Genel

EMPERYALİZMİN ÇELİŞMELERİ DERİNLEŞİYOR

Erdoğan ATEŞİN

1- Olgular

2- Emperyalistler saldırganlaşıyor

3- Rekabetin Ana Merkezi Avrasya

4- Çelişmeler Derinleşiyor


Sistemin çıkmazları ve Olgular

Bütün olgular Emperyalist ABD’nin ve bütün kapitalist emperyalist sistemin çürüdüğünü ve çöküşe doğru gittiğini gösteriyor. Neredeyse bütün burjuva ideoloğlar 21. yüzyılın ABD yüzyılı olacağını söylüyordu, ancak Amerika kriz içinde sürekli çöküş yaşayan asalak bir devlet haline geldi. 310 milyonluk nüfusuyla, en son teknolojiyle donatılmış ordusuyla, nükleer gücüyle işgal ettiği bütün topraklarda yeniliyor. Irak ve Afganistan işgalleri Amerika için Vietnam’dan farklı olmadı. Emperyalistler Libya’da büyük direnişle karşılaştı ve en son teknolojilerini libya halkına karşı kullandılar.

Kırgızistan ve Ukrayna’ya ilişkin planları geri tepti ve Gürcistan’daki gelişmelere tamamen seyirci kalmakla yetindiler. İran, Pakistan ve Suriye ABD’ye ve batı emperyalizmine direniyor. Wikileaks belgelerine karşı hiç bir şey yapamadı. Süreç dünya genelinde Emperyalistlerin aleyhine işliyor. İstisnasız başta ABD olmak üzere bütün kapitalist emperyalist ülkelerin dış ticaret açığı sürekli büyüyor ve dış borçları trilyon dolarlarla ifade ediliyor. Amerika’da 40 milyon insan gıda karnesi kuyruğunda, ekmek alacak paraları yok. Amerikan hükumetinin işsizlere ödeyeceği fonlardaki birikim tükenme noktasına gelmiştir. Sokak çetelerinin bir milyondan fazla üyesi bulunuyor.

ABD, tüketim malları üretimi yerine bugün genelde silah üreten bir ekonomiye, ölüm makinesine dönüşmüştür. Uyuşturucu üretiyor, karşılıksız dolar basıyor. bankalar ve özel sektörde iflaslar peş peşe gelmeye devam ediyor. Banka kurtarmak öncelikli işleri haline geldi. Nüfusun %1’i toplam gelirin %23’üne kontrol ediyor ve gelir uçurumunun ABD’de sosyal patlamalara yol açması ise kaçınılmaz…

Çeşitli eyaletlerde başlayan Wall Street eylemleri durmaksızın bütün dünyaya yayılıyor. Avrupa’da da ciddi ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar yaşanıyor. İzlanda ve İrlanda battı, Yunanistan iflas etti, İtalya, Portekiz, İspanya ve İngiltere iflasın eşiğinde…

Kapitalist-emperyalist sistem salt ekonomik, siyasi ve sosyal krizler yaşamıyor, büyük bir felakete dönüşen ekolojik krize de çözüm üretemiyor. Bütün bu olgular kapitalist – emperyalist sistemin, insanlığa sunacağı bir şeyin kalmadığını göstermektedi

ABD ve Batı Emperyalizmi Saldırganlaşıyor…

Kapitalist-emperyalist sistem,1929 dünya buhranından bu yana ilk defa tarihinin en büyük ekonomik krizinin yaşıyor. Bu krizin, kapitalist emperyalist sistemi kesin çöküşe götürüp götüremeyeceği tartışılır ama, krizin 1929 dan daha derin olacağı kesin. Emperyalist sistem dünya halklarına saldırarak, halkları daha çok köleleştirerek krizi atlatmanın çabaları içinde.

Çin’in olağanüstü boyutlarda üretim yapması, bu üretimini reel yatırıma dönüştürmesi batı emperyalizmini gerileten ve daha da saldırganlaştıran en önemli faktördür. Bu nedenle batı emperyalizmi NATO’yu daha etkin kullanmaya ve saldırı bölgelerini daha da genişletmeye çalışıyor. Emperyalizm karakteri gereği eski sömürgelerini kaybettikçe saldırıyor, saldırdıkça teşhir ve tecrit oluyor. Böylece kaçınılmaz sona doğru gidiyor.

ABD’yi yöneten NEO-CON’ lar, dünyanın en gerici, en şoven, en ırkçı en faşist ve en barbar diktatörleridir. Başta Yugoslavya olmak üzere bir çok ülkeyi bölüp parçaladılar. Çatıştırarak, ayrıştırarak talan ediyorlar. Hedefteki ülkelerin toplumsal ve etnik dokusuyla oynuyorlar. Daha şimdiden dünyayı karşılarına almış durumdalar.


