Genel

İsrail, İran’a karşı yıpratma ve gölge savaşı veriyor

İsrail, İran’a karşı yıpratma ve gölge savaşı veriyor

Faik Bulut Independent Türkçe için yazdı

Faik Bulut Araştırmacı gazeteci, yazar Pazar 12 Aralık 2021 6:12

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrailli mevkidaşı Beni Gantz’ı bakanlık binası önünde karşıladı / Fotoğraf: AFP

Nükleer silah üretimini engellemek maksadıyla İran ile Batı arasında sürmekte olan görüşmeler, medyatik haber-yorumlar, resmi demeçler ve ziyaretlerin aniden sıklaşmasına yol açtı.

Söz konusu haber-yorumlar, hem psikolojik savaş hem de müzakereler sürecinde baskı ve yönlendirme aracı olarak kullanılıyor.

Dünyaca ünlü Reuters haber ajansı mahreçli iki örnekle devam edelim: 

“ABD’li üst düzey bir yetkilinin Reuters haber ajansına verdiği bilgiye göre, bugün bir araya gelecek olan ABD ve İsrail Savunma Bakanları, İran’la yeniden başlayan nükleer müzakerelerin başarısız olması halinde ‘İran’ın nükleer tesislerini yok etmek üzere en kötü senaryoya hazırlıklı olmalarını sağlayacak olası askeri tatbikatları’ masaya yatıracak.

İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz bugün Washington DC’de Pentagon yetkilileriyle görüşmeler yapacak. Pentagon’un Gantz ile yapacağı bu görüşme, 25 Ekim’de Pentagon görevlilerinin Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ı bilgilendirme toplantısı sonrasında planlanmıştı.

İsminin yayımlanmaması koşuluyla Reuters‘a bilgi veren ABD’li yetkiliye göre; 25 Ekim tarihli toplantıda Pentagon, Sullivan’a, ‘İran’ın nükleer silah üretme kapasitesini ortadan kaldırmak için kullanılabilecek askeri seçeneklerin tümü hakkında’ bilgi verdi.” 1

“Avrupalı diplomatik bir kaynak, ‘İran’ın geçtiğimiz haziran ayında hazırlanan metin üzerinde tartışmayı kabul ettiğini’ söyledi. Bu yüzden müzakereci Batılı ülkeler bir süre için İran’ın nükleer görüşmeler hususunda ciddiyetini anlamak maksadıyla gelecek günlerde sınama yöntemine başlayabilirler. 

Müzakereleri canlandırmak için perşembe (9 Aralık) günü başlatılan görüşme sürerken, Amerikan yönetimi diplomatik yolların tıkanması halinde ekonomik müeyyidelere başvurabileceğine işaret etti. Bu arada müzakereci İranlı heyete yakın bir kaynak, ülkesindeki TESNİM haber ajansına verdiği demeçte şöyle dedi:

İran Heyeti’nin geçen hafta dile getirdiği öneri ve görüşler, hâlâ geçerlidir. Dolayısıyla İran tarafı, müzakere metinlerini bu doğrultuda ele alıp tartışacaktır. Önerilen taslağımız geri çekilmemiştir. Çünkü diğer taraflar, İran önerilerini ayrıntılı biçimde tartışmıştır. Dolayısıyla tavrımızdan geri adım atmadık.

İran tarafı, Donald Trump’ın demeci doğrultusunda Amerikan yönetiminin 2018’den beri ülkesine uyguladığı bütün cezai yaptırımların kaldırılmasında ısrar etmektedir.” 2


İzrael Hayom (Bugün İsrail) gazetesi, konuyu şöyle yorumluyor:

Viyana müzakerelerinde ülkemizi en fazla endişelendirecek şey, taraflar arasında 2015’te varılan anlaşmadan çok daha sınırlı ve kısmi bir mutabakatın sağlanacak olmasıdır. Zira ABD Başkanı Biden, sadece iki nokta üzerinde duracaktır: Uluslararası camianın uyguladığı müeyyidelerin kaldırılması ve buna karşılık İran’ın, zenginleştirilmiş uranyumdan nükleer silah yapmaya son vermesi. 3
 

