Genel

DEĞER YASASI VE SOSYALİST İNŞADA MARKSİST PERSPEKTİF

Fikret KARAVAZ

Sosyalist üretim hem belli bir dereceye kadar toplumsal üretimdir, hem de meta üretimidir.Meta üretiminin kendi işleyiş yasaları vardır:”Metanın ve meta üretiminin olduğu yerde değer yasası da olmak zorundadır.”Stalin Sosyalizmin Ekonomik Problemleri Seçme Eserler Cilt 16 syf:296Bu yüzden hem ulusal ekonominin planlı gelişimi yasası hem de değer yasası sosyalist üretim üzerinde rol oynamaktadır.

Değer yasasının özü:Metaların değeri, üretimleri sürecinde harcanan toplumsal olarak gerekli emek zamanı tarafından belirlenir.Değer yasasının somutladığı şey burjuva hak’tır ve burjuva hak’ın sosyalist toplumdaki temel içeriği, eski toplumda olduğundan çok farklı değildir. Fakat farklı toplumsal ekonomik sistemler altında değer yasası farklı biçimler alır ve üretim üzerinde farklı etkiler gösterir.

Kapitalist sistemde toplumsal üretim rekabetçi ve anarşik üretim koşulları altında yürütülür. Metaların fiyatları arz-talep ilşkisindeki değişimlere göre değişiklik gösterir. Bazen metanın fiyatı üretim değerinden yüksek bazen düşük olur. Fiyat üretim bedelinden yüksek olduğunda kar ortalama kardan yüksek olur.Kapitalist daha yüksek kar için bu fırsatı gördüğünde derhal sermayesini bu daha karlı sektöre yatıracaktır. Tersi durumda sermaye geri çekilir.

Toplumsal üretimin gelişmesi bu kör koşullarda meydana gelir. Bu durum, kapitalist sistemde değer yasasının halkın aleyhine işleyen yabancı bir güç olarak kendisini gösterdiğini ve toplumsal üretimin genel düzenleyicisi olduğunu ortaya koymaktadır.Sosyalist sistemde toplumsal üretim planlı bir biçimde yürütülür. Fiyatlar, değerleri temelinde ve devlet tarafından bileşik bir tarzda belirlenir. Fiyat artık arz ve talepteki değişimlere göre değişiklik göstermez.

Değer yasası artık halka hükmeden bir yabancı güç değildir. Genel olarak söylemek gerekirse değer yasası halk tarafından sosyalist inşaya hizmet etmesi için kullanılır. Dahası, değer yasasının toplumsal üretim üzerindeki etkisi de yavaş yavaş azalmıştır. Sosyalist üretimin tümü noktasında planlama birincil, fiyat ikincildir. Yani toplumsal emeği farklı üretim sektörleri arasında dağıtmada, neyin ve ne kadar üretileceği devlet planlamasına göre planlanır. Ki bu sosyalizmin temel ekonomik yasasının, yani, kitlelerin ihtiyacına göre üretimin ve planlı gelişim yasasının gereklerini yansıtır.

Devlet planlaması birincil ve belirleyici bir rol oynar. Değer yasası halen yürürlüktedir, fakat yalnızca ikincil ve destekleyici bir rol oynar.Farklı toplumsal sistemler altında ekonomik yasaların dışa vurum biçimleri farklı özelliklere sahiptir. Kapitalist toplumda üretim araçlarının özel mülkiyetine bağlı olarak üretim kör rekabet ve kaotik koşullarda gerçekleşir. Bu yüzden ekonomik yasalar kapitalist toplumsa her zaman dışsal ve yabancı bir biçim alır. Sosyalist toplum, üretim araçlarının kamu mülkiyetine dayanmaktadır.

Emekçi kitleler toplumsal ekonomik ilşkilerin özneleridir. Bu, halk açısından bilinçli olarak ekonomik yasaları yönetmeyi ve uygulamayı mümkün hale getirir.Engels’in belirttiği gibi:” Bugüne kadar onlara yabancı, onlara egemen olan doğa yasaları olarak karşılarında duran kendi toplumsal eyleminin yasaları, bundan böyle insanlar tarafından tam bir bilinçle kullanılır ve egemenlik altına alınır.

”F. Engels Anti-Dühring syf: 370Meta sisteminde somutlaşan burjuva hak’lar ve emeğe göre bölüşüm prensibi, bu yolla kapitalizmin ve burjuva unsurların ortaya çıktığı önemli bir ekonomik temel sağlamaktadır.Bu sorunun derin özelliğini kavramak burjuvazi üzerinde her yönlü bir dikdatörlük uygulamada ısrar etmede ve devrimi proleterya dikdatörlüğü altında sürdürmede önemli anlamlara sahiptir.

