Emek Değeri ve sosyalizme Dair

Fikret Karavaz
Emek Değeri ve sosyalizme Dair
 
Bir emek değerinden söz etmenin, terimlerde bir çelişki olduğunu daha önce yukarıda (ekonomipolitik bölüm 4) görmüştük. Emek, belli toplumsal koşullar içinde, yalnızca ürünler değil, ama değer de ürettiği ve bu değer emekle ölçüldüğü için, yer çekimi yer çekimi olarak özel bir ağırlığa ya da ısı özel bir sıcaklığa nasıl sahip olmazsa, emek de özel bir değere öyle sahip olamaz.
 
Ama bugünkü toplumda işçinin, emeğinin tam ”değer”ini alamadığını ve sosyalizmin buna çare bulmaya aday olduğunu düşünmek ”gerçek değer” üstüne düş kuran tüm toplumsal düşçülüğün belirtici özgülüğüdür.Bunun sonucu, önce emeğin değerinin ne olduğunu bulmak gerekir; ve bunn ne olduğu da emeği asıl kendi ölçüsüne, zamana göre değil ama ürününe göre ölçmeye çalışarak bulunur. İşçi ”’emeğinin tam ürününü” almalıdır. Yalnızca emeğin ürünü değil ama emeğin kendisi de bir ürün ile, bir saatlik emek bir başka saatlik emeğin ürünü ile dolayımsız değişişilebilir olmalıdır. Ama ortaya hemen ”çok çetin” bir pürüz çıkar.
 
Tam ürün, üleştirilir. Toplumun en önemli ilerleyici görevi, birikim, toplumdan geri alınır;bireylerin eline ve keyfine bırakılır. Bireyler, kendi ”meyve”’ leri ile ne isterlerse onu yapabilirler. Toplum, en iyi durumda, ne denli zengin ya da ne denli yoksul idiyse, yine, o denli zengin ya da o denli yoksul olarak kalır. Demek ki eğer geçmişte birikmiş bulunan üretm araçları toplumun elleri arasında toplanmışsa bu, yalnızca gelecekte tüm üretim araçları bireylerin elleri arasında yeniden dağılsınlar diyedir.Kendi öz varsayımlarına bir şamar indirilir, katıksız bir saçmalığa varılır.
 
Akışkan emeğin, çalışmakta olan emek-gücünün, bir emek ürünü ile değiştirilmesi istenir. Bu güç, o andan başlayarak, tıpkı kendisi ile değişilecek olduğu ürün gibi, metadır. Bu emek-gücünün değeri, artık hiç bir zaman ürüne göre değil ama kendinde cisimleşen toplumsal emeğe, o halde bugünkü ücret yasasına göre belirlenir.
 
Ama bu, istenmeyen şeyin ta kendisidir.Akışkan emeğin, emek -gücünün, kendi tam ürünü ile değişebilir olması istenir.Bu, onun kendi değeri ile değil, ama kendi kullanım-değeri ile değişebilir olması anlamına gelir, değer yasası bütün öteki metalara uygulanmalı, ama emek -gücü için ortadan kaldırılmalıdır. ”Emeğin değeri” arkasında saklanan kendi kendini ortadan kaldırmaya yönelik düşçülük işe budur.
 
”Eşit değerlendirme ilkesine göre, emeğin emek ile değişimi”, bunun bir anlamı olduğu ölçüde, öyleyse, eşit toplumsal emek ürünlerini birbirleri ile değiştirme olanağı, öyleyse değer yasası meta üretiminin ta kendisininin, öyleyse bu üretimin en yüksek biçiminin, kapitalist üretimin de temel yasasıdır. Bu yasa kendini, bugünkü toplumda, ekonomik yasasların kendilerini bir özel üreticiler toplumunda kabul ettirebilecekleri tek biçimde kabul ettirir.
 
Nesnelerde ve ilşkilerde yatan, üreticilerin istenç ve etkinliğinden bağımsız, körü körüne işleyen bir doğa yasası olarak. Bay Dühring, bu yasasıyı kendi ekonomik komününün temel yasası durumuna yükselterek ve ondan bu yasasayı tam bir bilinçle uygulamasını isteyerek, varolan toplumun temel yasasını, kendi düşsel toplumunun temel yasası durumuna getirir. Varolan toplumu, ama düzgüsüzlükleri olmaksızın ister. Böylelikle, Poudhon ile aynı alan üzerinde devinir.Onun gibi meta üretiminin kapitalist üretim durumuna evriminden çıkan düzgüsüzlükleri, onların karşısında meta üretiminin işeyişi tam da bu düzgüsüzlükleri meydana getirmiş bulunan temel yasasını yücelterek ortadan kaldırmak ister. Poudhon gibi değer yasasının gerçek sonuçlarını, düşsel sonuçları yardımıyla ortadan kaldırmak ister.
 
F. Engels- Anti Dühring
 
 
 
 
<img class=”j1lvzwm4″ src=”data:;base64, ” width=”18″ height=”18″ />
Sen, Ahmet Hulusi Kırım, Ünal Salcı ve 7 diğer kişi
 

Yazar: Erdoğan Ateşin

Profilinizi oluşturmak için, biraz hayat hikayenizi anlatın. Bu alan, herkesçe görünebilir.

Bir cevap yazın Cevabı iptal et