”GİDECEĞİNİZ YERE KADAR KOVALARIZ”

Erdoğan ATEŞİN

Emperyalizm ve işbirlikçi sınıfların dizginsiz sömürü, baskı, işkence, hak gaspları, tarikatların gencecik insanların canına kasteden ortaçağ feodal gerici baskılarına karşı, emekçilerin mücadelesini örgütlemek büyük bir ihtiyaç olarak gündemin ilk sırasını meşgul etmeye devam etmektedir.

İşçi sınıfı ve onun örgütlü olmayan mücadelesi lokal direnişlerle çeşitli iş kollarında örgütsüz ve dağınık direnmeye çalışıyor. İşçilerin iş güvenliği ve sendika seçme özgürlüğü ve hakkı elinden alınmış, işçi sınıfı savunmasız bırakılarak açlığa mahkum edilmiştir.

Köylüler tefecilerin acımasız ”merhametine” terkedilmiş, icracının icra takibi yaptığı köy neredeyse kalmamıştır. Bugün Anadolu’nun hangi köyüne giderseniz gidin mutlaka icralık tarımcıyla üreticiyle karşılaşırsınız.

İşçilerin, Köylülerin, çalışan dar gelirli insanların ‘ açız ” çığlıkları Akp’nin ve R T. Erdoğan ailesinin kontrol ettiği yandaş ve satılık basın tarafından manipüle edilerek, yandaş basın üzerinden de emekçilere karşı azgınca saldırganlık devam ediyor.

Kürt halkının ve emekçilerinin milli ve faşist baskılara karşı mücadelesi ve en küçük demokratik talebi kanla bastırılıyor ve en küçük demokratik protesto en azgın ve barbarca bastırılıyor.gençliğin bağımsızlık ve demokrasi talebi polis copu ve gazla bastırılarak, sokaklar adete kitlelere yasaklı hale getirilmiştir.

Akp ve başındaki kast, emekçilerin mücadelesini polis copu, köylülerin HES’lere, orman ve toprak talanına karşı mücadelesini asker dipçiğiyle bastıran bir faşist zorbalıkla bütün Anadolu karşı karşıya…

Emekçilerin biriken öfkesini ve mücadelesini kanla boğmaya kilitlenmiş bir faşist iktidar, ve koca bir ülkeyi talan ederek içini boşaltmış bir kastın saray şatafatı ve bu saltanatı, ve bu saltanatı seçimlerle bırakmak istemeyen bir darbecilik.

”Gideceğiniz yere kadar kovalarım ” çılgınlığı, emekçilere karşı büyük bir kin ve nefrete dönüşmüş, bütün üreten dinamikler adete ölüm ve sürgünle tehdit edilmektedir. Hakim sınıf klikleri arasındaki çelişki ve sert mücadeleye rağmen, emekçilerin ve ezilen halkların mücadelesi karşısında, mücadeleyi bastırma noktasında hemencecik uzlaşmayla sonuçlanmaktadır. Sokakları emekçilere yasaklayan bir muhalefetin, ”sakın sokaklara çıkmayın” çağırıları yapan bir burjuva muhalefetin kimin hizmetinde olduğu çok açık değil mi?

Bütün bu süreçler açıktan faşizm üretiyor ve emekçilerin en küçük muhalefeti şiddet ve saldırganlıkla bastırılıyor.

Önümüzdeki seçim süreci ve seçimlerin, çok ciddi bir devlet krizine dönüşeceği yönünde ciddi emareler var… Devletin, ” Şahsım devleti” ne dönüştüğü ve devletin sarayla özdeşleştiği bu süreçte, sürecin sil baştan yeniden inşası hiç te kolay olmayacaktır…

Önümüzdeki günlerde ya da aylarda devlet- saray, ön görülemez yönetim krizleri içinde, her biri kendi içinde büyük sorunlar taşıyan büyük çatışma ve çelişkiler barındırdığı bilincinde olarak, emekçilerin sergileyecekleri pratikler de düşünülerek, somuta ilişkin genel tavır da hayati önemdedir…

Bugünden bunun bütün pratik- politik sonuçlarına uygun, süreci anlayan ve sürece emek cephesinden müdahale edebilecek bir birliktenlik oluşturmak, bir emekçi tavrı geliştirmek en temel görevdir…Devletle özdeşleşen “şahsım devleti” ve saray rejiminin büyük bir krize dönüştüğü çok açık. Ekonomik sürecin ve büyük ekonomik krizin yönetilebilirliği mevcut statükoyla mümkün gözükmemektedir.

12.01.2022

Yazar: Erdoğan Ateşin

Profilinizi oluşturmak için, biraz hayat hikayenizi anlatın. Bu alan, herkesçe görünebilir.

Bir cevap yazın Cevabı iptal et