Genel

HER DÖNEMİN MÜCADELESİ AYNI DEĞİLDİR!

Seljalandsfoss Şelalesi - Þórsmerkurvegur, İzlanda

Mehmet Özcan

”Dünya, Güneş den kopup alev topu gibi ayrıldıktan sonra, milyonlarca güneş ve dünya doğup öldü.

Herhangi bir güneş sisteminde ve sadece tek bir gezegende organik yaşam koşulları  meydana gelinceye kadar çok uzun bir zaman geçti. Kendi ortamlarında düşünme yeteneğine sahip hayvanların gelişmesinden ve kısa zamanda elverişli yaşam koşulları bulmalarından önce sayısız varlıklar doğdu ve öldü.

Düşünme yeteneğine sahip hayvanlarda sonra yok edildi. Şuna inanıyoruz ki, madde her dönüşümünde  daima aynı kalıyor. Hiç bir niteliği hiçbir zaman kaybolmuyor. Ve bu yüzden, yeryüzündeki en yetkin ürününü, düşünen varlığı hangi çelik gereksinimiyle tazeleyecekse, onu bir başka yerde, bir başka bir zamanda yine o yine çelik gereksinimiyle yeniden doğurması gerekecektir.” (F.Engles Doğanın diyakletiği)

”Doğayı, insanlık tarihini yada manevi yaşamımızı hayalen gözden geçirdiğimiz zaman, ilk önce, alabildiğine birbirine karışmış bağıntılar ve karışılıklı etkiler görüntüsü gözlerimizin önünde canlanır. Bu görüntüde hareketsiz ve değişmiyen hiç bir şey yoktur. Her şey hareket halindedir, değişmektedir, belirmekte ve kaybolmaktadır.” F.Engels. (Sosyalizm Ütopiden Bilime  Dönüşmesi)

Bu gün yaşadığımız dünyayı diyalektik olarak bakmamız açısından irdelemeyi zorunlu görüyorum. Marksist ve bilimsel açıdan bakmak zorunluluğu görüyorsak, eğer hala Marksizmi! Yadsımıyor günümüzün eylem kılavuzu olarak inanıyor, savunuyorsak. Eğer Marksist bilimsel sosyalizm inancını yitirmiş burjuva gözlüğü ile bakmıyorsak   soruna Marksist açıdan bakmak gerekliliğinde ısrarcı olmak gerekir diyorum.

Dünya tarihini diyalektik açıdan incelerken, yukarıda Engels’in tahlilin den anlaşıldığı gibi dünya milyonlarca yıl doğup ölmüştür. Bu süreç içerisinde çeşitli canlı varlıklarda doğup ölmüştür.

Bir evrim sürecinden sonra insanların oluşması, insanların diğer varlıklardan! Düşünme ve algılamaya erişmesi, yaşamak için avlanması bilincine ulaşması uzun zaman almıştır.

Bununla beraber avlanmak için, oktan ve taştan silahları bulunması ve ateşi bulunması ile doğada diğer canlılara hükmetmesi. Sonra insanlar karşı cinslerle birleşmesi kadının üretken ve doğurğan olması nedeniyle ilk önce kadınların. Karşı cinse erkeklere hükmederek  Ana erkil döneminin yaşanması.

Sonra erkeklerin fiziki yapılarının daha güçlü olması nedeniyle kadınlara etmesi etmesi ile  Ata erkil dönemine geçmesinden sonra. Güçlülerin güçsüzler üzerinde hakimiyet kurması olarak anlaşılmalıdır.

İlkel Komünal toplumun oluşması ile güçlü kabilelerin güçsüz kabileleri köleleştirmesi  kabileler halinde yaşayan insanların güçlü kabilelerin güçsüz kabileleri köleleştirek bu toplumun bağrında diyalektik materyalizmin nesnel gerçekliği olarak Köleci toplumun doğması. Gelişmesi ve Köleci toplumun kurulması.

Köleci toplumun oluşmasıyla devletin şekillenerek ortaya çıkmasıyla birlikte, ilk antik çağda Yunan ve Roma Köleci devletinin oluşması.  Köleci toplumda, devlet köle sahiplerin köleler üzerinde baskı aracı olarak kurulmuştur. Köleler pazarlarda alınır, satılır, ömür boyu köle olarak çalıştırılır hiç bir

hakka sahip değildir. Köleci toplum asırlarca devam etmiştir nasıl ki  Roma da (Spartaküs) adlı köle tüm köleleri örgütleyerek liderleri olmuştur. Köle sahiplerine karşı köleleri ayaklandırarak isyan etmesi ile bu toplumun bağrında Feodal toplumun doğuşu. Köleci toplumun sonunu  getirmiştir.

Feodal toplum da devlet. Feodal Ağaların derebeylerinin devletidir. Serfler,  köylüler tarlada gün doğumundan gün batımına kadar, Ağalara derebeylerine bağlı olarak çalışmak zorundadır.

