Dünya

EKİM DEVRİMİNİN ÖNDERİ LENİN

Bu bayrağın her kıvrımında Lenin yaşıyor. Yine canlı sesleniyor: “Proleterler birleşin!”

(V.Mayakovski)

Dünyanın bütün işçilerinin, emekçilerinin ve ezilenlerin yoldaşı, öğretmeni Lenin 21 Ocak 1924’teki ölümünün ardından geçen 97 yıla rağmen insanlığın özgürlük, eşitlik ve sosyalizm mücadelesinde yaşıyor, yol göstermeye devam ediyor.

Esas adı Vladimir İlyiç Ulyanov olan Lenin, 22 Nisan 1870’te Volga kıyısındaki Simbirsk şehrinde dünyaya geldi. Çok sevip saygı duyduğu, Narodnoya Volya üyesi abisi Alexander’ın, henüz 19 yaşındayken Çar’a suikastten yargılanıp idam edilmesi bireysel dünyasında yarattığı travma kadar devrimci azmini bileyen bir etkide de bulundu.

Marksizmle tanıştıktan sonra ona büyük bir inançla sarıldı ve ustası oldu. Emperyalist dönemin marksizmini yaratan kişiydi. Bu niteliği ile Engels’in olağanüstü katkıları ve desteğini arkasına almış Marks’ın büyük dehasının ürünü olan Marksist teori onun ismi de katılarak anılmaya başlandı: Marksizm-Leninizm oldu.

Evet, Lenin emperyalizm koşullarında, kapitalizmin çelişkilerinin en aşırı noktaya ulaştığı ve proletarya devriminin hemen çözülmesi gereken bir eylem sorunu haline geldiği bir dönemde, proletarya devriminin teori ve taktiği olan Leninizm’i geliştirdi ve biçimlendirdi.

Emperyalizm ve proleter devrimi çağının Marksizmi olan Leninizm, sermayeye karşı savaşımın zorunlu bir ön koşulu olan İkinci Enternasyonal oportünizmine karşı verdiği amansız mücadele içinde büyümüş ve güçlenmiştir.

Lenin, “devrimci teorinin bir dogma olmadığını”, teorinin “ancak gerçekten kitlesel ve gerçekten devrimci bir hareketin pratiği ile sıkı sıkıya bağlı olarak kesin biçimini aldığını” söyledi; çünkü teori pratiğe hizmet etmelidir; çünkü “teori, pratiğin öne sürdüğü soruları yanıtlamalıdır”, çünkü “teori, verilerin sınavından geçmelidir” diyordu.

Bu sözleri sadece söylemekle kalmayan Lenin, Marx’ın da belirttiği gibi “özünde eleştirici ve devrimci” olan Marksizmi, emperyalizm çağına uygun olarak geliştirmiş ve bugün tüm dünya emekçileri ve ezilenlerinin umudu olan ilk sosyalist mimarı ve bizzat uygulayıcısı olmuştur.

Lenin’in 21 Ocak 1924’teki ölümünün ertesi günü, RKP(B) MK’sının “Partiye. Tüm emekçilere” başlıklı çağrısını onu ve mücadelesini çarpıcı biçimde ifade ediyordu:“Marx ‘tan bu yana, tarih proletaryanın büyük enternasyonal hareketinde kaybettiğimiz liderimiz, öğretmenimiz ve dostumuz gibi mükemmel bir şahsiyet yaratmadı.

Proletaryada gerçek büyük ve kahramanca olan her şey -korkusuz bir beyin, çelik gibi, sarsılmaz, ısrarlı, her şeyi aşacak irade, köleliğe ve baskıya karşı ölümcül nefret, devrim tutkusu, kitlelerin yaratıcı gücüne sonsuz güven, muhteşem bir örgütsel deha- tüm bunlar, Batıdan Doğuya, Güneyden Kuzeye yeni bir dünyanın sembolü olan Lenin’ de can buluyor. Ama onun fiziksel ölümü, eserinin ölümü değildir; Lenin Partimizin her üyesinin yüreğinde yaşıyor. Her üye, Lenin ‘in bir parçası.

Bizim tüm komünist ailemiz, Lenin’in kolektif varlığı . .. Öğretmenimizin ölümü; bu ağır darbe, saflarımızı sıklaştırarak davamıza daha da güçle sarılmamızı sağlayacaktır. Cesur bir mücadele ordusu olarak sermayeye karşı mücadeleye gireceğiz ve dünyada hiç bir güç bizim zaferimizi engellemeyecektir.

Bu zafer, yoldaş Lenin için, halkın en iyi dostları olarak ‘İlyiç’ diye hitap ettikleri kişi için en güzel abide olacaktır. Yaşasın Partimiz, zafer onun olsun! Yaşasın işçi sınıfı!” Lenin’in bıraktığı miras, devrim tutkusuyla yanıp tutuşan işçi/emekçi kitlelerin ellerinde geleceğe taşınıyor. Marksizm-Leninizm’in açtığı yolda işçiler emekçiler devrime yürüyor! Yaşasın proletaryanın önderi yoldaş Lenin!

GazeteKök

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top