Bölge

AÇMAZLARIMIZ ve AVANTAJLARIMIZ-2

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Kürdler hep savaştılar. Kürd millet tarihi bir yanıyla bir savaş tarihidir. Kürdler her zaman savaşan olmalarına rağmen, kendi haklarını ifade etmekte zaaflı bir yaklaşım sahipleri olduklarında kaybeden oldular. Bunun esas nedeni, politik sahayı her zaman düşmanlarına bırakmalarıdır. Kendilerini kendi temel hakları temelinde ifade etmekten kaçınmalarıdır. Dahası ifade ettikleri geri istemlerini bile kendi güçleriyle değil, düşmanlarının vermesi beklentisini politika edindiler. Bu nedenle hep kaybeden oldular. Kaybetmeyi bir yer de kaderleri bildiler. Bu da, Kürdler de bir alışkanlık yaratmıştır. Bundan kendilerini kurtaramıyorlar. Bunun kılıfınıda bulmuşlar. “Halkların Kardeşliği“ ve “Ümmetin Birliği“ bunun gerekçesi olmuştur.

Kürdlerin hep kaybeden olmalarını neyle izah etmek lazım? Bunun esasta iki nedeni var. Birincisi, millet olmadan doğan doğal haklarını programlamamaları. İkincisi, uluslararası alanda destek almamalarıdır.

Eğer Kürdler kazanmak istiyorlarsa her şeyden önce kendilerine hep kaybettiren bu politikayı terk etmelidirler. Kürdistanlı politik güçler, hep kaybettiren bu yaklaşımı sorgulamalıdırlar. Kürd millet çıkarlarını daima her şeyin üstünde tutan bir politikaya sahip olmalarını özümlemelidirler.

Bu politikaya ulaşmanın temel kalkış noktası Kürdistan politik güçlerin ülke, millet ve iktidar perspektifini kendilerine ilke edinmesiyle mümkündür. Kürdler, kazanmak istiyorlarsa kendilerini iktidar hedefiyle politikleştirmeli, örgütlemeli ve savaşmalıdırlar. Dahası iktidar olgusunu doğru kavramak ve uygulamak perspektifine sahip olmak gerekir. Kürdistan’da Kürd milli dinamikleri dışındaki yabancıların iktidarı meşru değildir. Bunu ilke edinmelidirler. Kürdistan’da Kürd milli dinamikleri dışında hiçbir yabancı gücün iktidarını kabul etmemelidirler. Hiç kimseye “üst,“ kendini de “alt“ kimlikle ifade etmesine fırsat ve imkân vermemelidirler.

Kürdler, ilk önce kendileri olmalıdır. Kendilerini tanımlamalıdır. Doğal haklarını tanımlamalıdır. Gasp edilmiş haklarının alınmasının politikasını yapmalıdırlar. Kendisine ait bir dünya yaratmalıdırlar. Bu da bağımsız milli devletini kurmayı amaç edinmek demektir. Ötekisi ise birileriyle ortak bir çıkarları mı var, onu da kendi milli çıkarlarını öngörerek yaklaşmalıdır. Kürd milletini kurtuluşa taşıyacak politika budur.

Politika da herkes için geçerli bir kural vardır. Karşılıklı ilişkilerde herkes kendi çıkarını ön planda tutar. Bu, bir prensiptir. Ahlaki olup olmaması meselenin özünü değiştirmez. Kim kimden daha karlı çıkması ise birçok boyutun yanı sıra esas olarak bunu belirleyen etkenin güç olgusu olduğudur. Buna bağlı olarak gücü oranında kendi payına düşeni almak için de bir politikaya sahip olmayı gerektirir. Kürdler de eksik olan budur. Ama her halükarda bağımsız bir dünyaya sahip olmak gerekir.

Bugüne dek Kürdistan sorununda egemen olan Kürd reformist hareketi olmuştur. Kürd reformist hareketi, bu konuda çok olumsuz bir rol oynamıştır. Yaklaşım ve girişimiyle merkezi otoriteye bağlılığını öngörmüştür. Merkezi otoriteden kopmamayı siyaset edinmiştir. Bu yaklaşım ve girişimin bir üst boyutu sömürgeci eşikte kapıkulluğudur. Sömürgeci sistemin kapıkulları ihanetçi Kürd egemenleridir. Fakat yükselen KUKM’nin önü bunlarla alınamadı. Sömürgeci sistem yeni kapıkullarına ihtiyaç duydu ve taşeron örgütlenmeler yarattı. Bunlarla bir yandan parçacılığı Kürd hareketine empoze etti, diğer yandan sorunu devlet içi bir sorun olarak kendilerine kabullendirildi.

