Politika

BÜYÜK DEVRİMCİ İNŞA, BİLİMSEL OLMAYI GEREKTİRİR… – Erdoğan ATEŞİN

Bilimsel Sosyalizmin kaynağı tarihsel olarak toplumsal pratiktir.

Marks öncesinin Ütopik Soyalizmi, daha sonra Marks ve Engels tarafından Bilimsel Sosyalist bilince ulaşarak, hayatla ve toplumsal pratikle ilişkiye girerek bilimsel olma niteliğine kavuşmuştur.

Bilimsel sosyalist süreç, yirminci yüzyılda milyonların özlemi olarak insanlığın bilincinde yer etmiş ve emekçilerin yeni dünyayı inşa etmelerinde ve onların toplumsal pratiklerinde doğrulanarak, bilimsel olma özeliğine kavuşmuştur.

Bilimsel sosyalizm bütün varlığını Ütopik Sosyalizm den farklı olarak, kendisini tarihsel pratik üzerinden ispatlamış ve pratikte kendisini doğrulamıştır. Yani bilimsel sosyalizmin tarihsel ve toplumsal dayanakları, toplumsal pratiktir, bilimsel yöntemdir ve bilimdir.

Revizyonistler ise Mao’nun, bilime ve bilimsel sosyalizme yaptığı katkıyı kavrayamayarak, bilimden kopmuş ve kendi küçük burjuva egolarını tatmin etmekle meşgul olmuşlardır. Marks, sosyalist bilimin kendi adıyla anılmasına karşı çıkmıştır, yani Marksizm denilmesine karşı çıkmıştır.

Mao ”biz Marksizmi Çin’lileştirdik”demiştir ve kendi ülke pratiğine uyarlamıştır bilimi. Yani onlarda öncelik toplumsal pratiğe ve bilime dayalıdır. Bilimsel Sosyalizmin kaynağı bilimin ve toplumsal pratiğin kendisidir. Toplumsal pratiğin önemini anlamak çok zor değildir. Bilimsel sosyalizm,emperyalizmin en zayıf halkalarında hayat bulmaya çalıştı ve kendisini geliştiremediği için, toplum sal pratiğe ters düştüğü için yenilerek geri çekildi, ama süreç işliyor.

Batı ise, Burjuva Demokratik Devrimler ve kısa Paris Komünü deneyimi sonrası,devrim coğrafyası olmaktan çıkmış ve yeni dünyanın dışında kalmıştır.

Bilimsel sosyalizmi besleyen, ona hayat veren toplumsal pratik batıda dibe vurmuş ve bilim gelişmiyordu bu coğrafyada. Çünkü bu coğrafya sömürgelerinden çaldıklarını kendi emekçileriyle paylaşıyordu ve onları susturmuştu. Toplumsal pratik bundan ötürü dibe vurmuş ve bilim gelişemiyordu bu coğrafyada. İkinci enternasyonal dönekleri bu koşullarda ortaya çıkmışlardı.

Bütün bu saldırılara karşı Lenin ve Mao, kendilerini değil, kitleleri kahramanlaştıran, insanlığın büyük tarihsel yürüyüşüne ve davasına, devrimci bir bilinçle, emin adımlarla, sabırla yürüyen milyonların yüreği ve ortak aklı oldular. Mao Zedung bu pratiğin bir ürünüdür. O, Çin devriminin, Uzun Yürüyüşün ve Büyük Kültür Devriminin yaratıcısı ve önderidir. Kapitalist-Emperyalist dünya, bütün revizyonist, oportünist, liberal, dogmatik cephe, bu büyük dava adamını, büyük Ustayı ve Çin devrimini küçümsemek ve karalamak için çok uğraştı ama başaramadı. O, ölerek ölümsüzleşen ve bütün dünyanın ortasına gömülen insanlık abidesidir…

Hiç bir güç, dogma tik, revizyonist, anti bilimsel anlayış ve anlayışlar bu bilimin içini boşaltarak karartamaz.

Marks,Engels,Lenin,Stalin Mao hiç taklit edilemezler. Onlar kendi süreçlerinin bilim adamlarıydı ve söz konusu süreçlere bilimsel yöntemlerle müdahale ettiler. Geçmişi taklit etse idiler, geçmiş onları Orta-Çağa götürürdü. Onlar bütün program ve geleceklerini toplumsal pratik üzerinden bilimsel yöntemlerle inşa ettiler.