Avrupa Birliği sözcüsü Joseph Borrel'in İran Dışışleri Bakanı ile telefonla görüşeceği açıklandı.Fotoğraf- arabic-sputnik news.jpg

Avrupa Birliği Sözcüsü Joseph Borrel’in İran Dışışleri Bakanı ile telefonla görüşeceği açıklandı / Fotoğraf: Sputnik

İran karşıtı siyasette Körfez’deki Petro-dolar ülkelerine öncülük eden Suudi Arabistan’ın psikolojik savaşına dair Londra merkezli Şark’ul Avsat gazetesinde yayımlanan yazar ve gazeteci Mişari El Zaidi’nin yorumunu örnek gösterebiliriz: 

“İran bildiğinde diretince, Viyana’da sürmekte olan görüşmeler tıkandı. Hâlbuki Batılı ülkeler, katı tutumundan vazgeçmesi için İran’a bol keseden ikramda bulunmuşlardı. İran’ı özendirme yöntemiyle yola getireceklerini sanan Batılı politikacılar, böylece bahsi kaybetmiş görünüyorlar.

Perşembe (9 Aralık) günü Viyana’da yapılan kısa toplantının ardından görüşmelerin yedincisi de sona erdi. Avrupa Birliği heyeti eşgüdüm sözcüsü, ‘Halledilmesi gereken birçok ihtilaf var İran ile aramızda. Ne yazık ki çözüm için vakit çok az’ dedi. 

Bu arada ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, İran sorununun aşılabilmesi için muhtemel askeri senaryolar konusunda ABD başkanlık makamına bilgi sundu. İsrail Başbakanı Naftali Bennett ise, ABD’den, Viyana görüşmelerine derhal son verilmesini ve telefonla görüştüğü ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’den, İran’a karşı aktif fiili adımlar atılmasını istedi. İlaveten kendi Savunma Bakanı Beni Gantz ile MOSSAD şefini Pentagon’daki yetkililerle görüşmeye gönderdi.
 

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrailli mevkidaşı Beni Gantz'ı bakanlık binası önünde karşıladı. Fotoğraf, AFP.jpg

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrailli mevkidaşı Beni Gantz’ı bakanlık binası önünde karşıladı / Fotoğraf: AFP


Amaç bellidir: İran’ı hizaya getirmek konusunda daha başka yol ve yöntemlerin (askeri saldırı gibi) devreye girmesi hususunda Biden yönetimini ikna etmek!

İsrail merkezli Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Pentagon’u ziyaret eden İsrail heyeti, Tahran destekli milisleri harekete geçirmekte olan yurtdışındaki İran hedeflerine vakit kaybetmeden saldırma önerisinde bulundu. 

Buna karşılık İran’da iktidara yakın duran Keyhan gazetesi yayın yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, ülkenin ruhani lideri Ali Hameney’den, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını talep etti. 

BBC’e demeç veren bir Uluslararası Stratejik Araştırmalar yetkilisi, bu konudaki görüşlerini şöyle belirtti:

Görünen o ki, Batı’daki bazı karar vericiler, İran’ı yola getirmek için askeri yöntemler kullanmaktan başka seçenek kalmadığına ikna olmuşlar. Ancak bu seçeneğin uçurum kenarında durup intiharvari huruç eylemi düşünen başarısız İran devletinin hurafe misali inatçı fikirlerine son verip vermeyeceğinden pek emin değilim.

Başta S. Arabistan Veliaht prensi Muhammed Bin Salman olmak üzere Körfez’deki bazı Arap temsilcilerinin aniden hareketlenip farklı ülkeleri ziyaret etmeleri de bu ihtimaller karşısında ne yapabilecekleri hususunda fikir vermektedir. Kimse savaş istemez. Lakin her olasılığa hazır olmakta da yarar var.” 4
 

A. Blinken ve L.  Austin, ikisi de tehdit dili kullanıyor.JPG

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, ikisi de tehdit dili kullanıyor

Batı, İsrail ve Körfez medyasına karşı psikolojik savaşta ele alınabilecek İran lehindeki bir yazı ise Filistinli yazar ve siyasi araştırmacı Aleyan Aleyan tarafından kaleme alındı:

“Viyana görüşmelerinin yedinci raundu 2 Aralık’ta sona erdi. Görünen o ki, uygulanan ekonomik ve ticari müeyyidelerin kaldırılması için İran’ın 4+1 ülkelerine taviz vereceğine kendilerini inandırmış olan ABD, İngiltere, Fransa, Almanya temsilcileri şaşkın vaziyetteler. 