Bu politikayı içselleştiren Kürd reformist hareketi, çözümsüzlüğü derinleştirmiştir. Kendine ve halkına güvenmemiştir. Sömürgeci devletlere yalvarmayı politika edinmiştir. Kürd milletini dilenci durumuna sokmuştur. Kürdistan halkı sömürgeci devletler tarafından verilecek bir sadaka beklentisine endekslenmiştir. Bu yaklaşımlarıyla sömürgeci sisteme sonsuz kolaylıklar sağlamıştır. İlgili-ilgisiz ikide bir “Biz Türkiye, İran, Irak ve Suriye sınırlarına saygılıyız,” “Biz bölücü değiliz,” “Türkiye, İran’dan, Iraktan, Suriye’den ayrılmak istemiyoruz.” “Türkiye, İran’da, Irak’ta, Suriye’de politika yapmak istiyoruz,” vs. sömürgeci sistemleri kursayan yaklaşımlarla “Türkiye, İran, Irak ve Suriye Partisi” olmak için kendilerini programlayanlar Kürdistan sorununu çözümsüzlüğe havale ediyorlar. Kürdistan sorununun uluslararası bir sorun olmaktan çıkarıp sömürgeci barbarların insafına bırakıyorlar. Kürd milletini dünya da yalnızlaştırıyorlar. Kürd milletini “Türk, Arap, Fars Kürd’ü” yapıp işin içinden çıkıyorlar. Bu yaklaşımlarıyla ne kadar uysal politikacılar olduklarını ispatlamaya çalışıyorlar. Dahası bu uzlaşmacı ve teslimiyetçi yaklaşımlarını Kürdistan halkına mal etmeye çalışıyorlar. Bu, Kürdistan halkına yapılacak en büyük saygısızlıktır.

Kim Kürdistan halkına sordu? Ey halk senin adına herkes bir şeyler isterken, sen ne istiyorsun? Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den ayrılmak istiyor musun, istemiyor musun? Parçalı ülke ve milletini birleştirmek istiyor musun, istemiyor musun? Kendi bağımsız devletini kurup egemenliğini eline almak istiyor musun, istemiyor musun? Bunlar Kürdistan halkına sorulmadan, onun kendi iradesi belirlenmeden hangi aklı evvel Kürdistan halkının iradesi adına karar verebilir? Hangi haddini bilmez kendini Kürdistan halkının iradesi yerine koyabilir? Onun adına kim karar verebilir? Hiç kimse!

Sorunun tek sahibi ve adresi Kürdistan halkıdır. Geçerli olan onun tavrıdır ve vereceği karardır. Bu da oluşturulacak demokratik bir ortam da uluslararası demokrasi güçlerin gözetiminde yapılacak bir referandumla belirlenebilir. Ki Kürdistan halkı bu konu da kararını çoktan vermiştir. Bu da kendi egemenliğini ele alacağı kendi milli devletini kurmaktır. Kürdistan halkı verdiği mücadelesiyle bunu kanıtlamıştır. Kürdistan’ın güneyinde biri 2005 tarihinde resmi olmayan, biri 2017 tarihinde resmi iki referendum yapıldı. Her iki referandumda da halkın ezici çoğunluğu bağımsızlıktan yana tavrını koydu. Şunu emin olarak söyleyebiliriz. Kürdistan’ın diğer parçalarından demokratik bir ortamda referendum yapılırsa halkımızın ezici çoğunluğu tavrını bağımsızlıktan yana koyacaktır.

Bu nedenle Kürdistani milli güçlerin Bağımsızlık, Ülke ve Millet Birliği temel amaç ve hedeflerinin öngördüğü Kürdistan Devrim Stratejisi doğrudur. Bu strateji, ülke ve millet gerçekliğimizin somut tarihsel koşullarının doğal sonucudur. Bunun Kürdistan halkının zaferiyle sonuçlanacağı kaçınılmazdır. Tarihsel gelişmenin seyri budur. Kuşkusuz bu kendiliğinden olmayacaktır. Çünkü kendiliğindenci hareketin geleceği yoktur. KUKM’nin zaferi ancak halkı kucaklayacak bir milli birlik ile mümkündür. Bu da halkın nabzını elinde tutan günlük ihtiyaçlarından tutun uzun vadeli çıkarlarını ifade eden, bu uğurda hakla beraber çözüm üreten, halkla bir bütünlük içinde olan, dış düşman ve yerli ihanete karşı savaşan tüm millici güçlerin Kürdistan bayrağı altında bir araya geldiği kongredir. Kürdistan’da böylesi bir yapılanma henüz yaratılmış değildir. Bu, şu an mevcut olan politik güçlerin tek başına yapabilecekleri bir işte değildir. Bu görev, bir bütün olarak Kürdistanlı millici olan güçlerin çözmesi gereken bir görevdir. Zaten Kürdistan sorununun çözümünü isteyen tüm devletlerin Kürdlere empoze ettiğide budur.

Kürdistan sorunu, Orta Doğu’nun en temel ve çözümü de o kadar zor olan sorunudur. Orta Doğu’daki tüm dengeler Kürdistan’a dayatılan statü üzerine inşa edilmiştir. Orta Doğu’da öngörülen tüm politikalar Kürdistan sorununa endekslidir. Mevcut statü, Kürdler dışında ilgili çevrelerin çıkarlarına cevap veren bir konum arz etmektedir. Bölge gerici devletleri başta olmak üzere bundan çıkarı olan dünyadaki bazı odaklarının politikası mevcut statünün devamından yanadır. KUKM’nin daha ağır zorluklarla karşı karşıya bırakan en temel etken bu güçlerin ortak cephesiyle karşı karşıya oluşudur. Bu nedenle Kürdistan sorunu dünyadaki herhangi bir milli kurtuluş mücadelesi değildir. Bu nedenle Kürdistan’da gelişen en ufak bir milli-demokratik gelişme tüm bu güçlerin ortak hareket etmelerine yol açmaktadır. Kürdler, bu zor koşullarda bir çıkış yolu aramaktadır.

Devamı Var..!

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top