Revizyonistler, devrimcileşememiş anti bilimsel kafalar geleceğin dünyasını yaratmak iddiasında olamazlar. Bu büyük iddia, bu büyük sav ancak bilimsel yöntemlerle ve toplumsal pratik üzerinden gerçekleşir. 68, bu gerçekler, bu toplumsal pratikler üzerinde ortaya çıkmış bilimsel bir başkaldırıdır, gerici tarihe bir itirazdır. 68′ toplumsal pratiğin dayattığı Sovyet revizyonizmine ve liberalizme karşı mücadelenin başlangıcıdır.

Bu pratik geriye dönüşler üzerinden Çin pratiğinden ortaya çıkan Kültür Devriminin kaçınılmaz bir sonucudur.

Bu pratik, Paris Banliyölerinde Bayrak-Bayrak taşınarak, 68’in ruhu ve bilinci olmuştur. Kitleleri, hayatın her alanında eğitmiştir, öğreticidir. Kitlelere salt siyaseti değil, Felsefe öğretmiştir, sanat, edebiyat öğretmiştir. Kafa ile Kol emeğini, Öncü ile kitle çelişmesini, bütün bu öğretilerden çıkararak aşmaya çalışmıştır. Kitleleri, kitlelerle birlikte ve kitlelerle birleşerek harekete geçirmenin bilimidir 68. Geri bıraktırılmış üçüncü dünyanın ve milyonlarca emekçinin Bilimsel, toplumsal pratiğidir. O bilim rehberliğinde, emekçiler savaşıyor. Revizyonist dogmatikler ense yapmaya devam ediyorlar, etsinler. Tarih onları affetmeyecektir. Devrimciler, komünistler, emekçiler, yıkın bu melanet revizyonist karargahları.

Marksizme saldırmak üzerine üzerine bina edilmiş bu saltanatları yıkın..! Yıkın..! örümcek bağlamış kafaların ütopik dünyalarını. Yıkın başlarına köhnemiş cennetlerini. O kafalara değil, bilime, bilimsel sosyalizme, toplumun önündeki pratiğe sarılın, kurtuluşunuz o pratiğin bilimsel yöntemlerindedir. Hurafe çökmüştür, kral çıplak, onlar bütün çirkin düşleriyle yıkılmışlardır ve ortadadırlar. Onlara göre bütün toplumsal süreçler ve pratikler, geçmişteki bütün toplumsal pratiklere uyar ve onların aynısı olur.

Oysa ki hiç bir toplumsal süreç, genel teoriye uymaz ve bu yöntem anti bilimseldir. Hayatın bütün süreçlerine uygulanacak ve o süreçlere uyarlanabilecek genel bir teori yoktur. Bilimsel yöntem somutun tahlil edilmesidir. Bu süreçte üretilen bütün yeni bilimsel bilgiler, tekrardan kendisini toplumsal pratik içinde dener ve doğruluğunu kanıtlar. Hayatın gerçeği teoride değil, olgularda dır.

Toplumsal pratik olmadan,deney olmadan bilim olamaz.

Bilim tarihsel süreçler içindeki ilişkiyle açıklanan, bilgiye dönüştürülmüş toplumsal pratiğin kendisidir. Bu bizi asla salt deneyciliğe götürmemeli. Bütün bilimlerin teorisi vardır ve dayanağı toplumsal pratiktir. Felsefesi ve teorisi olmayan bilim, bilim değildir. Ancak toplumsal pratik, bilimin varlık nedenidir, bilimi doğrulama yöntemidir. Ağıtlar yakarak,duygu sömürüsü yaparak devrimci olunmuyor. Bu tarz, eski orta çağ insanının çaresizliğidir. İnsanlar o çağlarda karşılaştıkları acıları ve açmazlarını ağıt yakarak aşmaya çalışmışlardır. Bu gelenek hala bugünün bazı devrimci anlayışların da, utanç verici bir duygu sömürüsüne dönüşerek devam etmekte dir. Devrimciler acılar üzerinde ağıt yakarak değil, bilimsel yöntemlere sarılarak, geleceğin utkun dünyasını yaratırlar. Hayatın bütün gerçekleri pratik zeminlerdedir, bilimseldir, duygusal değil. Bilimsel olmak başarıya yöneltir, iktidar yapar emekçiyi, toplumu değiştirir.

Hayatı ve yaşamı damıtarak, oradan çıkanları teorileştirerek gerçeğe varırız..Doğrular birleştirir,doğrular büyütür,doğrular toplumsal pratikten çıkar…

Erdoğan ATEŞİN

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top