Gündem

Erdoğan ATEŞİN – PARLAMENTO EGEMENLİK ARACI DEĞİLDİR, HAKİM SINIFLARIN ELİNDE Kİ ÖRGÜTLÜ ZOR, EGEMENLİK ARACI OLARAK DEVLETTİR…

PARLAMENTO EGEMENLİK ARACI DEĞİLDİR, HAKİM SINIFLARIN ELİNDE Kİ ÖRGÜTLÜ ZOR, EGEMENLİK ARACI OLARAK DEVLETTİR…

Seçimlerde parlamentoya gereğinden fazla anlam yükleyen, ve burjuva seçimleri önemseyen sadece burjuva partiler değildir. Ufukları, siyasi taahhütleri liberal demokratlığı aşmayan reformist yasalcı partiler ve onlarla aynı zemine gelen, devrimci çizgilerinden sağa sapan kendilerine ‘’komünist’’ diyen yapılarda parlamentoyu, seçimleri ‘’tarihi önem de’’ görmektedirler. Adeta bir seçim başarısını bir ‘’devrim’’ havasına sokmaktadırlar. Oysa gericiligin hakim olduğu ülkelerde parlamento, halkın demokrasi talebini ve özgürlük arzusunu asla yerine getirecek bir organ değildir, olamazda.

Parlamento egemenlik aracı değildir. Hakim sınıfların elindeki örgütlü zor, egemenlik aracı olarak devlettir. Devlet iktisadi yapı üzerinde sınıfsal çelişki ve çatışmalara uygun şekil alır. Türkiye’de faşist askeri darbe dönemlerinde olduğu gibi parlamentoyu askıya alarak, bir kısım siyasi liderini, bakanları, tutuklayarak, idam ederek sınıf iktidarını sürdürebilir. Bu nedenle burjuva parlamentonun emekçi halktan gerçekleri gizlemenin ahırı olduğu unutulmamalıdır. Gerici meclisi ezilen sınıfların sorunlarının çözüm yeri olarak görmek ile, niteliği bilinen parlamentodan devrimci amaçlar için yararlanmak yan yana getirilemez. Bu süreç iki farklı yoldur.

Marksist devlet öğretisine göre burjuva parlamenta rizmin genel oyla somutlaşan bilimsel demokrasinin seçim özü nedir ?

Parlamento da belirli bir dönem hakim sınıfların hangi kanadının halk kitlelerini ayakları altına alacağına, ezeceğine belirli aralıklarla karar vermek burjuva parlamentarizmin özünü oluşturmaktadır. Parlamento da örgütsel ve sınıfsal bilince henüz erişmemiş halk kitlelerini aldatmaktan, görüntüde rejimi meşrulaştır maktan ve gevezelikten başka bir şey yapılmaz. En demokratik burjuva Cumhuriyetlerde bile devlet işleri askeri-sivil devlet bürokrasisi eliyle, kulislerde, gölge kabinelerle yürütülür. Parlamento da ezilen sınıflara demokrasi, adalet aramak, bunun anayasal yollarla mümkün olduğunu ileri sürmek emekçi halkı/halkları aldatmaktır.Almanya, Fransa, ABD gibi burjuva demokrasisinin olduğu ülkelerde ki gibi biçimsel de olsa burjuva demokrasisi sömürge, yarı sömürge, BAĞIMLI ülkelerde mümkün değildir. Çünkü emperyalizme bağımlılık faşizmin süreklileşmesini getiren belirleyici temeldir. Toplumsal ve ekonomik şartlara bağlı olarak Türkiye‘de, parlamentarizm başından beri faşizmi gizlemeye yarayan kaba ve uyduruk bir öz taşımak tadır. Çünkü faşist Türk devleti azgın bir anti – komünizm, en ufak demokratik hakları talep edenlerin bastırılması, Kürt ulusunun ve çeşitli azınlıkların ulusal baskı altına alınması, inkar edilmesi ve asimilasyona uğratılması, Türk olmayanlara azgın bir düşmanlık, farklı dini toplulukları İslamlaştırma siyasetini benimsemiş bir devlettir. Böyle bir devlet düzeninde parlamento faşizmi maskelemenin aracıdır. Bu gerçek bu devlet geleneğinde hiç değişmemiştir.

MARKSİSTLER ilkesel olarak parlamentodan yararlanmayı dışlamaz, reddetmezler ancak, politikalarını mevcut şartlara bağlı olarak belirlerler. Şu yada bu reformist partiye, yada burjuva demokratik reformlar uğruna oluşan seçim bloklarına yedeklenme siyaseti gütmez. Aslolan emperyalizmin ekonomik, siyasi ilhak altında olan ülkede faşizmi maskeleyen parlamentonun uyduruk niteliğinin devrimci eleştirisini yapmaktadır. Bugün devrimci anlamda parlamentodan yararlanma koşulları bulunmamaktadır. Yüzüne sosyalist maske takıp parlamentoyu kendisine kıble edinenler, faşist devleti yıkmaktan vazgeçmiş, liberal demokratik çizgiye evrilmiş reformist yasalca anlayışla bir kez daha bu bataklıkta gezinmek için yarışmak tadırlar. Bu uydurma ve kaba parlamenter yasalcı – reformist partilerin mecliste, yüzde on barajında boğulmaları ise işin başka bir handikapı.Türkiye’de parlamento, halkın devrimci taleplerinin çözüm yeri değil, faşist ve yarı – faşist diktatörlüklerin ‘’demokratik’’ maskesi olmaya devam etmektedir.Devrimciler için seçimler, hakim sınıf kliklerinin egemenlik kavgasıdır.

Erdoğan ATEŞİN

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top