Değer yasası emek etkinliğini insanal niteliklerden soyutlayarak ”emek-zamanı” biçiminde bir matematik niceliğe indirger. Emek etkinliğini emek-zamanı biçiminde bir matematik niceliğe indirgeyerek standartize etmek emeği metalaştıran kapitalist ekonomipolitiğin niteliğinin bir gereğidir.Kapitalizme karşı proleteryanın mücadelesi sürecinde politik öznenin hukuku olarak şekillenen komünist hukuk nasıl ki emek etkinliğinin kolektif niteliklerini hukuklandırıyorsa sosyalist inşanın hukukunun da emek etkinliğinin kolektif niteliklerini hukuklandırması gerekir.

Sosyalist inşa objektif olanaklılık ile subjektif inisiyatifin bir bileşimidir. Sosyalist inşada politik özneye nesnel yasalar üstünde kitlelerin inisiyatifini kullanma özgürlüğünü veren güç üretim araçlarının toplumsal mülküyetidir.Sosyalist sistem eski toplumda ulaşılamayan bir hızla üretimin gelişmesini mümkün kılar.

Sosyalist toplumda bu olanağı yaratan üretim araçlarının toplumsal mülkiyetidir. Sermaye boyunduruğundan kurtulan üretici güçler sosyalist toplumda olağanüstü bir gelişme gösterir. Sosyalist üretimin hedefi devletin ve toplumun her geçen gün artan ihtiyaçlarını karşılamaktır. Oysa, kapitalist üretimin hedefi kitlelerin ihtiyaçlarını karşılamak değil kardır.Her şeyden önce sosyalist sistem üretim sürecinde emekçi halkın eylemciliğini ve yaratıcılığını açığa çıkaracak geniş çaplı olanaklar sağlar. Sosyalist sistemde proleterya ve emekçi halk artık kendi işgücünü satan ücretli köleler değillerdir.

Kendilerini kölelikten ve sömürüden özgürleştirmiş ve yeni toplumun özneleri haline gelmişlerdir. Artık herhangibir sömürücü için yoğun emek harcamazlar ve bunun yerine kendi sınıflarının çıkarları için çalışırlar. Emek şanlı ve özgür bir uğraş haline gelmiştir. Sosyalist toplumda emekçi halkın konumundaki bu değişim onların özgür özneler olarak kendilerini gerçekten üretime vermelerine ve bitmez tükenmez yeteneklerini sergilemelerine imkan sunar.

Marksizm uzun zamandan beri Althusser’in ideasının aksine şunu savunmaktadır:” Tarih, kendi öz ereklerinin peşinde koşan insanın etkinliğinden başka bir şey değildir.”K.Marks Kutsal Aile syf: 144Althusser, tarihi öznesiz ve ereksiz bir süreç olarak tanımlarken Marks’ın Hegel’in mutlak öznesine getirdiği eleştiriyi yanlış anlamış ve tarih için herhangibir özneyi ve öznelerin ereklerini yok saymakla politik öznenin iradi misyonunu hiçleştirmiştir.

Başkan Mao bir çok kez politik iktidarı ele geçirmek ve sosyalizmi inşa etmek için kitlelere dayanılması gereğine vurgu yapmıştır.Mao, şöyle der:” Toplumun zenginliğini işçiler, köylüler ve emekçi aydınlar yaratır. Onlar kendi kaderlerini kendi ellerine alır, Marksist_ Leninist bir çizgi izler ve meselelerin üzerine gitmekten kaçmak yerine bunları faal bir şekilde çözmeye girişirlerse dünyada yenemeyecekleri hiç bir güçlük yoktur.”Seçme Eserler cilt 5 syf: 263Burada kitlelerin ve onların örgütlü gücü olarak politik öznenin meseleleri çözmedeki iradi niteliği açıkça vurgulanmaktadır.

Zaten, tarih kitlelerin karşısına ancak çözebilecekleri meseleleri çıkarır. Kitlelerin meseleler kaşısındaki iradi niteliğini belirleyen unsur üretici güçlerin tarihsel düzeyidir.Tarihin çözebileceği sorunlar ancak üretici güçlerin tarihsel olanakları dahilinde çözülebilir. Tarihsel meseleler de üretici güçlerin tarihsel düzeyinin olanakları tarafından ortaya konulur.