İran Heyeti Başkanı Ali Bagheri-Kani, masada sadece iki konunun tartışılması gerektiğinde ısrar etti: Bir; İran’a uygulanmakta olan Amerikan ve Batı kaynaklı ticari yaptırımların derhal kaldırılması. İki; nükleer silah üretiminde kullanılan zenginleştirilmiş uranyumun miktarı ve santrifüj meselesi.

Kısacası İran heyeti, Batılı siyasetçilerin ve bilhassa İsrailli yöneticilerin arzuları hilafına, İran’ın elindeki balistik füzeler, savaş gemileri ve insansız hava araçlarının tartışılması gibi siyasi bir maddenin gündeme alınmasını reddetti. Batılı diplomatlar, bu yüzden yedinci raundu ‘başarısız ve kaygı verici’ bulduklarını açıkladılar.

Viyana görüşmesindeki Batılı temsilcilerin, ‘Nükleer anlaşma metinlerinin yüzde 70-80 kadarı üzerinde uzlaşmaya varılmıştır’ yolundaki 30 Kasım 2021 tarihli açıklamaları ise bahsedilen diplomatların endişeleriyle çelişmektedir. 

İranlı baş müzakerecinin azmi ve zekâsı, Viyana’daki Batılı heyet üyelerini şaşkına çevirmiştir. İlaveten Biden’a karşı kararlı tavırlar alan Rusya ile Çin, İran’ın görüşlerini desteklemekteler. İngiltere ise İsrail tezlerini desteklemenin ötesinde, İran’ın nükleer silah sahibi olmaması için İsrail ile birlikte hareket edeceğini açıkladı. Her iki ülkenin dışişleri bakanları, Telegraph gazetesinde bu konuda ortak bir makale bile yayınladılar. İlaveten siber güvenlik alanında İngiltere-İsrail anlaşması imzalandı…

Özetle, İran’ın kararlı tavrı ABD ile Batı’nın nefesini kesmiştir.” 5
 

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bagheri-Kani, Viyana görüşmeleri nükleer silahı değil, ülkesine uygulanan ekonomik yaptırımları tartışacak diyor. Fotoğraf-El Meyadin sitesi arşivi.jpg

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bagheri-Kani, ‘Viyana görüşmelerinde nükleer silah değil, ülkesine uygulanan ekonomik yaptırımları tartışacak’ diyor / Fotoğraf: El Meyadin sitesi arşivi

Bu münasebetle belirtelim: Amerikan yönetiminin kendisine yönelik cezai müeyyidelerine misilleme babından İran idaresi de bazı Amerikalı şahsiyetlerle kurum ve kuruluşlara karşı yaptırım kararı aldığını açıkladı.
 

İran yönetimi, bazı Amerikalı şahsiyet ve kurumlara cezai yaptırım uygulama kararı aldı. Fotoğraf, AFP.jpg

İran yönetimi, bazı Amerikalı şahsiyet ve kurumlara cezai yaptırım uygulama kararı aldı / Fotoğraf: AFP

Bu karmaşa ve tartışma arasında Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) temsilcileri, uzlaşmak maksadıyla İran’ı ziyaret ettiler.

S. Arabistan veliaht prensi M. Bin Salman Umman Sultanlığı ile Bahreyn gibi ülkeleri ziyaret ederek kendi tutumunu sağlamak almak ve Yemen savaşındaki rolünü pekiştirmek istiyor.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ise Suriye ve BAE yetkililerini ziyaret edecek. 
 

