Gündem

Erdoğan ATEŞİN : ÇOZÜM VAR !!! (2)

ÇÖZÜM VAR !!! (2)

Türkiye bugün bir iç savaş kıskacındadır. Darbe mi, seçim mi kıskacında, tarihsel bütün sonuçlarıyla bütün bu süreçlerin bedelini emekçiler canlarıyla, mallarıyla ödeyeceklerdir. Ancak uğruna savaşarak ölünecek tek bayrak vardır, o da emekçilerin komünist enternasyonal bayrağıdır…Bunun için öncelikle ihanetin saptanması konusunda, yeniden bir devrimci atılımla komünistlerin, dayatılan sol içi ihanetten kesin ayrışmalarını gerektirmektedir. Burjuva diktatörlüğüyle, proletarya diktatörlüğünü özdeşleştirmeye çalışan neo liberal, reformist, revizyonist sahte sol ile, devrimci marksistlerin kesin ayrışması, Marksizmin ekonomi politik öğretilerinde karşılığını bulur.

21. yy Türkiye’sinde AKP ve başında ki bir avuç kast’ın, rantiyer , para babası narkotik baronların eşi görülmedik ideolojik ve siyasi gericiliği, emekçilerin devrimci hücumuyla püskürtülecektir. Bu siyasi gericilik ve karşı devrimci saldırılar bugün en genel anlamda, Türkiye’de köylülüğü işçi sınıfına daha bir yakınlaştırmıştır. Yani işçi sınıfı, köylülük ve ara sınıflar toptan AKP ve onun başındaki kast’ın siyasi gericiliğinden aynı oranda etkilenmektedir ve saldırı bütün bu sınıf ve katmanlara yönelmiştir. Komünistlerin çıkış noktası bu gerçeği saptamaktır.

Türkiye’de köylü devrimi, yani Demokratik Devrimle, sosyalist devrimin taşıyıcısı olan proletarya devrimi iç içe geçmiştir. 1908 Jön- Türk, 1914- 1918, 1918-1923 burjuva devrimler Türkiye’de bu sürecin önünü açmıştır…Aslında Anadolu’yu- Türkiye’yi kapitalist talana açan politikalar tanzimat ve ıslahat hareketleriyle derinleşerek 1908’i ve 1918’i yaratmıştır. Bu süreçle birlikte yarı sömürge yapı siyasi ve hukuki alanlarda ( kapütülasyonlar, Duyunu Umumiye) şekillenerek, geleceğin kompradorlarının çıkarları ile serbest ticaret ve mal güvenliği yasalarla teminat altına alındı. Islahatla birlikte Avrupa kapitalizmine bağımlılık arttı, saray her geçen gün borçlanarak çöküşünü hızlandırdı.

Ordu ve askeri bütün araç gereç, donanmanın bütün ihtiyaçları, askeri giyim ve kuşam, techizatına varıncaya kadar ithalat yoluyla karşılanıyordu. Bugün de olduğu gibi tamamen Dolarize olmuş dışa bağımlı bir ordu, bir ekonomi. Türkiye bugün böylesine bir çöküşün içindeyken, sarayın besleme baronları beyaz toz şekeri koklamaya devam ediyorlar. Burunlarından soluyorlar toz pudra şekerlerini, debdebe içinde sefih hayatlarını sürdürüyorlar. Lükse düşkün, tarihsel görgülerini alamamış, görgüsüz elitler kastı….

Türkiye’yi hızla iflasa sürükleyen işbirlikçi elitler, yüzyıllardır emekçilerin canları ve kanları pahasına yarattıkları bütün değerleri hiç ederek, servetlerine servetler katıyorlar. Ağır vergiler, yabancı para cinsinden paralarla ağır faizlerle borçlanarak zalim ve müsrif bir iktidar doktrini yaratıldı… Türkiye’nin bütün kamu kurum ve kuruluşları, Turgut Özal’la başlayan özelleştirme furyasıyla, AKP döneminde tamamen Arap petro dolar Şehlerine, krallarına ve emperyalist batılı tekellere peşkeş çekildi. Bütün bu satışlara rağmen borçlar bir çığ gibi büyüyerek 80 milyon emekçinin canını yakmaya devam ediyor.

