Genel

EMEKÇİ SINIFLAR KAPİTALİZME DİZ ÇÖKEREK DEĞİL!DİRENEREK KAZANACAKTIR!

Mehmet Özcan

Küresel-kapitalizm sistem, yeni dünya düzeni ve insan hakları adı altında, düzensizliğini hemde barbar biçimde sürdürmektedir. Küresel- kapitalist sistem önündeki Sovyet engelinin de kalkmasıyla birlikte globalleşme eğilimini hızla artırdı. Tüm dünyada kapitalizm, gelişmişlik düzeyleri ülkelere göre farklı da olsa, egemen üretim biçimi olarak kendisini yerleştirip toplumsal zemini nesnel olarak proleter devrimler çağına doğru sürerlerken, oluşturduğu üst yapısal kurumlar yoluyla varlığını sürdürme amacında ve işçi sınıfının emek gücünü daha yoğun ve daha güvenli bir şekilde sömürebilme arayışı içerisinde bulunmaktadır.

( Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir. Başka bir deyişle toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen manevi güçtür. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda zihinsel üretim araçlarını da elinde bulundurur.K.Marx-Engels)

Bir toplumun üstyapısı hukuki, siyasi, kültürel, ahlaki vb. Normları, biraz çıktığı eski ve ama en çok o an içerisinde bulunduğu yeni egemen üretim biçimlerinin bir sonucudur. Egemen üretim biçimi kapitalizm, kendi varlığının, sürekliğinin koşullarını varetmek amacıyla kendi üstyapısını oluşturuyor. İktisadi temelin özel mülkiyet ve onu genişleten kar hırsı kendi iç yasalarıyla üstyapıya yansımasıyla yaşanan insani değer erozyonu, insanlığın doğal ilişkileri haline geliyor.

Kapitalizm kendini yeniden ve sürekli üretebilmek için, insanı yani tarihi değiştirme gücüne sahip özneyi ideolojik, politik ve kültürel kuşatma altında tutarak kendi alternatifini yine kendi sınırları içinde yaratmak zorundadır. Kapitalizmin yeniden varlığını ve sürekli üretimini sağlayabilmesi için, insana ihtiyacı var ancak, tekelci düzenin ideolojik hegemonyası altında düşlerinin dahi kapitalist toplum içerisine mahkum edildiği, çevresini sorğulamayan, anlamayan ve nihayeti değiştirmeyen, kapitalist üretim çarkı içerisinde verilen dayatılan görev dışında bir yetkinliği bulunmayan insana.

Kapitalizm insanlığın eğitimine özel önem veriyor. Emek gücünün yeniden üretimi yalnızca niteliliğinin yeniden üretimi değil, fakat aynı zamanda kurulan düzenin kurallarına boyun eğmesinin de yeniden üretimin ve sömürü baskı görevleri için yönetici sınıfın egemenliğini söz ile sağlasınlar diye yöneten ideolojiyi düzgün kullanma yeteneğinin yeniden üretiminide gerektirir.

Tüm çıplaklığıyla vahşi ve sömürücü yüzünü açığa çıkartığı günümüzde, eğitimin dahada üzerine düşmek zorunda. Bugün tekelci sermaye düzeninin, iktidarını kurumsallaştırmasına ve varlığını devam ettirmesine yönelik cevap veren toplumsal boyutta herkes okuma şansına sahip olamazken, sermaye kendi çıkarları doğrultusunda paralı özel eğitim ve Amerikada okuması ve gelecek yönetici olacak adaylar için hak tanıyan, aynı zamanda insanlığın kendine yabancılaşmasına omuz veriyor, çağdaş dünyada toplumu etkilemede önemli rol oynayan medya tekelciliğin varlığının siğortasıdır.