Reuters.jpg

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Suriye ve BAE yetkilileriyle görüşecek / Fotoğraf: Reuters

Bu ziyaretlerden önce ABD, İran ile uzlaşma girişiminde bulunan Körfez ülkelerini vazgeçirmek için ikna buluşmaları gerçekleştirmişti.

Bu kapsamda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid ve BAE Dışişleri Bakanı Abdullah Bin Zayed Al Nahyan ile Washington’da ortak basın toplantısı düzenlemişti. 6
 

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdul Lehyan, Batı yaptırımları kaldırma niyetinde değil dedi.Kaynak, Raialyoum.jpg

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdul Lehyan, “Batı yaptırımları kaldırma niyetinde değil” dedi / Fotoğraf: Raialyoum

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrailli mevkidaşı Benny Gantz ile buluşması öncesinde şöyle bir açıklama yapıyordu: 

“İran’ın nükleer silah elde etmesini önleme konusunda İsrail ile tamamen aynı fikirdeyiz. Bu, ABD, İsrail ve dünyanın ulusal güvenlik çıkarınadır. İran hükümetinin son aylardaki nükleer eylemlerinden, hem devam eden provokasyonlarından hem de yapıcı diplomatik angajman eksikliğinden derin endişe duyuyorum.

Başkanın da (Biden) açıkça ifade ettiği gibi, bu politikanın başarısız olması durumunda, diğer seçeneklere dönmeye hazırız. Savunma Bakanlığı, İran tehditlerine karşı başta İsrail olmak üzere bölgedeki tüm ortaklarımızla yakın bir şekilde çalışmaya devam edecektir. Kendimizi savunacağız, dostlarımızı savunacağız ve çıkarlarımızı savunacağız.

İran’a karşı koymak için ortak askeri hazırlık yapıyoruz. İran’ın bölgesel saldırganlığını ve nükleer arzusunu durdurmak dâhil bu konudaki diyalogumuzu ve işbirliğimizi derinleştirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. İran’ın küresel/bölgesel barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu söylemeliyim.” 7
 

ABD Savunma Bakanı Llyod Austin, İran tehdidini önleme konusunda İsrail ile aynı fikideyiz-Fotoğraff, Anodolu Ajansı.jpg

ABD Savunma Bakanı Llyod Austin: “İran tehdidini önleme konusunda İsrail ile aynı fikideyiz” / Fotoğraf: Anodolu Ajansı

Londra merkezli The Times gazetesi Ortadoğu muhabiri Richard Spencer, ABD ile İsrail’in İran nükleer tesislerini imha planlarından bahseden ilginç bir yazı kaleme almış, onu da aktaralım:

“İsrail ile ABD’nin İran’ı bombalama tehditleri yıllardan beri sürmektedir. John McCain, 2007’de ‘İran’ı bombalamak’tan söz etmişti. Dönemin Dışişleri Bakan Yardımcısı John Bulton ise, 2015 yılında ‘İran’ın nükleer silah üretimini durdurmak maksadıyla Amerika’nın askeri operasyon yapması gerektiğini; vaktin daralmasına rağmen kısa zamanda bu işi başarabileceğini’ söylemişti.

ABD ile İsrail’in İran’a hücum etmesinin iki ana gerekçesi var: Bir; nükleer silah üretmeye yetecek zenginleştirilmiş uranyumun yüzde 90’ının üçte ikisi elde edilmiş durumda. İran, ilk kez nükleer programının askeri öğe içerdiğini açıkladı. İki; İsrail, bu programın hayata geçirilmesini önlemek üzere aktif askeri adımlar atmaktadır.

Sızan haberler doğruysa eğer, Başbakan Naftali Bennett, geçtiğimiz ekim ayında yeterli sayıda savaş uçağı, insansız hava aracı, yeraltı sığınak ve korunaklarını delebilen bombalar satın almak için 1,1 milyar sterlin tahsis etmiş; Amerikan hava kuvvetleri ise, lazer dalgaları kullanarak yeraltındaki korunaklı tesisleri delip geçebilecek türden bir bombayı test ettiklerini açıklamıştı. Bomba, özellikle dağlar oyularak inşa edilen hassas (nükleer) ve yaşamsal tesisleri imha amacıyla imal edilmiş.