Marx’tan yerinde bir aktarma:.”…insanlık kendi önüne, ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyar, çünkü yakından bakıldığında her zaman görülecektir ki, sorunun kendisi, ancak onu çözüme bağlayacak olan maddi koşuların mevcut olduğu ya da gelişmekte bulunduğu yerde ortaya çıkar” (Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı) Sosyalist inşaya üretici güçlerin tarihsel olanaklarının sınırları itibariyle burjuva hukukunun kalıntıları ile başlanma zorunluluğuna dair Marks’ın yaptığı vurgu, kolektif üretici güçlerin olanakları ölçüsünde burjuva hukukun ve burjuva hak’ın aşılmaya çalışılmayacağı anlamına gelmez.

Değer yasasının işleyi sosyalist inşada üretim aşamasında sınırlandırılmıştır. Değer yasası bu sınırlandırılmış biçimiyle üretimin düzenleyicisi değildir.

Biz, değer yasasının sosyalist inşada bölüşüm aşamasında da sınırlandırılması gerektiğini düşünüyoruz.” Herkesten yeteneği kadar” ilkesinin gerçekleşmesi için burjuva ekonomipolitiğinin ve burjuva hukukunun sınırlarının aşılması gerekir. ” Herkese emeği kadar” paylaşım ilkesi halen emek niceliğine göre paylaşım belirlemekle burjuva hukuku sınırları içindedir. “Herkese emek etkinliğinin kolektif niteliklerine göre” ilkesi ” Herkese emeği kadar” burjuva ilkesini kapsayarak aşar.

Bu yeni ilkede emek etkinliğinin karşılığı burjuva ekonomipolitiğinde olduğu gibi yalnızca emek niceliğine göre değil ama kolektivizme karakterini veren kolektif niteliklere göre belirlenerek burjuva ekonomipolitiği ve burjuva hukukunun sınırları kitlelerin yeteneklerini özgürce açığa çıkaracak bir biçimde kapsanarak aşılmıştır.

“Herkese emek etkinliğinin kolektif niteliklerine göre” ilkesi gönüllük temelinde çalışmayı teşfik ederek yarattığı yeni iş ve üretim olanakları ile üretici güçlerde yeni bir gelişme ivmesi yaratırken bireyin yeteneklerini olabildiğince sosyalist inşaya seferber edebilmesine olanak sağlar. Bu yeni ilke, aynı zamanda, çalışma etkinliğini burjuva ekonomipolitiğin insanal niteliklerden soyutlayarak bir matematik niceliğe indirgediği emek zamanı’ na insanal niteliklerini yeniden kazandırmakla kolektif niteliklerin sosyalist inşa için olmazsa olmaz karakterini öne çıkarmaktadır.

Bu ilke, Maoizmin Proleter Kültür Devriminde sosyalist üst yapıda yapmak istediği devrimi sosyalist inşanın alt yapısına doğru geliştirmenin olanaklarını ortaya çıkarmaktadır.” Hızla ilerle, yükseği hedefle ve sosyalizmi daha büyük, daha hızlı, daha iyi ve daha ekonomik sonuçlarla inşa et” Maoist ilkesinin sosyalist ekonomipılitiğe uyarlanması olarak ” Herkesten yeteneği kadar herkese emek etkinliğinin kolektif niteliklerine göre” ilkesi kolektif inşanın bireyinin öznelleşmiş nesnel niteliklerini sosyalist inşaya seferber ederek burjuva hukuku ve burjuva hak’ın aşılmasının da dinamiğini oluşturmakla kitlelerin öznel insiyatifini nesnel üretim sürecine daha yüksek verimde sunmalarının koşullarını yaratır.

Söz konusu ilke, her iş yerini herkesin herkesi denetlediği bir toplumsal mahkemeye çevirerek sosyalist inşa sürecinde kitle insiyatifini en üst düzeye çıkararak bürokrasi ve bürokratizme de etkili bir önlem niteliğindedir.

Sosyalizm deneyimlerinde alt yapıda meta üretiminin varlığı ve üst yapıda kafa emeği ile kol emeği arasındaki bölünmeden şekillenen bürokratizm marifetiyle gerçekleşen kapitalist restorasyonlardan sonra proleterya dikdatörlüğü altında devrimi sürdürme siyaseinde meta üretiminin kalıntısı olan ve burjuva hukukunu yeniden üreten değer yaasasına karşı proleter hukuku daha yetkin bir biçimde uygulamak bir zorunluluk olarak kendini göstermektedir.

Fikret Karavaz

2Ünal Salcı ve Heybet Akdoğan

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top