Teknolojik gelişmeler ve iletim ağının, hızla gelişmesi sonucu etkisini arttıran medyanın iki önemli işlevi var. Birincisi medyatik insan tipini yani bir parçası olduğu tekelci düzenin ihtiyacı olan bireyci, yabancı, egoist, kariyerist, vb. İnsan tipini yaratmak. İkincisi de devrimci komünist hareketin, kapitalizmin iç çelişkileri nedeniyle, zorunlu olarak doğan toplumsal muhalefetle buluşmasını engellemektir, bu yönde bilinç bulanıklığı zihin karmaşası yaratmaktır.

12 Eylül askeri faşist diktatörlük; Darbesinin sonuçları açısından başarıya ulaşması, toplumun barbarlığa doğru sürüklenişine, önemli bir ivme kazandırdı. 12 Mart’tan farklı olarak 12 Eylül darbesinin görevi, varolan devrimci potansiyele darbe vurup tekrar kendi gelişmine bırakmak değil, emperyalist-kapitalizme entegrasyonun maddi ve ideolojik koşullarını hazırlamak, buna denk düşen rantiyeci-kapkaççı burjuva ideolojisinin sendikalara, okullara vb. Kurumlara yerleştirilmesi ve devrimci hareketin gelişim düzeyini dumura uğratacak, denetleyecek önlemlerin alınmasıydı.

Bu süreçte devrimci ve komünistlere karşı şiddet süreklileştirilirken, toplumsal muhalefete göz dağı veriliyor hatta yer yer aynı yöntemlerle bastırılıyor. Toplumun topyekün terörizasyonu askeri, politik, psikolojik yöntemlerle yerine getirildi, getiriliyor. Bir yandanda darbe anayasasının varlığı koşulları devam ederken olası yeni bir askeri-faşist diktatörlüğe karşı alternatif olarak, burjuva demokrasisini savunurken yarattığı sahte ikilemin dışında toplumsal muhalefet yıldırılıp sindiriliyor. Bu görevi tekelci düzenin medya imparatoluğu yapıyor, hemde insanlığı hiçe sayarak.

Toplumu böl parçala yönet poltikasıyla Alevi, sünnü, Kürt, Türk ayrımları yaparak gelişecek toplumsal muhalefetin önüne set çekmiş oluyordu. Bu ülkede Alevi-sünnü çatışmaları yaratan kapitalist düzenin kendisidir.

Geçmiş Maraş olaylarında, Aleviler faşistler trafından insanlık adına barbarca kalt edildi, Sivasta Aydınları halk ozanlarını otel odalarında insanlık vahşeti barbarca alevler içerisinde kaltederken insan olduğunu söyleyen bu insanlar, ateşler içerisinde insanların ölmesine alkış tutanlar bugün bu, AKP MHP zihniyetinde olanlar değilmiydi? Tekelci ve yandaş medya düzeni tarafınadan yüzlerce devrimci ve Kürt halkı hedef gösterilerek öldürüldü.

2015.7 Haziran seçimlerinde yenilgiye ugrayan AKP; Yanına faşist, şovenist MHP ve ulusalcıları yanına katarak devletin bekası hesabıyla:Kürdistan’da taş üstünde taş, başüstünbaş koymayarak Kürtlerin yerleşim bölgelerini bombalayarak yok ederken yüzlerce Kürt halkını acımasızca bodrumlarda yakarak kaltettiler.O günlerden bu karanlık günlere gelmiş bulunuyoruz. Artık tek çıkış yolunun Kürt ve Türk halkı AKP ve MHP faşizmine karşı toplumsal müücadeleyi geliştirmek zorundadır!

Bu noktada toplumsal çürümenin işsizliğin ve gün geçtikce ağırlaşan yaşam koşulları insanları açlıkla başbaşa ölümü beklemeye mahkum ederken tekelci kapitalizmin medyası toplumun ilgisini başka yöne çekebilmek için sahte pembe kurtuluşlar hazırlıyor. Küresel kapitalizmin, tarihin sonunun geldiği çığlıklarıyla insanı insani duygulardan uzaklaştıran ideolojik-politik-kültürel hegomanyasının etkisini güçlendiriyor. İnsanlık kayboluyor, barbarlığı dayatan emperyalist kapitalizmin gerektiğinde zora dayanarak yarattığı bu kuşatmanın kırılması gerekiyor ve zor kullananlara, zoru dayatanlara karşı zor kullanmaksızın kuşatma kırılamıyor.

(İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar ama, kendi isteklerine göre kendi seçtikleri koşullar altında yapmazlar, bunu doğrudan doğruya daha önce ve geçmişten kalan koşullar içinde yaparlar. K.Marks)

Yeni bir dünyayı isteyenlerin eski dünyanın çirkinliklerinden sıyrılarak istedikleri dünyayı kurabilmeleri ideolojik zeminin sağlamlığıyla mümkün oluyor, yoksa eskinin çürüten etkisi yeniyi isteyenleride etkiliyebiliyor. Determinist bir yaklaşımla değerlendirildiğinde, ekonomik temel değiştiği yada tasfiye edildiğinde, onun üst yapısı da onu izleyerek değişir yada tasfiye olur, yeni bir ekonomik temel doğunca, bunu izleyen ve buna tekabül eden bir üst yapı doğar sonucuna varırız.

Zora dayanan siyasal devrim iktidarı almanın olmazsa olamaz koşulu, ancak sınıfsız topluma yürüyebilmeyi, Marksizmin sonal amacını, insanların çok yönlü gelişeceği toplumun yaratılmasını sağlıyacak toplumsal devrimin karektirini, yanlız üretim araçlarının sınıfsal karekterini değil. Devrimi yapacak öncü örgütün ideolojik ve kültürel yapısıda belirleyecek. Yani yeni insanın ve giderek yeni toplumun yaratılması, komünist özneyi ve öncü partiye bağlayan ve bugünden başlayan bir evrimin sorunudur.

Devrimcilik mevcut üretim biçimini ve bu biçimden kaynağını alan üst yapıyı reddetmekle, varolan sütatükolara saldırmakla başlıyor. Komünist olan için yıkmak yetmiyor, yeniyi kurmak üretmek gerekiyor ve yeniyi var etmek eskinin içinde mücadele ederken dahi onun pisliklerinden arınmakla başlıyor.

( Bütün bir toplumda devrim yapan düşüncelerden söz edildiği zaman yapılacak şey, şu olğunun dile getirilmesidir. Sadece eski bir toplumun bağrında yeni bir toplumun ögeleri oluşmuş bulunmaktadır.K.Marks)

Komünist öncü dönüştürendir, dönüştürecek olanın kendisinin dönüşmesi gerekiyor ne cins ayırımcılığın, statükoculuğun, küçük burjuva mülkiyetciliğin vb. gibi bir çok eski anlayışın hakim olduğu bir yapının yeninin öncü örgütü olduğunu söyleyebiliriz ne de içinde yeralan kollektifin komünist öncü olmasını bekleyebiliriz. Devrimci sosyalist popülist hareket burjuva ilişkilerinden kopmak adına halk kültürüne sarıldı. Halk kültürünün tekrarını sosyalist kültür diye üretti. Halka şirin görünmek amacıyla gerici olan feodal halk kültürüne eklendi.

Bazı devrimci derğilerdeki polemik yazılarına göz attığımızda feodal-küçükburjuva ahlak kriterleriyle ve küfürleriyle birbirlerini iflah olmaz biçimde eleştiren yerin dibine batıran devrimcilere şahit oluyoruz. Geleceğin kollektif mülkiyeti dünyasını kurmaya hazırlananların tarzı bu olmamalı.

Burjuvaziyele savaşımda kendimizi onun değerleriyle ölçmek, yağılamak yerine yüzümüzü işçi sınıfının 174 yıllık tarihsel birikimine ve onurlu mücadele geleneğine dönerek Marksizmi- Leninizmi ideolojisini teorik baz olarak alıp günümüzün koşullarına göre uygulamamız ona göre yeni insan tipiyle örgütleneceğimize inanmalı, başarılı olmak için önce insan sonra birey olarak. Komünizme inanmalıyız ve güvenmeliyiz insanlık komünizmle kurtulacaktır.

3.01.2022

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top