Aynı bağlamda Viyana görüşmeleri konusunda ‘iyimser olmadığını’ belirten Dışişleri Bakanı Blinken, ‘başka seçeneklerin de mevcut’ olduğundan söz ediyor. ABD’nin İran masası sorumlusu Robert Malley ise, İran’ın nükleer silah üretmesini her ne pahasına olursa olsun önleyeceklerini bildiriyor ve ‘Elimiz kolumuz bağlı durup oturmayacağız’ diyor. 

Kimi kaynaklar, ‘Daha da ileri gitmek gerektiğinden ve nükleer tesislere zarar vermekle yetinmeyip laboratuarların da imha edilmesinden’ bahsediyorlar. İsrailli tarihçi ve nükleer caydırma uzmanı Avner Kohen, Haaretz gazetesine verdiği demecinde daha radikal bir öneride bulunuyor:

‘İran nükleer silah üretmeye azmetmişse, biricik yol rejimi zorla değiştirmektir. 85 milyon nüfusu, gelişmiş sanayisi ve nükleer altyapısı olan İran’ı kolayca alt edip caydırmak imkânsızdır. Bombalama operasyonu, üretimi aksatıp geciktirebilir. Ancak bu çözüm değildir. CIA, MOSSAD veya silahlı birlikleri yoluyla gerçekleştirilecek operasyonlar yeterli olmaz. Hiçbir dış kuvvet, İran’ı caydıramaz. Ülkenin tamamıyla askeri bakımdan işgal edilmesi şarttır!’ diyor.” 8


Bizce esas olan şudur:

İsrail, geniş İran coğrafyasını işgal edebilecek güçte midir ve Amerika’nın mevcut imkânları buna yetecek midir?

Siyaset ve İletişim uzmanı araştırmacı yazar Dr. Celal Ceraği, konuya açıklık getiriyor ve şunları söylüyor:

“Bütün tehditlerine rağmen İsrail, Batılı ülkelerin İran ile görüşmesini şu şartla kabul ediyor:

Viyana’da İran, nükleer silah imal etme hususunda hareket edemeyecek ölçüde denetim altına alınmalı. Öyle ki, nükleer faaliyetleri ya tamamen durdurulmalı veya asgariye indirilmeli. İlaveten balistik füzeleri ve insansız hava araçları imal eden savaş sanayisi, görüşmelerde ele alınmalıdır.

İran, İsrail’in kendisine yönelik tehditlerini gayet ciddiye almaktadır. Savunmasını da buna göre hazırlamakta; hassas ve yaşamsal tesislerini korumaya yönelik tedbirlere başvurmaktadır. 

İran’ın faaliyetlerinden dehşete kapılan İsrail, bu korkusunu bahane ederek Batılı ülkeleri İran’a karşı kışkırtmaktadır. Bunu bir şantaj aracı olarak kullanıp Batılı ülkelerden, bilhassa ABD’den mali, siyasi ve silah yardımı almaya çalışmaktadır.

İlaveten, ‘İran korkusu’ söylemiyle bu ülkeyi bölge ve uluslararası camiada İran yönetimini şeytanlaştırmak suretiyle Ortadoğu’da Tahran ve (Suriye, Hizbullah, Hamas vb) müttefiklerine karşı saldırganlığını meşrulaştırma siyaseti izlemektedir.” 9

Aynı minval üzere İsrail Başbakanı, Genelkurmay Başkanı, hava kuvvetleri komutanı ve MOSSAD şefi, eski Yunan tragedyalarını andıran bir tarzda, geçtiğimiz hafta İran’a yönelik tehditler savurdular. Örneğin Genelkurmay Başkanı, ‘İran’da operasyon yapmak için hazırlanma’ emri verdiğini açıkladı. Bunun üzerine de bombalama senaryoları tartışıldı. 10


Bu tartışma sürecinde itiraz sesleri de yükseldi: Örneğin, İsrailli strateji uzmanı ve ülkesindeki güvenlik çevreleriyle yakından ilişkili Yossi Melman, Haaretz gazetesinde yayımlanan 7 Aralık tarihli bir makalesinde şunları yazıyordu: 

İsrail’in, İran’ın nükleer tesislerini bombalayacak askeri gücü yoktur. Böyle bir operasyon, İsrail açısından vahim sonuçlara yol açacaktır. Bu nedenle İsrail yönetimi, bu hususta yeni bir strateji benimsemelidir. Zira şimdiye kadar uyguladığı strateji başarısız olmuştur.

