Genel

KOMÜNİST PARTİYE GİDEN YOLUN İLK ADIMI, KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİ!

Umut İLERİ

Neden SOL bir türlü Toplumsallaşamıyor konusu üzerinde durmak gerekiyor.
12 Eylül Faşist Diktatörlügünün yarattığı travmanın bu sorun üzerinde yarattığı olumsuz etkileri bir yana bırakırsak, asıl sorun bana göre SOLUN, burjuvazinin sınırlarını çizdiği, burjuvazinin belirlediği siyaset alanına kendini mahkum etmesi, bu alanın dışında bir siyaset üretememesidir.

Bu siyasetsizlik yığınları başka siyasetlere, sistem solu partiler tarafından sistem içerisi “çözümlere” yönelterek, onların sistemin olumsuzlukları karşısında duydukları öfke ve hoşnutsuzluğu, Burjuvazi tarafından belirlenen alanda boğmasına neden olmaktadır.
Daha doğru bir deyimle, tüm bu olumsuzlukların asıl nedeninin sistem olduğu, sistem ortadan kaldırılmadan bu olumsuzlukların artarak süreceğinin yığınların bilincinde karşılık bulmaması, bu bağlamda Solun, Burjuvazinin belirlediği alanın dışında siyaset üretemediği için, yığınların, sistem partilerinin(sistem solu partiler dahil)  sistem içi “çözümlerinin” peşinden sürüklenmesi.

Baştan söyleyelim; SİSTEMDEN KOPMAYAN, SİSTEMDEN KOPMAYI kendine ilke edinmeyen SOL bize göre SOL değil, SİSTEM SOLUDUR.
Ancak Sosyalist Sol, Sistemden kopmayı, Sistemi tüm kurumlarıyla karşısına almayı hedef edinir.
Bu toplumsallaşamama beraberinde sol içerisine, pusuda bekleyen Marksizm dışı akımların Marksizm’e sızmasına da olanak sağlamaktadır.

Kapitalizm’in artık sınırlarına gelip dayandığı bu dünyada, onun gittikçe artan bir biçimde saldırganlaşması, bu saldırganlığa karşı toplumsal olanı harekete geçirmiştir.
Ne yazık ki Toplumsal olanın bu hareketliliğine karşı, sınıfsal olan aynı oranda hareketli değildir.
Sınıfsal olanla desteklenmediği sürece  toplumsal olan, tek başına bir hareketlilik sağlasa da, kısa süre sonra bu hareketliliğin giderek sönümlenmesi kaçınılmazdır.

Her ne kadar Toplumsal Antagonizmayı, Sınıfsal Antagonizma bağlamında ele alsak da, Toplumsal Hareketlilik, Sınıfsal Hareketliliğin önünde seyir etmektedir.
Toplumsal Hareketliliğin öznesi olması gereken işçi sınıfının, başlangıcında yer almadığı toplumsal hareketliliğe, sonradan katılması bile bir anda toplumsal hareketliliğin ivmesini yükseltmektedir.
Zaman zaman tüm dünyada yığınların sistemin yarattığı olumsuzluklara karşı gösterdiği kendiliğindenci kalkışmalar, sınıfsal olanla bütünleşmediğinden, sistem solu partilerince önlerine konan düzen içi çözümler nedeniyle düzen içerisinde sönümlenmektedir.

O halde yapılması gereken, sınıfla siyaset arasındaki bağı oluşturacak, sınıfı politikleştirecek bir ÖNCÜYÜ, önümüzde akıp giden hayata müdahil olarak bu akışın yönünü değiştirecek bir ÖNCÜYÜ hayata geçirmek olmalıdır.
Nasıl ki Toplumsal Hareketliliğin ÖNCÜSÜNÜN İşçi Sınıfı olması gerekiyorsa, İşçi Sınıfının ÖNCÜSÜ DE, onun düşünen eli, partisi, KOMÜNİST PARTİDİR.
Bunun ilk adımıda KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİDİR.

Komünistlerin Birliği, sınıf hareketinin yerlerde süründüğü bugünkü koşullarda kendilerinin işçi sınıfının öncüsü Komünist Parti olduğunu iddia eden dükkancıkların değil, bugün ülkede komünist bir öncünün olmadığının ve bir an önce yaratılmasının  bilincinde olan Komünistlerin, Komünist olmanın  olmazsa olmaz İLKELERİ etrafında bir araya gelmesidir.
Bu birlik; mevcut Sistemi tüm kurumlarıyla karşısına alacak Komünistlerden oluşmalıdır.
Bu birlik; Sistemi REFORME etmek isteyenlerle aralarına kalın çizgiler çekmelidir.
Bu birlik; Siyasetini Egemenlerin belirlediği, sınırlarını çizdiği alanın dışına çıkartmalı, kendini Burjuva Siyaset Alanına kapatmamalı, siyasetini, İşçi Sınıfının Bağımsız Sınıf Siyaseti doğrultusunda belirlemelidir.
Bu birlik; Mustafa Suphi TKP sinin mirasına sahip çıkan ancak onun devamcısı olduğunu savlayanları DEVAMCI olarak görmeyen, günümüzü ve dünyayı açıklayacak, gelinen bu evrenin koşullarını
karşılayacak yepyeni bir programa sahip Partiyi oluşturmak için mücadele etmelidir.

Sınıf Hareketinin hali ortadayken TKP yaşıyor, savaşıyor gibi yaşamda karşılığı olmayan hamaset dolu söylemleri bırakmalıyız.
Ne yazık ki ortada SAVAŞAN bir şey olmadığını yaşamın şaşmaz pratiği bizlere göstermektedir.
veda

 KayıtlıYeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\’da, istanbul\’da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi…NAZIM HİKMET

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top