Genel

BÜYÜK DÜŞÜNECEKSİN!

Dünyayı yeniden kuracak düşlerin olacak!
Düşler ülkesinin kapısını, düşüncelerin sınırlarını zorlayan teori ve pratiğinle aşacaksın. Aşmak için enginleri fethetme cesaretiyle donanmış kocaman bir yüreğin olacak. Yaratıcı ve sorgulayıcı olacaksın. Her söylenen ve yapılanı aklın meydanında savaşa tutuşturacaksın! Yarattığın ve yaratılan olanaklarla yetinmeyeceksin. Yenisinin peşinde olacaksın. Yeniden dirilip yola düşeceksin. Bunu yapabilmek için baştan sona korkusuz bir yürek taşıyacaksın!
Düşlerin ve nasırlı ellerinin içinde taşıdığın güneşli güzel günler ve zaferin için mevziler kazacaksın…
Gün gelecek mevziye taş ve kum taşıyan hamal, gün gelecek mevzinin duvarını ören usta, gün gelecek mevzide savaşan komutan olacaksın. Çünkü bileceksin ki, yaratılan her Devrimci mevzi bir sonraki savaşın harman yeri olacak.
Ve aklından bir an bile çıkarmayacaksın devrim düşünü, ve devrime giden yolda yürüyüşünü. Devrime giden yolda kendiliğindenciliğe, Benciliğe, bir de hiç üretmeden yiyenlere, emek gaspı yapanlara prim vermemek gerektiğini bileceksin, ve mücadele içinde olacak ve mücadelenden vaz geçmeyeceksin. Dişinle tırnağınla karşı koyacaksın.
Omuzlarının üzerinde taşıdığın kafanın içindeki beynini düşünmeye, Cesaretli olmaya odaklayacaksın.
Ama bileceksin hiç bir şeyin birden bire olmadığını ve olmayacağını. Bir şeyler yapmak için çabalayanların senden daha üstün insanlar olmadığını bileceksin. Yani demem şu ki dostum, kardeşim, arkadaşım ve de yoldaşım kendine güvensizliği, güdülmeyi, ahbap çavuş ilişkisini reddedeceksin.
Dostuna güven veren düşmanını çatlatan inanç sabır ve kararlılığın olacak.
çırılçıplak önyargıyı, kendine güvensizlikle beraber kurşuna dizmiş olarak, diyalektik ve tarihsel materyalizmden aldığın bilimsel bir güçle çıkacaksın her politik belirlemenin önüne.
Söyleyenleri somut koşulların içinde ele alacaksın.
Doğruları kimin söylediğine değil; onu alıp teori ve pratiğin tezgahında işlemeye önem vereceksin.
Diyalektik ve tarihsel Materyalizm adına diyalektiğin kapısına bile yaklaşmasını mantık denklemleri kurmaktan kaçınacaksın. Somut durumun adını etiket sahibi olmaktan korkmadan koyacaksın.
Gücünü gerçeklerin ısrarcılığına olan güvenden alacaksın.
Değişen,dönüşen, gelişen her türlü dengeyi önce sen görmek için çaba sarfedeceksin.
Öyle ürkek, korkak parmaklarının ucuna basarak değil, Dimdik olanca devrimci onurunla ayaklarının üzerine basarak söyleyeceksin. Dört elle bütün varlığınla, hesapsız, çıkarsız, kitapsız, umut yüklü sevdalı bir yürekle başlayacaksın bu işe.
Hedefin geçmişi yad ederek keseden tüketmek değil, ya da kaçan fırsatlara ağlamak hiç değil, geçmişten ders çıkararak geleceğin doğduğu gül kokan şafaklara yürümek olmalıdır.
Değişen , değişmekte olan dengeleri irdelemekten çekinmeyeceksin. Değişen dengede alternatif üretecek olan, üretmek zorunda olan sensin, Unutma! başkası değil, sen yapacaksın; yapmak zorundasın ey yoldaş.
Düşlerin, dengelerin düşüncelerin sınırını zorlamadan bu devi uyandırıp büyük ateşleri yakma cesaretine sahip ellerin ve beynin sahibi olabileceğinizi sanıyor musunuz?
Neyse sen kendine inan, dört elle inançla, inatla, sabırla başla işe, gücünü; yakıp-yıkan-yaratan kudretini, seni bile korkutacak o büyük çılgınlığı göreceksin…

Hüseyin Biçer
15/12/2021

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top