Bunun karşılığı olarakda senede gelen hasat dan ve üründen karnını doyuracak kadar pay alma hakkına sahiptir.

Feodal toplumda buharlı makinaların ortaya çıkması, Elektrik’in bulunması sanayinin gelişmesi ile Feodal toplumun bağrında, Kapitalist toplumun doğması sonucu, Feodal topluma karşı burjuva devrimleri ile kapitalist topluma adım atılmış  olunur.

Kapitalist toplum da devlet; Kapitalistlerin, sermaye sahipleri burjuvazinin devletidir. İşçiler emekçiler emeğini, iş gücünü kapitalistlere satarak yaşamını sürdürmek zorundadır. 

Yani emek bir meta gibi pazarda alınır satılır,  kapitalistler burjuvalar işçi emeğini iş gücü üzerinden artı-değer sağlayarak kazanır. Ne kadar çok işgücü üzerinden artı-değerini sağlar, artırırsa O, oranda artı-değer emekle zenginleşir.

Yani işçinin sırtından çalışmadan kazanır, kapitalizm bir sömürü baskı düzenidir.  Kapitalist toplum 16 yüz yılın sonlarına başlar günümüze kadar devam etmektedir.  Kapitalizmde burjuvazi sözde demokratik olarak doğabilir. Ne var ki, yaşamda, eylemde hiç bir zaman demokratik olmak istemez.

Her zaman yasalar karşısında kapitalistler, burjuvazi haklı olmuştur. Kapitalist devlet  işçi ve emekçi sınıflar üzerinde baskı ve tahakküm aracın da başka bir şey değildir.

Çağsal devlet –biçimi ne olursa olsun, özü itibariyle kapitalist makinesi, kapitalistler devleti kapitalistler toplamının timsalidir. Her dönemin mücadelesi ayrı ayrıdır, Köleci toplumun mücadele şekli ayrı, Feodal toplumun mücadelesi ayrı, kapitalist toplumun mücadelesi ayrıdır.

 ”Feodal toplumun yıkıntıları üzerine kurulan çağsal burjuva toplumu, sınıfsal çelişkileri ortadan kaldırmamıştır. Eskilerin yerine sadece yeni sınıflar, yeni baskı koşulları ve yeni mücadele biçimleri getirmiştir. Ne var ki, bizim çağımız, burjuva çağı, ötekiler den farklı olarak, sınıfsal çelişkileri yalınlaştırmıştır; bütün toplum, gitgide birbirine karşı iki büyük cepheye, birbirinin karşısına açıkca dikilmiş iki büyük sınıfa, burjuva sınıfı ile proletarya sınıfına bölünmektedir.” K.Marks, F. Engels: (Komünist Partisi Manifesti)

”Zamanımızda burjuvaziye karşı olan bütün sınıflar içinde yanlız proletarya gerçek devrimci sınıftır. Ötekiler büyük sanayi geliştikçe eriyip ortadan kalkacaktır. Proletaryaya gelince, o büyük sanayinin öz ürünüdür.”( aynı kaynak)

Bugün günümüzün mücadelesi 21 inci yüz yıl mücadelesine uygun olmak zorunluluğu vardır. Bunu şu açıdan söylüyorum; 18’inci yüz yıl 19 uncu yüz yıl ve 20 inci yüz yıl burjuva devrimleri ulusal mücadeleler çağıdır.

1848’ de Paris Komünü ile işçi sınıfı iktidarı ve sosyalizm  denemesi 71 gün sürmüş ve eksik ve devlet organları parçalanmamıştır denemeler sonuda kapitalisler iktidarını tekrar ele geçirmiştir.

Sınıfsal emek mücadelesi ön plana çıkarak kapitalizme emperyalizme karşı sosyalist devrimler çağı 1917 büyük Ekim Sosylist Devrimi başarıya ulaşmıştır. 72 yıl süren ikinci sosyalizm denemesi yıkılarak yerini kapitalist sisteme bırakmıştır.  Marksizm sınıf mücadelesi iflasmı etmiş? Bitmişmi? Hayır. Kapitalizm sürdüğü müddetçe sınıflar mücadelesi sürecektir. Ancak geçmiş sosyalizm denemelerinden eksiklerinden, hatalarından ders çıkararak günümüze uygun Marksist teori geliştirmek güçlendirmek günümüz kapitalist toplumuna alternatif hale getirmelidir.

Kapitalist topluma alternatif olduğunu yeniden topluma, emekçi sınıfların çıkarları ve mücadelsi programları ile umut olarak emekçi sınıfları kucaklayıp, kazanmaktan geçecektir.

Dünya işçi ve emekçi sınıfları kucaklayacak kapitalizme alternatif politikaları ile gelişip güçlenecektir. Yeni bir Marksist, Komünist enternasyonal örgüte ve partiye ihtiyaç vardır.  Komünistler olarak her ülkenin Marksist komünist örgüt ve partilerin ortak olarak çalışması emekçi sınıfların kapitalizme karşı mücadelesi ile ime kazanacak ve yükselecek böylece emekçi sınıfların iktidarı sosyalizme giden yolu hızlandıracaktır.