İsrail açısından en doğru yöntem, ABD ile anlaşıp onun nükleer şemsiyesi altına girdikten sonra bunu kamuoyuna açıkça duyurmaktır. Bu arada Suudi Arabistan, BAE ile Bahreyn’i de bu şemsiye altında himaye etme yolunu tercih etmelidir. 11


İranlı yazar Salih Qazvini de İsrail’in saldırı tehdidini “psikolojik savaşın bir parçası” olarak görüyor. 12 

Eğer İsrail tek başına İran’a hava ve kara operasyonu düzenleyecek güçte değilse, başka ne yapabilir?

Kanımca şu anda İsrail, MOSSAD elemanları ve irtibatlı oldukları İranlı ajanları aracılığıyla daha çok yıpratma savaşı ve vur-kaç taktiği yoluyla nükleer tesisleri sabote etme konusuna yoğunlaşmaktadır. 

New York Post gazetesinde Jake Wallis Simons imzasıyla yayımlanan haber-yorumuna göre, İsrail Dış İstihbarat teşkilatı MOSSAD, İran nükleer tesislerine karşı son 18 ayda üç büyük sabotaj yaptı.

Bu operasyonlar, yüksek teknolojik silahları kullanmakta ustalaşmış binlerce teşkilat elemanı tarafından gerçekleştirildi. Kullanılan silahlar arasında insansız hava araçları (drone ve quadcopter gibi) da bulunuyordu.

Meraklısı için belirtelim: Quadcopter veya quadrotor, dört motorlu bir helikopter türüdür. 

Ajanlar, en mahrem ve kutsal sayılan yerlerde bile mevcutlar. En sıkı güvenlik tedbirlerinin alındığı nükleer merkezler de buna dâhildir. 
 

İsrail Başbakanı Naftali Benett, İran nükleer programına karşı misilleme yapacağını açıkladı. Fotoğraf, Gil Cohen-Magen-AP kanalıyla.jpg

İsrail Başbakanı Naftali Bennett, İran nükleer programına karşı misilleme yapacağını açıkladı / Fotoğraf: Gil Cohen-Magen-AP 

İran heyetiyle Viyana’da nükleer silah meselesini görüşen Biden’ın müzakerecileri son anda yenilgiden kurtulmaya çalışadursunlar, İsrail Başbakanı Naftali Bennett, mevcut siyasetinin yönünü İran’a çevirdi.

İran destekli milislerin saldırılarına misilleme olarak İran topraklarına doğru hamle yaptı. Böylece MOSSAD son yıllarda İslam Cumhuriyeti’nde kendine yer edinmeyi başardı ve kanlı operasyonlarına başladı.
 

Mossad, arabasına kurduğu tuzak sonucu Nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade'yi öldürmüştü. .jpg

Mossad, arabasına kurduğu tuzak sonucu Nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade’yi öldürmüştü

The Jewish Chronicle of London gazetesi, İsrail ajanlarının nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade‘yi uzaktan kumandalı bir silahla nasıl katlettiğini yazmıştı.
 

Mossad ajanlarınca suikasta uğrayan İranlı nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade-Fotoğraf- SalamPix-Abaca-Sipa USA.jpg

Mossad ajanlarınca suikasta uğrayan İranlı nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade / Fotoğraf: SalamPix-Abaca-Sipa USA

The New York Times gazetesi ise bu sıra dışı haberi tam 7 ay sonra verdi. Operasyon bu suikastla bitmemiş; Natanz Nükleer Tesisi‘nin içine quadcopter aracılığıyla sızarak iki ayrı eylemde oradaki geliştirilmiş santrifüj aleti de tahrip edilmişti.
 

