Genel

İKTİDARIN YENİ YANGIN YERİ VE YÜKSEK ASKERÎ ŞÛRA KARARLARI

Dr. MUSTAFA PEKÖZ

Türkiye yangın yerine dönmüş durumda. Doğa katliamı dünyanın gözü önünde yaşanmaya devam ediyor. Ekonominin düzeltilmesi bu yaz gelecek turizm gelirlerine bağlanmıştı. Rakamlar bu beklentiyi boşa çıkarttı ve ekonomideki yangın devam ediyor. Siyasette de yangın devam ediyor ve AKP devletin iç dengelerini kendi lehine korumak için büyük bir çaba içerisinde olduğunu Yüksek Askerî Şûra(YAŞ) kararlarında çok daha net olarak görüldü.

Her yıl, belirlenmiş kurallar içerisinde ordu içerisinde üst düzey atamaları yapılır. Bir kısım general ve albay düzeyinde subaylar emekli edilir veya görev süreleri uzatılır, bir kısmı da bir üst rütbeye atanır. Bütün bunların belirlenmesinde birincisi komuta kademesinin iç dengelerinin korunmasına özen gösterilirdi ikincisi sivil otoriteyle olan ilişkiler esas alınırdı.

Ordunun Türkiye’nin politik geleceğinde önemli bir rol üstlendiğini ve bir bakıma ‘sivil’ siyaset alanı dahi dizayn edip kontrol ettiğini gerçekleştirilen darbeler tarihinde çok net olarak görüldü. Türk Silahlı Kuvvetler Kanunun 35.maddesinde belirtilen ‘ülkenin geleceği ve güvenliği için TSK’nin yönetime el koyması’ bir bakıma darbeleri meşrulaştırıyordu.

Türkiye’nin AB aday ülke olarak kabul edilmesiyle hem Milli Güvenlik Kurulu Yasasında, Milli Güvenlik Siyaset Belgesinde hem de bir kısım yasalarda değişikliğe gidildi. Aşamalı olarak ordunun sivil siyaset üzerindeki otoritesinin nispeten geriletilmesi sağlansa da generallerin politik etki alanı önemli ölçüde devam etti. 2000’lı yılından sonra hazırlanan darbe senaryolarından 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişimine kadar generallerin etki alanı ciddi oranda devam etti. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin başarısız olmasıyla hem iç politik dengeler değişti hem de ordunun ‘sivil’ otorite üzerindeki etki alanının kırıldığına dair bir izlenim verildi. Bir bakıma generallerin sivil otoritenin denetimine girdiği ve Milli Güvenlik Kurulundaki etkilerinin sınırlandığı algısı oluşturuldu. Ancak devlet ilişkilerinde bunun gerçekçi bir durumu yansıttığını söylemek zor.

Bu Yılki Askeri Şura Kararları Nasıl Yorumlanmalı

Askeri şura kararları ordu içerisindeki güç ilişkilerini belirleyen bir dengeyi oluşturduğunu söyleyebiliriz. Burada birkaç nokta dikkat çekiyor.

Birincisi, başarısız 15 Temmuz darbe girişiminde İstanbul Birinci Ordu Komutanı olan ve darbenin başarısız olmasında önemli bir rol üstlendiği belirtilen Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar’ın emekliye sevk edilmesidir. Darbe gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonla görüştüğü, darbecilere açık tutum aldığı ve Erdoğan’ın saatlerce havada kalan uçağının İstanbul’a inmesi için ‘güvence verdiği’ iddia edildi. Hatta kendisine olan güveni pekiştirmek için ‘beni Bahçeli’ye sorabilirsin’ dediği de basında sıklıkla yer aldı. 1.Orduyu sürecin dışında tutan ve ‘sivil’ otoriteye destek vererek darbecilerin özellikle İstanbul ve Trakya bölgesinde başarısız olmasını sağlayan Ümit Dündar’ın geleceğin Genel Kurmay Başkanı olacağı beklentisi oldukça yüksekti. Geçen yıl Kara Kuvvetleri Komutanı yapılarak bu yıl Genel Kurmay Başkanı olacağına dair beklenti gerçekleşmedi ve emekli edildi.

Dündar Neden Emekli Edildi?

