelenmesinin bir nedeni de ayaklarını
“sağlam” bastığını sandığı bu damarın onları bu batağa sürüklediğidir.

Sn Güler, Komünist Yurtseverlik diyerek, cinsel, dinsel ve etnik kimliklerinden arınmış, vatan diye tüm CİHANI işaret etmiş Komünistleri, bu söylemiyle NASYONALLEŞTİRME çabası içine girmiştir.
Oysa Yurtseverlikle, Komünizm asla bağdaşmayan, birinin olduğu yerde diğerinin olamayacağı iki kavramdır.
Çünkü yurt, egemenlerce kendi sömürü alanlarını belirlemek için etrafı egemenlerce kırmızı çitlerle çevrilmiş TOPRAK PARÇASIDIR.
Oysa Komünizm SINIFSIZ, DEVLETSİZ, KIRMIZI ÇİTLERİN ortadan kaldırıldığı bir SİSTEMDİR.

Sınıfların ve Devletin ortaya çıkışından bu yana geçen süreçlerde, ezilenlerin hiç bir zaman yurtları olmamıştır.
Kimi zaman, köle sahibi tarafından bir toprak parçasından diğer bir toprak parçasına satılmış, kimi zaman feodal bey, senyör tarafından, bulunduğu yerden başka yerlere sürülmüş, kimi zaman da emeğinden başka satacak bir şeyi olmadığı için yaşayabilmek adına, ülke ülke dolaşarak emeğini satmıştır.
O nedenledir ki; Marks’ın, Komünist Manifesto’ da “İşçilerin Vatanı yoktur.Onlardan SAHİP OLMADIKLARI Bir Şeyi İsteyemezsiniz” derken kast ettiği bu nesnel somut gerçekliktir.
Kısaca bir şeye sahip olabilmek için, o şey üzerinde her tür tasarruf hakkınızın olması gerekir.
Zaten Marks Yurtseverliği “Yurtseverlik, mülkiyet duygusunun en ülküsel biçimidir” diyerek tanımlamıştır.

Yurtseverliği bize miras bırakan İkinci Enternasyonal’in dönek şürekasıdır.
Bu şürekanın bu konudaki söylemlerini incelediğimizde, Sn Güler’in söylemleriyle bir koşutluk taşıdığı hemen görülür.

İkinci Enternasyonal’in Fransız üyelerinden MİLLERAND;
“Bir an bile enternasyonalist olduğumuz kadar Fransız ve yurtsever olduğumuzu unutmayacağız. Yurtseverlik ve enternasyonalistlik, bunlar Fransız Devrimini yapan atalarımızın soylu biçimde bağdaştırmayı bildikleri iki niteliktir.”
Daha sonra bu kişi, paylaşım savaşının ardından, burjuva hükümetin önce Başbakan sonra da Cumhurbaşkanı olmuştur.

Yine Fransız Sosyalisti Jean Jaures;
“Proletarya vatanın dışında değildir. Marx ve Engels’in 1847’de Komünist Manifesto’da o ünlü, sık sık tekrarlanan ve her yöne doğru saçılmış olan “işçilerin vatanı yoktur” cümlesini dile getirmeleri, komünizmi vatanı tahrip etmekle suçlayan yurtsever burjuvaların saldırılarına karşı tamamen çelişkili, talihsiz cevap ve sadece ateşli bir heves anlamına gelir.”
“Yurtseverliğin azı enternasyonalizmi zayıflatır, yurtseverliğin çoğu enternasyonalizmi güçlendirir. Enternasyonalizmin azı yurtseverliği zayıflatır, enternasyonalizmin çoğu yurtseverliği güçlendirir.”

Yine İkinci Enternasyonal döneklerinden Karl Kautsky yurtseverliğin başına proleter sıfatı ekleyerek, proleter yurtseverliğini savunmuştur.
Yani şimdilerin “Emekçi Yurtseverliğinin” isim babası, Karl Kautsky’ dir.
“proleter yurtseverlik”, diğer ülkelerin işçilerini kardeş olarak görmekle kalmaz, kurtuluşları için tüm ülkelerin işçilerinin işbirliğine ihtiyacı vurgulardı; oysa burjuva yurtseverliği diğer ulusları rakip ve düşman olarak değerlendiriyordu.” diyerek tıpkı şimdiler de birilerinin yaptığı gibi, burjuva yurtseverliği ile proleter yurtseverlik arasında olmayan bir farklılığı, varmış gibi göstermeye çalışmıştır.
Sonrası devamla; “yabancı bir ulusun hâkimiyetini önlemede gerek burjuvazinin gerekse proletaryanın ortak çıkarı vardır” diyerek, kolayca her iki sınıfın, kendi ulus devletini savunmada ortak çıkarları gereği birleşebileceklerini ifade etmiştir.
Görüldüğü üzere zorlama farklılıklar yaratmak bile son tahlilde hiç bir işe yaramamıştır.
Alıntılardan da görüldüğü gibi yurtseverlik savunucuların en son geldikleri nokta gerçekten ibret verici, ders verici bir gerçekliktir.

Sosyal Yurtsever Politikalarla, Sosyal Şovenist politikalar, birbirilerini tamamlarlar.
Bunlar birbirinden bağımsız olgular değildir.
Eğer soruna mülkiyet düzleminde, yurtsever politikaları öne koyarak çıkarsanız, Sosyal Şovenizme düşmeniz kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Aynı toprak parçası üzerinde, bu toprak parçasını kendi mülkiyetinizde görerek, bir başka ulusun kendi iradesini ve onun ulus olma mücadelesini yok sayarsınız.
Bir de bakarsınız ki, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü kervanına siz de katılmışsınız!

UMUT İLERİ

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top