Natanz tesisine yönelik sabotaj planı İsrail hükümeti tarafından planlandı. Fotoğraf, Henghameh Fahimi, AP kanalıyla .jpg

Natanz tesisine yönelik sabotaj planı İsrail hükümeti tarafından planlandı. / Fotoğraf: Henghameh Fahimi/AP

Santrifüj, genellikle elektrikli bir motor yardımıyla sabit eksenli, dairesel dönme hareketi gerçekleştiren bir laboratuvar aletidir.

Bu aletin yüksek devir sayısı, içerisine yerleştirilen karışımların çökelme prensibine göre ayrışmasını sağlar. Ağır parçalar merkezkaç kuvveti yardımıyla tüpün alt kısmında toplanır.
 

MOSSAD'ın hedef aldığı Natanz tesisindeki laboratuvar. Kaynak, Atomic Energy Organization, AP aracılığıyla görüntü.jpg

MOSSAD’ın hedef aldığı Natanz tesisindeki laboratuvar / Fotoğraf: AP

Bahsedilen üçlü sabotaj eylemi, 2 Temmuz 2020’de gerçekleşmişti. İlk anda İran şaşırmıştı bu eylemlere. Zira Natanz tesisi son derece korunaklı görünüyordu. Üstelik de 2019 yılında yenilenmişti.
 

Natanz'daki Nükleer tesise yönelik 2 Temmuz 2020 tarihli sabotajdan sonraki görüntü. Kaynak, Atomic Energy Organizatıon-AP .jpg

Natanz’daki Nükleer tesise yönelik 2 Temmuz 2020 tarihli sabotajdan sonraki görüntü / Fotoğraf: AP

İsrail ajanları, bu yenileme sırasında gerekli tamirat/inşaat malzemeleri satıcısı sıfatıyla İranlıların siparişlerini yerine getirmiş; satılan malzemelerin paketleri bir şekilde patlayıcı maddeyle kaplanarak gönderilmişler. Bir yıl sonra da patlatma eylemi gerçekleştirilmiş. 
 

Natanz Nükleer Tesisi, zenginleştirilmiş uranyum üretme programını uygulamada köşetaşıdır-Fotoğraf, Atomic Energy Agency.jpg

Natanz Nükleer Tesisi, zenginleştirilmiş uranyum üretme programını uygulamada köşetaşıdır / Fotoğraf: Atomic Energy Agency

İkinci aşamada MOSSAD ajanları, nükleer tesise girme izni ve yetkisi olan 10 İranlı bilim adamıyla temas ve irtibat kurmuşlar.

Onları İsrail için değil, nükleer karşıtı uluslararası muhalif çevreler lehine çalışmaya ikna etmişler. Ve inanılmaz şey gerçekleşmiş; bu bilim insanları, teklifi kabul edip tesisteki bazı mekânları patlatmışlar.

Üst düzey bir İsrail güvenlik yetkilisinin anlattığına göre; MOSSAD, bu insanların hayatlarında neyi istediklerini keşfettikten sonra arzu ve isteklerini yerine getirmiş.

Bu tür sabotajları yapan bilim insanı kümesinin iç halkası operasyondan haberdar edilirken, dış halkadakilere daha az bilgi verilmiş. 


Bulmacanın çözülmesi için geriye bir şey kalıyor:

Gayet korunaklı bu tesise patlayıcı maddeler nasıl sokulabildi?

“Bu amaçla iki yola başvuruldu: Bir; dronlar (İHA’lar) daha önce üzerinde mutabık kalınan tesis alanı içindeki belli yerlere bombaları indirdiler. Bahsedilen irtibatlı bilim insanları da bunları topladılar.

Ardından kaçak yollarla (kamyon-kamyonetlerle taşınan besin maddelerinin, kantine gereken tüketim mallarının arasına saklayarak) içeri soktular.

