Genel

GARE SENDROMU

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Garé operasyonu dimyata pirince gidenin evdeki bulgurdan olma halidir. İstihbarat bilgisine dayalı, sözde büyük bir gizlilik içinde planlanan; 41 savaş uçağı, sayısız SİHA ve helikopterle gece yarısı başlatılan operasyon büyük bir direnişle karşılandı. Büyük bir hezimet yaşayan Türk ordu güçleri birçok ölü ve teçhizatı arkasında bırakıp çekilmek zorunda kaldı. Bunca olan bitenden sonra bile “zafer“ naraları atıyorlar; heyhat! Onlar nara atadursunlar, lâkin devletin kanatları arasında kıran kırana bir söz duelosu sürüyor. Birbirini hain ilan etmeye varana dek bir saflaşma yaşanıyor.

Fakat tüm kanatlar ortak bir payda da buluştular: Kürd düşmanlığı! İster ye, ister yut dercesine! Değişmez bir atıştırmalık, bu. Aynı zamanda korkunun ifadesidir de. Kürdlerin varlığını kendi ontolojik yok oluşları olarak okumalarının sonucudur. Bu nedenle her hal û kârda Kürdlerin bir hak elde etmesi bir yana, yok edilmesi gerektiğu düşüncesini referans almaktadırlar. Türk egemenlik sisteminin tüm kanatlarının Kürdlere her saldırısının arkasında bu düşünce vardır. Garê operasyonuda bu düşüncenin tatbikidir. Ancak evdeki hesap her zaman çarşıya uymuyor. Umulan tersine dönüşebiliyor. Kazanayım derken kaybetmek de var. Yokedeyim derken çok düşman kazanmanız da mümkün.

Garê operasyonu; Türk egemenlik sistemi ile Kürdleri cepheleştirmenin yanı sıra sömürgecilerimizin kendi arasındaki çelişkileri de bir kez daha su yüzüne çıkardı.

Türkiye’nin Kürdistan’ın güneyinde istediği gibi at koşturması Irak ve özelikle İran’ın işine gelmiyor. Anında tepkilerini koydular. Türkiye şu an bu tepkileri ölçüp biçecek. Irak ve İran’ı karşısına alamayacak ve ancak yeni planlar üzerinde çalışacaktır.

İran tepkisini Irak üzerinden açıkça dile getirdi. Türkiye’ye Kürdistan’ın güney ve güneybatısında ve de Suriye’den askerleri çekmesini iletmiş oldu. Bununla Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyor. Türkiye tepkisini henüz ortaya koymuş değildir. Her zaman yaptığı gibi; “Irak ve Suriye’nin toprak birliğine saygılıyız“ diyecek ama bindiği eşekten de inmeyecektir. Türkiye Emperyal yayılmacı politikasını sürdürecektir. Dış bir destek bulamazsa da bundan vazgeçmeyecektir.

Garê operasyonu öncesi Türk savaş kurmayı önce Bağdat ve sonra Hewlêr’i ziyaret etti. Önlerine planlar konuldu. Bağdat’a üç öneride bulundu. Irak ve İran birlikte Şengal’e saldırsın, PKK’yi oradan çıkarsın. İkincisi, isterseniz yanınıza Pêşmerge’yide alın karadan siz, havadan biz vuralım. Bu da olmasa siz karışmayın biz Irak-PDK ile bu operasyonu yapalım. Ama karşı çıkmayın dendi. İran ve Irak bu üç planı da kabul etmedi. Bunun üzerine Türkiye Irak-PDK ile anlaştı.

Zaten birlikte çalışıyorlar. Bir içiçe geçmişlik durumu var. Türkiye, Irak-PDK’yi diğer Kürd siyasal güçlerine karşı kullanıyor. Irak-PDK de kendi dışındaki tüm Kürd siyasal güçlerini düşman gördüğü için Türkiye’nin desteğine ihtiyacı var ve bu desteği de alıyor.

Bu karşılıklı iş birliği sonucu Garé operasyonunu birlikte icra ettiler. Operasyona karar vermeden önce işbölümüne gittiler. Alan istihbaratını Irak-PDK topladı. Garê alanına Zeravani güçleri ile Roj Peşmergelerini konuşlandırdılar. Gerilanın giriş-çıkışını ablukaya aldılar. Garê ile diğer bölgelerin arasını kestiler. Behdinan alanı zaten Türklere açıktır, kendilerine kullandırıyorlar.

Türkiye Garé operasyonunda bu avantajı çok iyi kullandı. Beşika‘da bulunan askeri güçleri önce Duhok’a, oradan Akre’ye taşıdı. Orada Garé operasyonlarına katılacak helikopterlere bindirildi. Tüm bunlar aleni yapılan bir işbölümüydü. İnkara gelmez bir gerçekliktir. Bununla PKK güneyden temizlenecekti. Türkiye, Irak-PDK ve kuzeyli sera partileri bu beklentideydi. Ama o da ne!?