Bahçeli ile iletişimi gayet iyi olan Dündar’ın MHP’ye yakın olduğu biliniyor. Dündar’ın Genel Kurmay Başkanı olması bir bakıma Bahçeli şahsında MHP’nin ordu içerisindeki gücünün artmasına ve dengeleri ciddi oranda etkilemesine yol açacaktı.  Böylesi olası bir durumun AKP iktidarının çok ciddi oranda MHP’ye geçeceğini fark ettiğinden dengenin değişmesini sağladı. Ayrıca Dündar ile Hulusi Akar arasında belirgin bir rekabet vardı. Dahası Dündar, kendisini darbeyi önleyen general olarak Hulusi Akar’ın üzerinde bir güç olarak görmesi ve Genel Kurmay Başkanının kendi hakkı olduğunu dile getirmesi özellikle ordu içerisindeki güç rekabetinin tetiklenmesi anlamına gelecekti. Dündar’ın emekli edilmesinde Erdoğan’ı ikna eden Savunma Bakanı oldu. Akar, Dündar’ın sadece kendisiyle bir güç gösterisine girmeyeceğini aynı zamanda Bahçeli şahsında Erdoğan ile de bir rekabete gireceği konusundaki iddiası sonuç verdi. Akar, aynı şekilde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Güler ile Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal’ın görev sürelerinin bir yıl daha uzatılmasını sağladı. Güler’in emekli edilmesi ve yerine Dündar’ın atanması pek ala mümkündü ancak bu tercih edilmedi ve emekliliği beklenen Güler’in görev süresi bir yıl daha uzatıldı. Akar, özellikle 1. Ordu Komutanı Orgeneral Musa Avsever’in Kara Kuvvetleri Komutanlığına ve önümüzdeki yıl Genel Kurmay Başkanlığına atanmasını sağlamada önemli bir rol üstlendi. Böylelikle Akar- Güler-Ansever üçlüsü ordu içerisindeki dengeleri kontrol etmede önemli bir misyon üstlenmiş oldular. Akar’ın bu hamleleri sadece ordu içerisindeki gücünün pekişmesi değil aynı zamanda iktidar içerisindeki rekabette birkaç adım öne çıktı denebilir.

İkincisi, Ordu içerisindeki güç dengelerinin yeniden belirlenmesinde Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanmış olan ve daha sonra görevi iade edilenlerin bir kısmı emekli edildi bir kısmının da rütbeleri yükseltilerek gelecekteki komuta kademesindeki rolleri belirlenmiş oldu. Özellikle Deniz Kuvvetleri Komutanlığını hedef alan Balyoz davasında yargılanan Tümgeneral Levent Ergün korgeneralliğe, Tuğamiral Hasan Özyurt tümamiralliğe, Albay Erdiç Altıner tuğamiralliğe, İzmir Askeri Casusluk davasında yargılanan Tuğamiral Yalçın Payal tümamiralliğe terfi edildi.  Böylelikle Erdoğan ile Ergenekon olarak tanımlanan derin devlet güçleriyle ittifakının devam ettiği ve gelecekte daha etkili olacağı biçiminde yorumlamak pek ala mümkün.

Üçüncüsü, Bir cemaat toplantısına katıldığı görüntülenen eski Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı emekli edildi. Hakkında yapılan disiplin soruşturması tamamlamadan emekli edilmesi, bir bakıma disiplin soruşturmasına tabi tutulmayacağı anlamına geliyor. Yani cemaatle ilişkileri olabilecek subaylarla ilgili soruşturmaların yapılmayacağına dair politik bir mesaj olarak değerlendirildi.

Dördüncüsü, Gülen cemaatine ilişkin kadroların yükselme olasılığıdır. Cemaatin ordu içerisinde çok kapsamlı ve derin ağlarının devam ettiğini ve halen gücünü ciddi oranda koruduğu belirtiliyor. Örneğin 320 albayın görev süreleri ise iki yıl süreyle uzatıldı çok sayıda Albay’ın generalliğe yükseltilmesi cemaatin gizli kriptolu üyelerinin yeniden yükselme olasılığını gündeme getiriyor.

