Gündem

Erdoğan ATEŞİN : ÇÖZÜM VAR !!! (1)

ÇÖZÜM VAR !!! (1)

Emekçilerin-işçi sınıfının devrimci iktidarını kurmak, kapitalizmi ve tüm ortaçağ gericiliğini yok etmekle mümkündür. Sosyalizme ve sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir Dünya’ya ulaşmanın tek yöntem ve yolu bu stratejiden geçer. Emekçilerin devrimci iktidarı için mücadele etmek meşrudur, gayrı meşru olan ve miadını doldurarak, tamamen insanlığın yok oluşuna kilitlenmiş emperyalist-kapitalist barbar sistemdir. Kapitalizmden Komünizme geçişte, proletarya iktidarı ve diktatörlüğü hala güçlü bir görev olarak komünistlerin temel sorunu olmaya devam ediyor.

Bu süreç bugün daha da önem kazanmıştır. Bu mücadelede komünistlere suç isnat eden hiç bir burjuva hukuk, komünistleri ”suçlu sandalyesinde” mahkum edememiştir bu güne kadar. Komünistler, bir avuç eğemenin, zalimin, zorbanın, tefecinin, işbirlikçi hainin, uyuşturucu baronun, onların saray saltanatlarına karşı, emekçilerin mücadelesini insanlığın ortak kavgasına dönüştürmek ve onları tarihin dışına atmak için mücadele eder…Tarihsel süreç bu yönde gelişiyor…

Komünist Manifestonun ilk şiarı,” bütün ülkelerin işçileri birleşin” şiarıdır. Bundan daha meşru bir şiar yoktur: varsa teorik olarak koysunlar ortaya…Enternasyonalizmin ve komünizmin bu devrimci şiarı hala Marksist zeminlerde duranların tek şiarı olmaya devam ediyor. O günden bu güne geçen zaman aralığında, hayatın ürettiği reformist, revizyonist gericilik bu temel şiardan çok şeyler alıp götürdü, iğdiş etmeye çalışta, ancak insanlığın özgürlük özlemi hala bütün canlılığıyla bu şiar uğruna bedeller ödemeye devam ediyor.

Bizim kuşaktan gerçek devrimciler, komünistler bu süreci çok içten ve derinlikli yaşadılar. Bu hedefe kilitlenenler, elini uzatsan tutacakmışsın gibi yaşadılar…Şimdi, hala öyle yaşayanlar var, biz öyle yaşıyoruz, geleceğe uzanıyor ellerimiz… Bu şiarı dergilerinin lejantlarında bir nostalji edasında kullananları da çok iyi biliyoruz…Oysa ki bu enternasyonal şiar bugün orijinalitesinden hiç bir şey kaybetmemiş, daha güçlü bir ihtiyaç olarak insanlığın en büyük özlemi olmaya devam ediyor. Globalist- küreselci sistem ”devrimcileri”, devrimler çağının bittiğini söylüyorlar, bitmedi; süreç devam ediyor özlem ve gerçeklik bu yöndedir.

Yakınlaştıkça erişilmez görünen bu büyük özlem, bu büyük çığlık, 150 yıllık geçmişin naif düşünün, daha bir yaklaştığını görüyoruz, göreceğiz…Davamızın naifliği bu niteliğinden gelmektedir, nazlı nazlı sallana sallana gelecektir büyük altüst oluşların içinden…

Uzunca bir feodal geçmişi olan Anadolu’muzun 19 yy başlarında batı kapitalizminin yarı sömürgesi haline gelmesi işbirlikçi Türk komprador burjuvazisi, ortaçağ gerici toprak ağası sınıfın bir tercihi olarak kabul gördü. Bu boyunduruk bugün daha da büyük bir sömürüye dönüşmüş, 80 milyon insanın kanından besleniyor. Tarımı ve hayvancılığı çökertilmiş, Dolarize olmuş bir ekonomi ve sanayi, insanlığın kabusuna dönüşmüş ve bir avuç para babası rantiyer ve narkotik baronları ülkenin geleceğini ipotek etmiş ve Türkiye bütün kurumlarıyla teslim alınmıştır.

Kendi burjuva hukuklarını bile tanımayan, Anayasa, Danıştay, Sayıştay ve Yargıtay kararlarını yer geldiğinde ”onlar bizi bağlamaz” diyecek kadar pervasızlaşmış bir elitler diktatörlüğü. Devlet biçim değiştirmiş, elitler devleti ele geçirmiş, ve Türkiye’de yeni bir devlet biçimi ortaya çıkmıştır. Savcılar, tarihin bu önüne geçilemez akışını durdurmaya çalışan bir avuç uyuşturucu baronu ve alttan palazlanarak gelen, burjuva karakterleri olmayan görgüsüz bir kast’ın kontrolüne girmiş, Fatih’lerin, Yavuz’ların, Kanuni’lerin ve sarayın savunmanları konumuna düşmüşlerdir. Osmanlı aristokrasisini ve saray içi hile ve entrikalarını faşizmin ideolojik dayanakları yapıyorlar…

Yüzyıllardır toprakları için, özgürlük, eşitlik, bağımsızlık ve halkların kardeşliği için mücadele eden, bu uğurda bedel ödeyen hiç bir çaba boşuna değildir.

Çözüm;

Tarihin itici gücü sınıf mücadelesidir. Bugünkü faşist ceberut sistemden ancak işçilerin köylülerin ve bütün emek çephesinin birlikte, sınıf mücadelesi yoluyla kurtuluşu sağlanabilir… Komünistlerin acil görevi bu mücadeleyi işçi sınıfı mücadelesiyle birleştirmektir ve bu mücadeleyi örgütlemektir. Bu mücadelede gerici işbirlikçi faşist sınıfların kesin tasfiyesi ve mülksüzleştirilmesi programatik bir görevdir. Emekçi iktidarı altında bir devlet olarak örgütlenmeden bu amaca ulaşmak mümkün değildir, bütün mücadele ve devrimci olanaklar emekçilerin devleti için örgütlenmelidir.

Burjuva sınıfları mülksüzleştirerek bütün üretim araçları, büyük ve orta ölçekli sınai, ticari ve tarımsal işletmeler, Anadolu’nun bütün yer altı ve yer üstü doğal kaynakları, telekominikasyon-iletişim araçları sömürücülerin elinden alınarak, toplumun ortak mülkiyetine dönüştürülmelidir. Elit zenginler değil, toplumun refahı için üretim. Bütün bu programın uygulanması için devrimci kolektif bir parti, ortak kolektif akıl ve enternasyonal bir birlik için uluslararası komünistlerin birliği ve örgütlülüğü için mücadele… Türk, Kürt ve çeşitli milliyetlerden halkların birliği için ortak mücadele, ve işçi sınıfının ortak örgütü için komünistlerin mutlak önderliği.

Erdoğan ATEŞİN

19.11.2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top