Türkiye maliyesi bir avuç rantiyerin kontrolüne girmiş, 128 milyar Doların nasıl hiç edildiğine bütün Türkiye ve bütün dünya tanıktır. Toprakları satılıyor bu ülkenin, ormanları yakılarak talana açılıyor, Bankaları komik paralarla yabancı tekellerin kontrolüne geçiyor. Türkiye’nin işçisi ve köylüsü kredi kartları üzerinde borçlandırılarak yaşamaya zorlanıyor ve adete bağımlı köleler ordusu yaratılmış.

Bu devlet ki vatandaşına koyduğu vergileri yabacıya koyamıyor, yabancı paralar karşılığında hiç bir değeri kalmamış TL nedeniyle, Türkiye’ de yabancılar büyük taşınmaz varlıkları bir bir ele geçeirmeye büyük bir iştahla devam ediyor…Bu devlet ki sınır güvenliğini kaybetmiş, gümrük duvarları yerle bir olmuş ve bundan adete men edilmiş, uluslararası yargı hakkını/ haklarını kaybetmiş, ABD’ye F 35 uçak projesinden men edilmiş, atılmış ve paralarını dava edip alamıyor…Bu devlete bağımsız bir devlet denilir mi?

Çözüm Var;

Nihai çözüm, yeni bir emekçi devleti inşa ederek, büyük proleter demokrasiyi, güçlü bir toplumsal mülkiyetle taçlandırarak, bütün sömürgen ve asalak burjuva sınıfların kesin tasfiyesiyle olacaktır. Yeni devlet, emekçilerin sosyalist devletidir…Bugün her türlü burjuva demokratik cumhuriyetlerde demokrasi ve özgürlük bir avuç burjuvazi içindir, işçiler, köylüler ve bütün emek kesimi için ise diktatörlüktür. Proletarya diktatörlüğü ve giderek proleter demokrasiye dönüşen sosyalist inşa süreci ve sonrası ise, işçiler ve emekçiler için gerçek demokrasi olacaktır.

Türkiye’nin ve çeşitli millet ve milliyetlerden, Türk, Kürt, ve bütün azınlıkların sorunu bugün işçi ve köylü sorunlarının iç içe geçtiği, sosyalist devrimin bir parçası olan ulusal Kürt sorununu da içine alarak çözülecektir. Proletaryanın köylülüğe karşı tutumu giderek köylü sorununu ve Kürt sorununu da içine alarak, bütün bu sorunlarla birlikte bir sosyalist devrimi zorunlu kılmaktadır… Kent proletaryası, kırsal kesimlerde çalışan emekçilerin yarı proleter ve yoksul kesimlerin etkileşimini ve ittifakını daha da hazırlıyor. Önümüzdeki süreçte büyük grev dalgaları, (süreç bu alana doğru evriliyor) işçi sınıfı deneyimleri derin bir devrimci duruma evriliyor. Toprak sahiplerine karşı köylü devrimi giderek kendi özgül mecrasında işçi sınıfı devrimine doğru evriliyor ve o dinamiğin içine giriyor, iç içe geçiyor.

Türkiye ve Dünya tarihi, ileri ve geri sıçramalarla yolundan sapmadan proletarya devrimine ve onun demokrasisine doğru zorunlu gelişiyor. Marksizmin dönekleri konumuna düşmüş sahte sol’un hiç bir tarihsel ağırlığı kalmamıştır. Kapitalist dünya yıkılıyor, yıkılacak, emekçiler yıkacak…

Erdoğan ATEŞİN

20.11.2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top