Genel

İş günü ve emek üretkenliği

Umut İleri

İşçi sınıfının ekonomik mücadelesi çerçevesindeki taleplerinden bence en önemlisi, İŞ GÜNÜ SAATLERİNİN kısaltılması talebidir.1 Mayıs 1886, işçilerin kölece çalışma düzenine karşı başkaldırısıydı.

İşçilerin, bu başkaldırıda öne sürdüğü en temel talep 8 saatlik iş gününün yasallaşmasıydı.

Çok uzun mücadeleler sonucu, işçi sınıfı bu hakkını pek çok bedel ödeyerek çok sonraları kazanmıştır.Bugüne geldiğimizde, o günden bu yana çok zaman geçmesine karşın iş saatlerinde bir değişme olmamıştır.Oysa Bilimsel ve Teknolojik gelişim, EMEK ÜRETKENLİĞİNİ o günden bu yana kıyas kabul etmeyecek ölçüde arttırmıştır.

Üstelik Emek Üretkenliğinin arttırılması Kapitalizm’in hem kendi gelişimi için hemde sistemin doğasında var olan rekabet koşullarını sağlamak için başvurmak zorunda kaldığı bir yoldur.Ama bugün ,EMEK ÜRETKENLİĞİ bu denli artmışken,işçilerin çalışma saatleri hala 8 saattir;

EMEK ÜRETKENLİĞİNİN artması demek, çalışma saatleri sabit olduğunda, GEREKLİ EMEK ZAMANININ kısalması, ARTI EMEK zamanının ve bu zamanda üretilen ARTI DEĞERİN yani sömürünün asıl kaynağının artması demektir.

Daha kolay anlaşılması için bir örnekleme yaparsak;

İş Günü Saatini 8 saat olarak kabul edersek o gün yani emek üretkenliği artmadan bu 8 saatin 4 saati o günkü üretilen ürün için Gerekli Emek Zamanını ifade ediyorsa, kalan 4 saat Toplam Çalışma Saatinden arta kalan zamanı, yani Artık Emek Zamanını ifade eder.

Günde 8 saat çalışan bir işçi, o günkü EMEK ÜRETKENLİĞİNİN durumuna göre ,kendisi için 4 saat ,patron için 4 saat çalışıyorsa, bugün EMEK ÜRETKENLİĞİNİN artması sonucu, çalışma saati sabit olduğu için, kendisi için 2 saat, patron için 6 saat çalışmaktadır. Artı Emek zamanı o gün 4 saatken, bugün 6 saat olmuştur.

Dolayısıyla da Artı Emek zamanına bağlı olarak ARTI DEĞER de AYNI ORANDA ARTMIŞTIR.Demek ki ;o günden bu yana sömürü daha acımasız olmuş, katmerleşmiştir.

Aslında, iş günü saatlerinin kısaltılması talebi;sömürüyü sınırlandırmanın da ötesinde, kişinin kendine daha fazla zaman ayırması,kabaca kendini özgürleştirme yolunda adım atması bağlamında siyasal bir talep olarak da ele alınabilir.

Sadece sendikalar değil, kendine komünist diyen siyasal yapılar da programlarında iş gününün kısaltılması talebine yer vermeli, bu talebi dile getirmelidirler.

Gerçek özgürlük alemi, kendi başına bir amaç olarak insan enerjisinin gelişmesi, bunun ötesinde başlar; ama bu da ancak temelindeki bu zorunluluklar alemi ile serpilip gelişebilir. İşgününün kısaltılması onun temel önkoşuludur. ( Karl Marks-Kapital CiltIII)

13Haydar Karaman, Ali Kılıç ve 11 diğer kişi1 Yorum13 PaylaşımBeğenYorum YapPaylaş

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top