Genel

Heybet AKDOĞAN:DOĞRU STRATEJİ ve MAOİZM

DOĞRU STRATEJİ ve MAOİZM
İşçi sınıfı açısından 18. ve 19. yüzyıllar önemli roller sergilemiştir. Sanayi devrimiyle birlikte kökleşmeye başlayan proletarya sınıfı, taktik ve strateji açısından sosyalizmin geleceğini belirleyen olumlu ve olumsuz izlenimler bırakmıştır. Taktik ve stratejilerin yönlendirilmesi sınıf bilincinin ilerlemesinde ve gerilemesinde kalıcı sonuçlar doğurmuştur. Endüstri devrimiyle birlikte gelişen proletarya ve burjuvazi sınıfının kavgaları; dünya siyasetini şekillendiren dönüm noktalarıyla doludur.

Yaşanılmış olan dünya savaşlarının halkların kaderlerini belirlemesi; sosyalizmin ve kapitalizmin anlaşılmasında son derece öğretici olan taktik ve stratejilerin, doğruluklarını ve yanlışlıklarınıda işçi sınıfına, yoldaş Mao’nun bilinciyle açıklamaktadır. Tarihin proletarya açısından kalıcı kazanımları Mao’nun komünist mücadele süreci içinde bilimsel tahlilleriyle, geleceği sosyalizmin zaferi uğruna yönlendirmede önemli katkılar sunmuştur. Bu nedenle Maoizmi anlamak, proleteryanın kendi karakterini tanıması ve olgunlaşması demektir.

Tarihsel süreç içinde proleteryanın yanılgıları ve çıkmazları yoldaş Mao’nun Çin devrimi sürecinde tahlil edilerek, sosyalizmin teorileşmiş tecrübeleri olmuştur. İşçi sınıfının Maoizmi anlaması demek, proletaryanın dinamik gücünü devamlı aktif tutması demektir. Sanayi devrimiyle birlikte yaşanılan sosyalist mücadelelerin kendi içinde çelişkiler yaşaması hem lider kadrosunun strateji konusundaki eksikliklerinden hemde proleter savaşın dünya kapitalist siyaseti karşısında stratejik ve taktiksel yanlışlıklarından kaynaklanmaktadır. Sovyetler’in zamanla içine düştüğü yanlışlar ve yanılgılar yoldaş Mao’nun sentezleriyle proletaryasnın geleceği için tek rehber olmaktadır.

Revizyonizm Tehlikesi

Tarihte, Sanayi Devrimiyle birlikte işçi hareketlerinin canlanması, proleter mücadeleyi merkezileşmeye yönelik sapmalara düşürmüştür. Merkezileşmenin önemli olduğu strateji açısından bir gereklilik olsada yaşanılmış olan merkeziyetçiliğin; Avrupa merkezli olması proletarya sınıfını aristokratlaşmaya yönlendirmiştir. İşçi sınıfı içinde baş gösteren aristokratlaşma Marksizmi sözde savunma adı altında revizyonistleştirmiştir.

Revizyonizmin oluştuğuna bir delil olarak Lenin’in Menşevizm’i deşifre etmesini gösterebiliriz. Ki, Lenin bu deşifreyi yapmasaydı revizyonizmin aşılıp Ekim Devrimi’nin yapılamayacağını tarih bizlere göstermektedir. Troçki’nin ve ikinci enternasyonalin yanlışlarını Lenin ve Ekim Devrimi sayesinde daha iyi farkedebiliyoruz. Ekim devriminin ilerleyen dönmelerinde yaşadığı sarsıntıları da farkedebilmeyi yoldaş Mao’ya borçluyuz.

Marx ve Engels bilimsel görüşlerini kapitalizmin beşiği olan Avrupa’da açıkladılar. Fakat yaşanılmış devrimlerin hiç de Avrupa’nın göbeğinde gerçekleşmediği dikkat çekici bir olgudur. Bu konuda yoldaş Mao doğruluğunu bir kez daha ispatlamaktadır. Çünkü yoldaş Mao: “Devrimin kapitalist üretkenliğin geniş olduğu ve proleteryanın yoğun olduğu yerlerle alakalı olmadığını” söylemiştir. Yoldaş Mao’nun bu doğru tahlilini devrimlerin her zaman Doğu bölgelerinde gerçekleşmesiyle ispatlayabiliyoruz. Kuşkusuz yoldaş Mao’nun bu tahlili, şehirlerde çoğalan lümpen-proleteryanın da nasıl oluştuğunu bizlere göstermekte ve bizleri sorgulamaya teşvik etmektedir.

Emperyalistlerin her fırsat bulduğunda işçi sınıfının içinden bazılarını satın alması; aristokrat ve lümpen işçi sınıfının nasıl oluştuğunu Maoizm’in bilimsel çözümlemeleriyle açıklamaktadır. Yoldaş Mao’nun devrim konusunda kırsal bölgelere ağırlık vermesi, Lenin’in Ekim Devriminden sonra Avrupa proletaryasına seslendiğinde beklediği karşılığı alamaması; yoldaş Mao’nun önderlik konusunda sarsılmaz kılmaktadır. Lenin, Avrupa proleteryasından beklenti içindeyken, Avrupa’da proletarya birliğine karşı oryantalizmin ve ulusal solculuğun başgöstermesi bir tesadüf değildir. Avrupa merkezciliğinin somut gerçeklerini Mao’nun açıklamalarında detaylı bir şekilde görebilmekteyiz. Maoizm, bu konuda Alman devriminin yenilgisini ve Troçkist ekonomi anlayışının yanlışlarını bilimsel olarak doğrulamıştır.

İşçi sınıfının tarihte yaşamış olduğu kazanımlar, bugün için söz konusu olmaya yabancılaşmışsa bu prolteryanın geçmişte yaşamış olduğu örgütsel birlikteliğin, istikrarsız lidersizliğinden kaynaklanmıştır. Lenin’in dahi zaman zaman kısa vadeli çelişkiler yaşadığını Maoizm belirtmektedir.

Proleteryanın evrensel bir kazanımı olmuş olan Sovyetler Birliği doğru stratejileri çoğu zaman taktiksel yaklaşımlarla karıştırdığı için büyük ve yıkıcı hatalara maruz kalmıştır. İşçi sınıfının stratejik doğrulukları ve taktiksel yönelimleri Mao’nun önderliğinde Çin devrimiyle birlikte devrimin oluşması için somut şartları doğru bir şekilde bizlere öğretmektedir. Endüstri devrimiyle birlikte sınıf savaşında proleteryanın merkezcilik anlayışı Lenin tarafından çürütülmüş ve Mao tarafından proleteryanın yanılgısız stratejisi teorileştirilmiştir. Bu yüzden proleteryanın kendi geleceğinin doğru yöntemlerle çizmesi için Mao’nun stratejilerini esas olarak benimsemesi şarttır. “Tarih, sınıf savaşlarının bir özetidir” açıklaması kendi doğruluğunu tekrarlamaktan ziyade sınıf savaşının proleterya lehine bir neticesi olmak istiyorsa; devrimin öznel ve nesnel koşullarını belirleyen işçi sınıfının Maoizm’e sarılmaları zorunlu bir ilkedir.

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top