Genel

EMPERYALİZM,YENİ STRATEJİ VE DÜNYA SAVAŞLARI

Erdoğan ATEŞİN

Üretimin aşırı merkezileşmesi, finans kapitali oluşturarak, sermaye ihracının yolunu açmıştır. Sermayenin ihracıyla birlikte dünyamızın paylaşımı da yakıcı bir şekilde gündeme oturmuş, ve dünya savaşları bu süreçle birlikte başlamıştır.

Tekeller arası rekabet yeni dünya savaşlarını her an yeniden tetikleyebilir ve şu an içinden geçtiğimiz süreç, özünde bir üçüncü dünya savaşı sürecidir. Bu süreçle birlikte, kapitalist sistem yeni sürece uygun politikalar geliştiriyordu. Bu politikaların, devrimci siyasetler, strateji ve taktikler üzerinde büyük etkileri daha sonradan görülecektir ve süreç bugün en genel anlamıyla bu değişimleri Marksist-Leninistlerin önüne koymuştur.

Kapitalizmin ana merkezi İngiltere, bu süreçten çıkardıkları tecrübelerle işçi mücadelelerini kontrol altına almış, ve emekçi mücadeleleri, Kapitalist burjuvazinin işçi sınıfı içindeki burjuva kapitalist ajanlar üzerinden aristokrat bir revizyonist sınıf yaratılarak, emek mücadelelerini bu yöntemle kontrol altına almıştır. Bu strateji, 19.yüzyılın sonlarında kapitalizmi gelişmiş emperyalist ülkelerin, proletaryalarıyla olan keskin çelişmeleri, revizyonist, burjuvazinin proletarya içindeki ajanları üzerinden, sınıf hareketleri liberal ve sınıf uzlaşmacı bir çizgiye oturtularak bu ülkeler devrim coğrafyası olmaktan çıkarılmıştır.

Bu süreçte Avrupa işçi sınıfı, kendi burjuvazisinin kuyruğunda, sömürgelerden elde edilen olağan üstü sömürüye ortak olmuş, bu sömürüden pay almış ve susmuştur. Kapitalist sistem, işçi sendikaları ve çeşitli demokratik kitle örgütleri üzerinde kurduğu kontrolle rahatlamış ve demokratik yeni bir takım açılımlarla sınıf mücadelelerini bu tür ülkelerde uzunca bir dönemdir gündemin dışına atmıştır. Kapitalist sistemin yaşadığı bu değişim, bilimsel sosyalist ve Marksist saflarda da yeni sorunlar yaratmış ve revizyonizm bu sürecin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Bu süreç Avrupa işçi mücadeleleri, sosyalist mücadeleler ve sosyalist hareketler arasında büyük bölünmelere yol açarak, revizyonist bir sürece evrilmiştir. Bu basit çıkarlar, Avrupa işçi sınıfının revizyonistleşerek, kendi tarihine basit çıkarlar uğruna ihanet ettiği bir süreçtir. Revizyonizm, kapitalist sistemin yaşadığı değişimin ve yeni stratejilerinin bir ürünüdür. Bu süreçte işçi aristokrasisi değil, yani üst burjuvalaşmış bir elit değil, tüm işçi sınıfı sisteme kazanılmıştır. İşçi aristokrasisi, bizim gibi zayıf ekonomilerin sorunudur, yani yarı sömürge ,bağımlı ülkelerin sorunudur. Bizim gibi ülkelerde burjuvazi,işçi sınıfını bir bütün sisteme entegre edemediği için, buna ekonomik olarak gücü yetmediği için, aristokrat bir elitler grubu üzerinden sınıf hareketlerini ve sendikaları kontrol etmektedir.

Kapitalist emperyalist ülkelerde ise burjuvazi, komünistler-marksist-leninistler dışında ki bütün işçileri kendi payandaları yapmıştır. Revizyonizm, özellikle birinci paylaşım savaşı öncesi ve sonrası kökleşerek hayat bulmuş ve bu süreçte Avrupa ülkelerinde sosyalist hareketlerin hemen hemen hepsi, çok az komünist -marksist-leninist kadro hariç emperyalizmin destekçisi olmuşlardır. Emperyalizm bu süreçte yeni bir olgu olarak ortaya çıkmış ve Lenin bu süreci doğru analiz ederek, Büyük Ekim Devriminin strateji ve taktiklerini bu sürecin ruhuna ve gelişimine uygun olarak saptamıştır.

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top