Bugün ABD emperyalizmin dünya coğrafyasında kendi hakimiyetini kendi kukla hükümetlerini oluşturarak merkezi bir şekilde yönetmeye çalışmaktadır.

Dünyada sovyet sosyalist sistemin çözülmesi ile birlikte kapitalist-emperyalist sistemin dünyada  her şeyi kendi kontroluna  aldığı bir dönemde.

Hala burjuva icazetli ulusal ve burjuva ile birlikte ulusal devrimler beklemek emperyalizmle-kapitalizmle bütünleşmek demektir. İçeriği ne olursa olsun.

19 uncu yüz yıllarda burjuva ulusal kurtuluş mücadeleler çağıdır. 20 inci yüz yılın ortalarına kadar ulusal kurtuluş mücadeleleri, devrimler Sovyet sosyalist sistem varken! Sovyet desteği ile başarıya ulaşmıştır.

Ama günümüz de bu dönem çoktan kapanmıştır. Dünya da emperyalizmden bağımsız bir karış toprak dahi ulusal başarıya ulaşamaz. En son örnek Güney Kürdistan Bağımısızlık Referandumun da yaşandı.

Dünyada ulusal devlet hakkına kavuşamayan, Bağımsız devlet olamayan! İki ülke vardır, birisi Filistin! İkincisi ise, Kürdistandır.

Filistin yıllardan günümüze kadar mücadele etmesine karşın,  bir türlü ABD ve İsrail bu hakkı tanıma şansı vermemiştir.

Bilinçli şekilde ABD ve siyonist İsrail tarafından Filistin İkiye bölünmüştür. ABD emperyalizmin! böl parçala yönet politikası sonuncu minyatür devletler şekilinde küçültülmüştür. Bir taraf ta açık işbirlikçi Mahmud Abbas, diğer tarafada ise, Hamas şeklinde bölünmüştür. Hamas dayanamadı ayrı kulvarda ABD ve İsrail işbirliğini sürdürmektedir.

Dört yıldır OHAL ve KHK Kürd şehirlerini ve köylerini bombalayarak imha eden taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayan Kürd düşmanılığı yapan. Erdoğan dönem dönem İsrail’e insanlık dersi vermeye kalkıyor. Halbuysa Kürd halkına kendi kat kat fazlasını yapıyor ve yapmayada devam ediyor.

Kendi topraklarında Kürd sorunun çözmeyen savaştan başka bir şey düşünmeyen halen Kürdistan’ın dağını taşını bombalamaya devam ederken Kürd halkının siyasi mücadelesini yok etmek için 90’lardan HEP’den başlayarak  günümüze kadar 8 parti kapatmıştır HDP’yi kapatma planları yapmaktalar. HDP kapanır bir yenisi kurulacağını unutmasınlar! Böylece Kürd halkının siyasi mücadelesini her nekadar kriminalize etmeye kalksalarda Kürd siyasetçileri cezaevinede koysada bu mücadeleyi durduramayacaklardır.    AKP MHP faşist hükümeti ve Erdoğan kendisi çalıp  kendisi oynamaktadır.

Tarihde her dönemin mücadele dönemi değişiktir, hiç bir dönemin mücadelesi birbirinden kıyaslanamaz ve aynı değildir.  Her dönemin mücadeleside programları değişiktir. Önemli olan tarihi iyi tahlil ederek doğru yorumlamaktır.

Bugün dünyayı küresel kapitalizmle kuşatmıştır. Emperyalizmin savaşları, baskısı, terörü ile kuşatılmıştır.  Üstüne üstlük Covit 19 Pandemi dönemi ile Milyonlarca insanlar ölürken kapitalizm kär ve rantını düşünmektedir.

En son olarak Boğaziçi üniversitesine rektör olarak kayyum atanması karşı direnen öğrencilerimizi desteklemek devrimci ve sosyalist hareketin görevi olarak faşizme karşı mücadeleyi hayatın her alanına yaymamız gerekir.

Bu baskının ve özgürlüğün yakalanması ve kapitalizmin yıkılması da. Yine sınıfsal ve toplumsal mücadelenin bütünleşmesi ve sosyalizm mücadelesi ile Anti kapitalist, Anti emperyalist mücadelenin yükselmesine ve komünist enternasyonalin gelişmesine bağlı olacaktır.

21’inci yüz yıla uygun mücadele yöntemlerini araçları yaratarak Marksist Leninist teoriyi geliştirerek kapitalizme alternatif olarak emekçi sınıfların örgütlü mücadelesinin yükseltilmesi geliştirilmesi yine sosyalist ve komünist örgütlerin ve partilerin önünde görev olarak duracaktır.

7. 1.2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top