Genel

Bütün Halklar, Direnerek Geleceklerini Yaratırlar…

Erdoğan ATEŞİN

Karşı devrimci saldırıların, Kürdistan’da katliamlara dönüşerek devam ettiği bir süreçten geçmekteyiz. Büyük Mezopotamya topraklarında, Kürtlerin ana yurdunda devam eden karşı devrimci saldırılar, bütün şiddetiyle devam etmektedir.

Bu saldırılar, Kürt çoğrafyasıyla sınırlı olmayıp, bütün Anadolu, bütün Türkiye topraklarında yaşanmaktadır. Sistem, direnebilecek bütün devrimci, sosyalist, komünist ve yurt sever dinamikler hakkında ölümcül kararlar almış ve artık devrimciler, sosyalist ve komünistler, sıradan gazeteciler açıktan linç edilmektedir. Önümüzde ki süreçte bu linç ve infazların bütün Türkiye genelinde devam edeceği çok açık. Hatta emekçiler, işçiler, köylüler, ve direnebilecek bütün dinamikler bu saldırılarla ya teslim alınacaklar, ya da çeşitli entrikalarla yeniden bir seçime zorlanacaktır.

HDP Milletvekilleri tutuklanarak, parlamentoda yeni bir süreç başlatılacak ve giderek Türkiye, yeni bir seçime zorlanacaktır. Fiili olarak devam eden darbe süreci, R.T. Erdoğan’ın ya tasfiyesiyle sonuçlanacaktır, yada kendisini Başkan seçtirecek bir seçim hilesini başarıyla tamamlayacaktır.

TÜRKİYE’YE YENİDEN BİR SEÇİM HİLESİ DAYATILIYOR.

Her iki elinde iki kılıçla her tarafa saldıran sistem ve onun bekçileri, katliamlarla mevcut cennetlerini korumaya çalışıyorlar. Emekçiler de bütün bu saldırılara karşı, iki kılıçla iktidara karşı savaşmak zorundadırlar, barış bu topraklara gelecekse, emekçilerin direnerek, savaşarak kazanacakları zaferle gelecektir. Bunun dışındaki ‘ barış ‘ söylemleri içi boş ve aldatıcı burjuva tuzaklardır.

Fransız emekçileri 1793 Anayasasına şunu koymuştur. ” Hükumet halkın haklarını çiğneyecek olursa, isyan etmek, halkın en kutsal en lüzumlu haklarından biri haline gelir. ”

15’nci yüzyıl da Şeh Bedrettin köylülere, ” Zulüm ve tagallüp mahsulü olan bir hükümetin tecevüzlerini hoş görmek ve emirlerine itaat etmek kattiyen caiz değildir ” diye seslenmiştir.

İnsanlık tarihi, emekçilerin egemenlere karşı bitmez tükenmez mücadeleler tarihidir, bu tarihi ‘barış’ söylemiyle boğmaya çalışan revizyonist-reformist ve orta sınıf Kürt burjuva önderlikler de en az sistemin koruyucuları kadar suçludurlar. insanca yaşanacak bir düzen verilmez, zorla alınır. Bütün büyük devrimci mücadeleler zor kullanılarak kazanılmıştır.

1789′ da patlak veren Fransız Devrimi, ”Hürriyet, eşitlik, Kardeşlik” şiarıyla başlamıştı. Ayaklanan emekçi yığınlar istibdadı aristokrasinin başına zor kullanarak yıkmışlardı. 1871’de Paris’li Komünarlar şöyle haykırıyorlardı. ” Bütün iyi yurttaşlar ayağa ! Barikatlara koşun ! Düşman şehrin duvarlarındadır. Cumhuriyet için . Komün için, hürriyet için illeri ! Silah başına !”

Yine 1917′ de çarlık, silahla defedilmişti. Sovyet emekçilerinin silahlarıyla, süngüleriyle devrilmişti. Bolşevik Partisi, ayaklanma çağrısını şöyle yapmıştı.” Artık yeni savaşlara hazırlanın, silah arkadaşları ! Azimle, cesaretle ve sükunetle, provokasyona kapılmaksızın güçlerinizi toplayın ve savaş düzenine girin ! Proleterler ve askerler, partinin bayrağı altında toplanın ”! ( Bolşevik Parti 6′ ncı Kongre Manifestosu ).

Yirminci yüzyılın ne büyük kitlesel devrimi, uzun yıllar sabırla ve sebatla savaşan Çin proletaryasının ve halkının 1949′ da ki zaferiyle sonuçlanmıştı. Emperyalist saldırganlar, işbirlikçi kompradorlar ve feodaller, 1949′ da Çin proletaryası ve Çin Komünist Partisi önderliğinde yürütülen uzun süreli Halk Savaşıyla tarihin çöplüğüne gömülmüşlerdi.

21 Nisan 1949 yılında Başkan Mao, Halk Kurtuluş Ordusuna şu şekilde emrediyordu. ” Bütün sahra ordularında komutan ve savaşçı yoldaşlar, güneyin gerilla bölgelerindeki Halk Kurtuluş Ordusu’ndaki yoldaşlar: ”…cesaretle ilerleyin ve direnmeye kalkışın. Çin sınırları içindeki bütün Guomindang gericilerini kararlılıkla, sonuna kadar , toptan ve bütünüyle yok edin. Bütün ülke halkını kurtarın”. ( Seçme Eserler Cilt 4.. say.415-418. )

2’nci Dünya Savaşında Stalin ve Avrupa halkları, onların yiğit evlatları, insan cesetlerinden barikatlarla, Hitler ve Mussolini faşizmini tarihin çöplüğüne gömdüler.

Kore, Vietnam, Küba, Cezair yine bu dönemde bağımsızlıklarını silahla kazanmışlardır.

Bütün bu tecrübeler bize, dünyanın ancak emekçilerin tarihsel zor’uyla ve onların mücadeleyle değiştirilebileceğini öğretiyor.

Afganistan, Irak, Suriye,Yemen, Filistin, Lübnan, Türkiye- Kuzey Kürdistan ve İran halkları ancak direnerek, tarihsel zorla geleceklerini inşa edebilirler… Katliamlara direnerek karşı koymak bugünün tarihsel görevidir.

[email protected]

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top