Genel

AŞK ve DEVRİM

Devrimi yapabilecek bilinçli insanların gerçekten devrimi yapabilmesi için AŞIK olmayı bilmeleri gerekiyor. Bunun yanında gerçekten aşık olabilmek, aşkın tabiatındaki karmaşayı, mücadeleyi ve zenginligi yakalayabilmek, aşkın üzerinde yükseldiği toplumsal zemini anlayabilmek ve kavrayabilmekle ilgilidir.
Aşk, insan, doğa vb. tüm ilişkilerimiz için de kendimizle bütün olarak en çok hesaplaştığımız , daha iyi daha olumlu olmak adına yüreğimizden gelen bir mücadele isteğinin temel dayanağı olup çıkar.
Nasıl ki sevgilimizle kuracağımı mutlu bir gelecek didişmesiz bir yaşam için geleceğin hukukunu birlikte üretmeyi hayata geçirmek için pratik adımlar atıyorsak. Karşılıklı sevigi, saygı ile bir çaba içinde oluyorsak, bu bizim değişmek ve değiştirmek isteğimizdir. En olmadık hayaller kurar, en olmadık şeyler tasarlar, en akıl almaz şeylere girişiriz. Bu birlikte hayat mücadelesinde dayandığını temel güç kaynağımız , birbirimize duyduğumuz AŞK’tır. Eğer duymuyorsak Hayatın zorlu mücadele süreci bizi bekliyor olacaktır. (Yoksulluk, açlık, sefalet) burada şunu belirtmeden geçemeyeceğim: Nesnellik ve irade kıyasıya karşı karşıya gelmiştir. Bu noktadan sonra iktidar ikimizdedir. Birlikte ürettiğimiz, birlikte tükettiğimiz, birlikte paylaştığımız maddi ve manevi değerler ilişkimizin hukuku geliştikçe biz bu değişime ayak uydurmaya ve gerçekleşmesine çalışırız. Birliktelik hukukunu yaratamadığımız ölçüde de ilişki yormaya, tüketmeye başlar ve ayrılık acı bir yenilgidir.
Ayrılıklarda da tıpkı siyasi yenilgi dönemlerinde olduğu gibi, kendimizi sorgulamaya başlarız. Geçmişimizi, evrensel değerlerimizi, davranış biçimlerimizi tek tek ele alır düşünür, kendi içimizde tartışırız. Kendi kendimizle aynanın karşısına geçip konuşuruz . Bu kendi kendimizi sorgulama sırasında: Neyin doğru , neyin yanlış olduğunu saptamakta güçlük çekeriz. Sonra bir toparlanma süreci başlar.
AŞK ne kadar DEVRİM’e benziyor değil mi?
İşte bu yüzden devrimciler Halkına Aşık olmasını bilirler.
İşte bu yüzden aşık olmasını bilmeyenler devrimci olamazlar. Ve işte bu yüzden Devrime olan aşkımızı yeniden kaldığımız yerden sürdürmeliyiz.
Yaşamın anlamının özlü bir değişme ve değiştirme çabasında sınırlandığı, mücadelenin insani bir yeniden doğum olarak içselleştirmeye çalışıldığı, sorgulayıcı bir çabadır Aşk. Devrim her seferinde hayatı yeni baştan doğuran, bütün hayatı özümseyen, yıktığının içinden yeni güçlü ve ileri olan üretendir.
Değer yargıları, yeteneği ve kapasite gelişkinliği ile geleceğe uzanmış aydınlık bilinçlerin bileşkesidir DEVRİM. Bu böyle biline…

AVUSTRALYA İBRAHİM KAYPAKKAYA SEMPATİZANLARI ve DOSTLARI…

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top