Önümüzdeki süreçte,

Bütün dünyada gerici faşist terörü tırmandıracaklar , * Örtülü ve açık operasyonlar devam edecek,* Afganistan, Irak’ta olduğu gibi, İran ve Suriye’de de cephe açmaya çalışacaklar,* Dünyayı yeniden paylaşmaya devam edecekler.Rekabetin Merkezi Avrasy
Stratejik güç mücadelesi batıdan doğuya kaymıştır. Avrasya coğrafyası her türlü mücadeleye değecek zenginliğe sahip. Çünkü; dünya petrol ve doğal gaz rezervinin %85 Avrasya, Orta-Doğu bölgelerinde bulunmaktadır.

Ülkeler arasındaki rekabet yerini ittifaklar ve yeni bloklar arası rekabete bıraktı. Çin’in başını çektiği Avrasya ittiifakı, ABD için ciddi bir tehdit, hatta yer yer gerileten hamleler yapıyor. Çin’in içte ve dışta izlediği siyasi ve ideolojik çizgi, Çin’in emperyalist bir güç olma amacında olduğudur. Önümüzdeki süreçlerde yeni bir Dünya sistemi kurmanın hesaplarını yapmaktadır.

ABD ise; Avrasya’yı kuşatmak, Rusya’yı çevrelemek ve denetim altına almanın hesaplarını yapmaktadır. Bunun için; Türkiye’nin kuzeyinde bağımlı bir Kürt Devleti kurmak, ancak bağımsız bir Kürt devleti, Kürtlerin ve Kürt halkının en doğal talebidir, hakkıdır her ulus gibi… Orta Asya’ya yönelik operasyonlara hız vermek. Irak, Afganistan ve Libya zaten işgal altında.

ABD 2007 yılında Afri-Com’u kurdu. Afrika’nın bir çok ülkesiyle güvenlik anlaşmaları yaparak, sömürge savaşlarına yeni bir boyut kazandırdı. Başta G. Kore ve Japonya olmak üzere pasifikte 85 bin birlik bulunduruyor ve bu birliklerle sürekli tatbikatlar yapıyor. Bütün bu faaliyetlerinin amacı Avrasya enerji kaynakları ve hatlarını kontrol etmektir.

Çelişmeler Derinleşiyor

Bütün çelişmelerin çok farklı çözüm yöntemleri vardır ve hiç bir çelişme tek yönlü değildir. Çelişme karşıtıyla birlikte vardır, biri olmazsa diğeri olmaz, varlıklarıyla birbirlerine borçludurlar. Çelişmenin bir yönü karşıtının varlık koşuludur ve sonuç itibariyle karşıtına dönüşür. Örneğin; burjuvazi olmasaydı proletarya, toprak ağaları olmasaydı köylüler, savaş olmasaydı barış da olmazdı.Zıtların-Karşıtların birliği geçici göreceli ve izafidir, mücadelesi ise mutlak ve mutlaktır. Örneğin ABD ile AB, yine ABD ile Rusya ve Çin arasındaki uzlaşma ve işbirliği geçici ve görecelidir, rekabet ve savaş ise mutlaktır.

Her sürecin belli bir gelişme ve çözülme dönemi vardır. Niceliğin niteliğe dönüşmesi, dayanışma, birlik, denge, uyum durgunluk, gibi olgular hep nicelikseldir. Bütün bu olguların süreç içinde karşıtına dönüşmesi ise nitelikseldir. Örneğin; çarlığı yıkan Ekim Devrimi, Çin Devrimi, Vietnam Devrimi; hepsi de nitel dönüşümlerdir.

İnsanlık tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir. Ezen ve ezilen veya yönetenler ve yönetilenler arası çelişmelerin uzlaşmaz çelişmeler olduğuna tarih ve insanlık tanıktır. Köleci toplumda köle sahipleri ile köleler arasındaki çelişme, kapitalist toplumlarda ise proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişme, emperyalistlerin kendi aralarındaki çelişmeleri, emperyalizm ile dünya halkları arasındaki çelişme ve son olarak da kapitalizm ile sosyalizm arasındaki çelişme uzlaşmaz çelişmelerdir. Bugün kapitalizm ile sosyalizm arasındaki çelişme ortadan kalkmıştır, çünkü artık dünyada şimdilik sosyalist ülke kalmamıştır.

Orta -Doğu’nun Düğümü Çözülmek Üzere…

Yaşadığımız sürecin düğümü Aralık 2010 da Tunus’ta baş gösteren gelişmelerle birlikte çözülmeye başladı, daha sonra bu süreç ”Arap Baharı”olarak isimlendirildi ve insanlığın bilincinde öylece kaldı. Arap baharı olarak adlandırılan bu süreç, aslında 40 yıldır söz konusu ülkelerde iktidarı gasp eden firavunlara karşı bir öfkeydi ve bu öfke, uluslararası emperyalist güçler tarafından kontrol edilerek, farklı bir mecraya çekildi. Sürecin karakteri konusunda mutlaka devrimci bir çalışma yapmak gerekiyor.