PKK daha evvelden dost bir gücün kendilerini uyarmaları üzerinden Garé’ye operasyon yapılacağı bilgisine sahipti. Bu nedenle hazırlıklıydılar. Operasyonun başlama saatine bakıldığında, Türk seçkin birliklerinin indirme yapmasıyla sert bir kayaya çarpmalarının bir olması nedeni budur. Büyük bir yenilgi alıp oradan kaçtılar. Buna en çok üzülenler Türklerin yanı sıra Irak-PDK ve kuzeyli uzantıları, bir de başlarına tac ettikleri o sözde “bilim insanı“ oldu. Zavallı şimdi çok üzülmüştür.

Türkiye; Şengal operasyonu öncesi İran, Irak ve uluslararası güçlerin tepkisini ölçmek için Garé‘ye operasyon çekti. Garé operasyonunu başarsaydı, eğer, sonrasında Şengal’e işgal hareketini başlatacaktı. Şimdilik bu konu seslendirilmiyor. Nedeni ne askeri olarak bunu tek başına başarma gücünün oluşu, ne de Irak ve İran’ın ve daha ötesi ABD’nin bu plana destek vermemesidir.

Bu süreçte Haşdi Şabi güçleri Şengal’e güç gönderdi. Haşdi Şabi grupları içinde yer alan Irak İslami Direniş Hareketi El Nuceba Türkiye’ye tehditler savurdu. Yanı sıra Haşdi Şabi bünyesinde yer alan ismi şimdiye kadar bilinmeyen bir birim Hewler’i rokete tuttu. Bu saldırıdan İran ve Irak’ın haberinin olmaması mümkün değildir. Bu roketleme Irak-PDK şahsında Türkiye’ye verilen güçlü bir mesajdı. Daha ötesi her ikisine.

Tüm bu gelişmelere karşın Türkiye devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, esip gürlüyor. Türkiye’nin gücüne bakmaksızın herkese ayar çekmeye çalışıyor. “Tarafını seç“ diye herkese talimat veriyor. Anlaşılan o ki, Türkiye savaşsız yapamıyor. Mevcut olan gücünü aşan maceralara başvurmaya kararlı. Bu gidişle sert bir kayaya çarpacağı kesin. Bugün mü, yarın mı olur bilinmez ama gidişat oraya doğru…

Türkiye Garé’de başarılı olsaydı; herkese “işte gücüm bu“ psikolojik taaruzunu başlatacaktı. Büyük ihtimale Şengal’e operasyon çekecekti. Fakat evdeki hesap pazara uymadı. Planlanmanın tam tersi bir resim ortaya çıktı. Türkler, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma durumuna düştü. Şimdi pişmiş kelle misali sırıtıp duruyorlar. Düştükleri çukurdan bile sahte zafer naraları atıyorlar…

Hezimetlerini unuturmak için askeri ve sivili hep bir ağızdan Garé operasyonun nedenlerini sayıp duruyorlar. Bu arada birbirlerini boşa çıkaran açıklamalardan bulunuyorlar. Birileri amaç PKK elindeki esirleri kurtarmaktı, bir diğeri yok efendim aslında amaç alandaki PKK yöneticilerini ele geçirmekti, bir diğeri yok efendim asıl amaç Garé’yi ele geçirmek, PKK’den temizlemek ve üs kurmaktı. Bu minval üzeri konuşup duruyorlar. Kim ne derse desin bu iddialarının hepsinin amacı yenilgilerini unutturmaktır. Bize gelince Garé operasyonun amaçı her üç hedefide amaçlıyordu. Fakat üç amaç ta gerçekleşmediği gibi büyük bir yenilgiye yol açtı. Gelişmelere bakıldığında Garé yenilgisi Türkiye’nin artık adım adım yenilgiler alacağı bir süreçe evrildiğini söylemek abartı olmayacaktır.

Görmenizi dileriz; ABD alana giderek yerleşiyor. Ne kadar Türkiye düşmanı devlet ve güç varsa süreç politikalarına uygun yeniden bir düzenlemeye gidiliyor. Kurulan her ilişki Türkiye alehine bir ilişkidir. Türkiye de bunu görüyor. Bunu önlemek için habire yalvarıyor ama ABD hiç de oralı olmuyor. Muhatap almıyor. Geriye tek bir şey kalıyor. Her devletin veya her canlının sıkıştığında yaptığını yapacaktır. “Madem kaybedeceğim o halde yok oluş pahasına da olsa direneyim. Yok oluş süreci yaşayanların son çırpınışlarıdır, bu.

Sonuç ne mi olur? Yugoslavyalaşma, Iraklaşma, Suriyeleşme. Gidişat bu yönde. Bunun sonu belli. Kürdler kazanacak! Türkler ve onlarla işbirliği yapan, Irak-PDK ve kapılarında şelte seren kuzeyli iki maaşlı düşkünler kaybedecektir.

Bir çizgi film olabilir

24 Şubat 2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top