Beşincisi, “YAŞ kararları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda korgeneraller Genelkurmay 2. Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu ve Ege Ordu Komutanı Ali Sivri orgeneralliğe, tümgeneraller Levent Ergün ve Metin Tokel korgeneralliğe, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Güney Deniz Saha Komutanı Tümamiral Kadir Yıldız koramiralliğe, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda 2. Ana Jet Üs Komutanı Tümgeneral Rafet Dalkıran da korgeneralliğe terfi ettirilmesi” gelecekte bütün komuta kademesinin yeniden şekillendirilmesi olarak değerlendirildi. Bütün bu ekibin üzerinde Akar’ın önemli bir ağırlığı olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

 Şura Kararlarından Sonra Erdoğan’ın Bahçeli’yi Ziyareti

Bahçeli, İçişleri Bakanı Soylu’yu açıktan, Kara Kuvvetleri Komutanı Dündar’ı ise   kapalı politik ilişkilerde aktif destekliyordu. Bahçeli’nin Dündar’ın Genel Kurmay Başkanlığına atanması beklentisi bir bakıma hayal kırıklığı yarattı. Ordu içerisindeki güç dengeleri iktidar ilişkilerinde son derece önemli bir role sahiptir.  Bahçeli’nin AKP’ye vermiş olduğu görüntülü koşulsuz desteği ‘mutlak’ koşula bağlı olduğu aşamalı olarak  Adalet, İçişleri ve Ordu içerisindeki gücünü arttırmaya yöneldiği, bu nedenle Dündar’ın Genelkurmay Başkanı olmasını önemsediği açıktı. Akar-Erdoğan dengesinde Dündar’ın tasfiye edilmesi son derece önemli bir karar oldu. Erdoğan, Bahçeli’nin tepkisini sakinleştirilmek için güçlü iktidar ortağını ziyaret etti. Yaklaşık 50 dakika süren görüşmenin detaylarını bilemeyiz ama ordudaki atamaların önemli bir yer tuttuğunu ve Cumhurbaşkanı’nın ‘büyük’ ortağını, Dündar’ın emeklilik gerekçelerini açıklayarak ikna etmeye çalıştığını söyleyebiliriz.

Akar’ın Artan Gücü ve Oyunun Yeniden Kurulması

AKP içerisinde MHP-Soylu, Erdoğan-Albayrak, Akar-Fidan-Bayraktar ekibinin güç çatışması olduğuna dair uluslar arası kuruluşların raporlarında çok sayıda iddia yer alıyor. Mevcut politik dengeler dikkate alındığında Akar’ın ordudaki komuta kademesini, sadece bu yıl için düzenlemedi. Özellikle 2023’ten sonraki dengeleri esas alan bir planlama yapıldı. Akar’ın böylelikle iktidar dengelerinde de bir adım önde olacağını gösteriyor. Bu durum özellikle Erdoğan sonrası senaryoların nasıl şekilleneceğine dair bir ip ucu da vermiş oldu.  Akar’ın iktidar içerisinde doğrudan bir AKP’li olarak değil esasen iktidar üstü bir rolle hareket etmesi, silahlı gücü çok daha fazla kontrol etmesi, 2023 stratejisinin yönünü belirleyebilir. Burada Bahçeli-Soylu ilişkisinin Bahçeli-Akar dengesine dönmsi de kimseye sürpriz gelmemeli. Akar’ın Erdoğan’dan çok Bahçeli’yi ikna etmesi çok daha fazla önem arz ediyor. Eğer Bahçeli-Akar dengesi oluşursa bunun anlamı Soylu’nun çok daha erken politik rekabetin dışına düşeceği, Akar’ın tahmin edilenden daha fazla ön plana çıkacağı ve yeni bir rol üstleneceği anlamına gelir.

Erdoğan’ın olası bir kabine değişikliğinde Akar-Soylu-Albayrak dengesini nasıl koruyacağı ya da kimi hangi düzeyde ön plana çıkartacağı merak edilen konulardan biridir. Gönlü Albayrak’ın yeniden politik alanda görünmesi ve aktif olmasıdır. Soylu’nun politik alanda aşamalı olarak çekilmesi yüksek bir olasılıktır. Ancak dengeleri Akar’a dair verilecek karar belirleyecektir. YAŞ kararlarının bu çerçevede ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir. 

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top