Sonra da alıp patlatılacak yerlere götürdüler. İran yetkilileri, 2020 Nisan ayında geliştirilmiş tesislerini yeniden faaliyete geçireceğini açıkladıktan sonra da eylemi gerçekleştirdiler. Böylece öncelikle tesisteki alarm ve güvenlik sistemini tahrip ettiler.

Bu eylemin ardından MOSSAD ajanları, (Tahran’a 30 km uzaklıkta) merkezkaç (santrifüj) aleti üreten Karaj şehri civarındaki bir şirketin (Centrifuge Technology Company-TESA) merkezini hedef aldılar.

Aylar süren çalışma sırasında MOSSAD elemanlarıyla İranlı ajanları, motosiklet büyüklüğü ve ağırlığındaki quadcopter (dört motorlu helikopter) aracını parçalar halinde şehre taşıdılar.

Parçaların takma ve montaj işlemi tamamlanınca da 23 Haziran 2020’de TESA firmasının 10 km yakınına taşınan bu araç aracılığıyla sabotaj eylemi gerçekleştirildi. 

Bana gelince, İsrail’in nükleer ihtirasına (hırsına) ket vurmaya yönelik üçlü saldırısının arkasındaki gizemi ancak şimdi ortaya çıkarabildim.” 13


Yurt dışındaki İsrail yanlısı The Jewish Chronicle isimli gazetenin yayın yönetmeni yardımcısı olması hasebiyle, yazarın yazdıklarında abartı veya propaganda unsuru olabilir. Ancak İran tesislerindeki sabotajlar inkâr edilemeyecek bir gerçekliktir.


Son söz: İsrail kamuoyu, bu yönde ikna edilmiştir. Sözgelimi 8-9 Aralık’ta İsrail’de yapılan kamuoyu araştırmasına katılan yüzde 54’lük bir kesim, İran’ın İsrail’in bekası için tehlike teşkil ettiğini öne sürüyor.

Orta derecede tehlike oluşturuyor diyenler yüzde 25’te kalmakta. yüzde 51’i ise Amerikan onayı almadan İsrail’in İran’ı bombalamasından yana görüş belirtiyor.

Hal böyleyken, gelişmeleri her ihtimale açık olaylar dizisi olarak okumakta yarar görüyoruz. 

Kaynakça:

1. Aktaran Gazete Duvar, 9 Aralık 2021. 
2. Aktaran Al Akhbar gazetesi, https://www.al-akhbar.com/World/325804/, 10 Aralık 2021.
3. Aktaran El Meyadin Tv sitesi, https://www.almayadeen.net/press/, 14 Kasım 2021.
4. https://aawsat.com/home/article/3350936/, 10 Aralık 2021.
5. https://www.raialyoum.com/, إيران-حبست-أنفاس-أمريكا-والغرب, 9 Aralık 2021.
6. Anadolu Ajansı, 13 Ekim 2021. 
7. Anadolu Ajansından aktaran İndependent Türkçe, 10 Aralık 2021. 
8. https://www.bbc.com/arabic/inthepress-59577458, BBC News Arapça bülteni, 10 Aralık 2021
9. https://www.raialyoum.com/,-10 Aralık 2021, 
دلالات التهديدات الإسرائيلية الأخيرة ضد إيران
10. İsrail gazetesi Maariv, 10 Aralık 2021.
11. https://www.raialyoum.com/, 28 Kasım 2021. 
إسرائيل: لا نملك القدرة العسكريّة للهجوم على إيران 
12. هل فعلا ستهاجم اسرائيل ايران؟ اليكم الاجابة! – رأي اليوم, -) 10 Aralık 2021. 
13. Jake Wallis Simons, https://nypost.com/2021/12/06/drones-bombs-spies-inside-israels-cunning-plan-to-stop-irans-nukes/, 6 Aralık 2021 
https://www.vox.com/2020/7/17/21325985/iran-israel-explosion-natanz-nuclear-missile, Vox sitesi, 17 Temmuz 2020. 
https://www.arabnews.com/node/1846036/middle-east, shadow war no more- The tussle between Iran and Israeli spy agency Mossad, Arab News sitesi, 8 Aralık 2021.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top