Genel

DEMOKRATİK SOSYALİZM

Erdoğan ATEŞİN

İlkel birikim, serf olarak nitelenen topraksız köylülüğün ve küçük üreticinin üretim araçlarından ayrılması, bu süreç sonrası üretim araçlarının belirli ellerde toplanarak sermayeye dönüşmesi sürecidir. Kapitalizmin kendi iç dinamikleri ile geliştiği bir süreç eşliğinde ortaya çıkan ilkel birikim kavramı ile komprador kapitalizmin yarattığı ilkel birikim işlevsel olarak farklı gelişme süreçleri ve olgulardır.

Birinci aşamada kapitalizmin gelişmesi ve buna paralel olarak ilkel birikimin gerçekleşmesi geri üretim ilişkilerinin tasfiyesi ile doğru orantılı iken, ikinci aşamada komprador kapitalizm bizzat geri üretim ilişkileri zemininde geliştiğinden, bu ilişkileri koruyup sürdürmesi esas eğilimidir. Çünkü işbirlikçi komprador kapitalizm ve emperyalizmin ihtiyaç duyduğu ucuz ham madde ve ucuz iş gücü yaratan üretim ve değişim süreci feodal karakterdedir ve temelini küçük meta üretimi oluşturur.

İşbirlikçi komprador kapitalizmin ilkel birikimin oluşum ve gelişimini engellemez, tersini bu ilişkiler üzerinden kendisini gerekçelendirir… Buradan çıkarılması gereken özet şudur!

Bütün toplumsal değişmelerin temelinde iktisadi bir sürecin yaşandığıdır ve toplumsal süreçler ekonomik dinamiğinden kopartılarak değerlendirilemezler. 1960’lar ve sonrası süreçlerde kırsal bölgelerde yaşayan nüfusun yoğunluğu %80 gibi bir yoğunluk, üretimde üretken bir artış gösteremediği için büyük sıkıntılar başlamış, biriken emek fazlası nüfus kırsaldan şehirlere doğru bir akışın önünü açmıştır.

Kentlerin çeperlerinde ‘’varoş’ olarak tabir edilen dış çeperde yoğunlaşan bu nüfusun kentlere entegrasyonunda büyük sorunlar ortaya çıkmış, ve bu süreç sol çevrelerde örgütlenmenin temel dinamiğini oluşturmuştur. Türkiye’de toplumsal değişim ağır aksak ta olsa kendiliğinden bir süreç olarak işlemiş, devletin bu toplumsal değişim üzerinde planlı ve sistematik bir etkinliği yoktur. Soruna bütüncül bir tarih anlayışıyla bakıldığında, bu süreç çok net görülmektedir.

Bütün bu süreçler eşliğinde dünyadaki gelişmeler ve bu gelişmelerin Türkiye’de toplumsal alana yansıması da ve bu konuda çok farklı yaklaşımların da doğmasına yol açmıştır. Bilgi toplumu teorisi de bu sürecin ürettiği bir sosyolojik yaklaşımdır. Post modern toplum anlayışını benimseyen ve savunan anlayışlar genellikle bu yaklaşımdan ‘’bilgi toplumu’’ beslenmiş, ve bu anlayışa göre hızla gelişen bilgi teknolojileri toplumsal alan ve dönüşümleri etkilemiş ve günümüz toplumlarının yeni toplumsal alanlara doğru kaydığı ve yeni toplumsal biçimlerin oluştuğu düşüncesi giderek hakim olmuştur.

Bu süreçte batı kapitalizmi sürecin ruhuna uygun yeniden yapılanmaya zorlanmış ve süreç küresel bir ağa dönüşmüştür. Birinci ve ikinci dünya savaşları sonrası 1950 den itibaren yeni bir dünyanın şekillendiği, bu sürecin bir sonucu olan 1970’lerde yaşanan büyük petrol krizi, ve peşinden yaşanan dünyadaki ekonomik yıkım ve çöküş, küresel alanda da yeni bir dönüşümün tetikleyicisi olmuş, kapitalist yeniden restorasyon ve yapılanmanın bir biçimi olarak Fordizm sihirli bir kurtarıcı olarak görülmüştür.

Sürece damgasını vuran postfordist, postendistriyel kapitalizmi de aşan, kapitalizm ötesi bilgi toplumu formüle edilmiştir. Endüstri toplumu, endüstriyel fabrika, büyük şirketler, akılcılaştırılmış bürokrasi, giderek tükenmekte olan tarımsal işgücü, büyük mega kentlerin ortaya çıkması, bunun bir sonucu olarak kamu hizmetlerinin dağıtımı ve büyüyen kentlerin istihdam, alt yapı, iletişim ve esasa sorun olan bu sürecin güvenliği sorunu.

Bugün sanayi devrimi- endüstri toplumu sonrası olarak adlandırılan ‘’postendüstriyel’’ toplumla birlikte küresel büyük mega kentler, postbürokrasi, esnek çalışma, genetik ve mikro elektronik ağların ortaya çıkması ve gelişmesi olarak anlatılan bu süreç, özünde, liberal kapitalist sistem ile, geriye dönüş açmazına girmiş eski sosyalist modelin karıştırılıp harmanlanarak, yeni bir DEMOKRATİK SOSYALİZM yaratmak içindir. Bu teorinin geliştiği alan Çin’dir ve emperyalist küresel güç odakları, Çin üzerinden yeni bir toplum biçimi yaratmak amacındadırlar.

[email protected]

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top