Orta-Çağ Papaz ve Firavunlarının, gerici faşist yüzü açığa çıktıkça, yüzlerindeki maskeler döküldükçe, büyük bir ızdırap içinde bütün emperyalist saldırganlar topyekun saldırıya geçtiler. Devrimcilerin sınıf mücadelesi dışında kalmak gibi bir lüksü olamaz. Gündemi hakim sınıflar değil, emekçiler belirlemelidir, çünkü devrimciler, emekçiler gündemin bütün ekonomik, sosyal, siyasal ve pratik alanlarında ürettikleri emekle gündemin kendisidirler.

Kapitalist burjuvazinin yaşadığımız dünyadaki rolü tektir. Emeği zor yoluyla baskı altında tutarak sömürmektir. Bunu savaşlarla ve siyasetin yoğunlaşmış başka araçlarıyla genellikle yaparlar. Arap baharı olarak adlandırılan bu süreç, batılı emperyalistler ve özellikle ABD tarafından başlatılan, gelişmekte olan devrimci durumu dışarıya akıtarak kontrol etmek amaçlıydı. Ancak sürecin böyle işlemeyeceği şimdiden görülüyor. Sorun yeni ile eski kurumlar arasında ki mücadelenin sınıfsal dışa vurumda kendisini göstermektedir. Tarihi ters yüz etmek isteyen faşist gericilikle ,tarihin döl yatağında akmaya devam eden devrimci diyalektik ve dinamik bir süreç.

Tarihsel rollerini oynamışlardır. Arap coğrafyası, özellikle Orta- Doğu, ve Kuzey Afrika yaklaşık yüz yıldır emperyalistlerin gündeminde, çünkü stratejik enerji kaynakları nedeniyle önemli bir coğrafya. Emperyalist batı, suni islamı ”ılımlı islam” şeklinde rehabilite ederek, eskimiş ve miadını doldurmuş firavunlar yerine, yenilerini iktidar etmek istemektedir. Bunu yaparken, Arap milliyetçiliği etrafında toplanan dinamikleri de dağıtıyor aslında.

İsrail sorunu da bu düğümün halkalarından biri. İsrail -Arap çatışmasıyla, Suni- Şii çatışmasını da körüklemek istiyorlar. Çünkü Şiiler şimdilik söz konusu bölgede anti emperyalist bir aks içinde hareket etmektedirler. Bu süreç direnebilecek sınıfların konumlarını da belirliyor. Siyasi plandaki değişiklikler ve gelişmeler, üretim ilişkilerine ve üretici güçlere sosyo ekonomik düzeyde nasıl yansıyacaktır süreç içinde hep birlikte göreceğiz.
Bu süreçte, emperyalist saldırgan güçler, özellikle anti emperyalist mücadele dinamiklerinin güçlü olduğu ülkeleri hedeflediği açıktır.

Bu ülkelerin başında İran ,Türkiye, Suriye ve işgal altındaki Afganistan, Irak v.s ülkeler gelmektedir. Orta -Doğu’da İsrail’in sürdürülebilir güvenliği, Amerika için hayati önemdedir. Ayrıca Kürt sorunu bölgenin yumuşak karnı olmaya devam ediyor ve önümüzdeki sürecin temel dinamiklerinden biridir ve önemlidir. Bu sorun da her an Irak merkezli bir çatışmaya dönüşebilir. Bu ihtimal kuvvetle olasıdır.

Türkiye’de tamamen siyasallaşmış Suni İslam ABD’nin kontrolünde olup, genelde bölge için ciddi riskler taşımaktadır. Mısır’da faşist Musri buna çok güzel bir örnektir . Türkiye’de emekçi muhalefeti de her an böyle bir sürece hazırlıklı olmak zorundadır. Tunus’ta yakın da böyle bir sürece yeniden girebilir. Patriotların Türkiye’ye konuşlandırılması bölgede büyük bir savaşa doğru sürüklendiğimizin göstergesidir .Irak’taki senaryo yeniden bayatlamış haliyle ”Suriye ‘kimyasal kullanacak’ ‘safsatalarıyla sahneye sürüldü bile. Bu sahneye yabancı değiliz, 2003 Irak savaşında bu perde oynandı ama kapanmamıştı, şimdi yeniden sahneleniyor.

Suriye, adeta Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan ve İsrail tarafında ablukaya alınmıştır. Akdeniz’den Amerika’nın Eisenhower uçak gemisi on bin askerle saldırmak için bölgede bekletilmektedir. Bu filoda, filonun vurucu gücü olan Lwo Jima amfibi saldırı gücü olan 17 savaş gemisi,70 savaş uçağı, 2500 deniz piyadesi ve on bin asker bulunmaktadır. Dünyadaki genel durum ve kapitalizmin 2007 den beri içine düştüğü süregen kriz de bu bağlamda değerlendirilmelidir… 13.04.2013

[email protected]

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top