Genel

AÇMAZLARIMIZ ve AVANTAJLARIMIZ-1

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Kürdler, Orta Doğu’da yaşayan en eski halklardan biridir. Diğer komşu halklarla birlikte Orta Doğu uygarlığının yaratıcısı ve mirasçısıdır. Zengin bir dil, kültür ve tarihi mirasa sahip bir halktır. Kürdler, Kürdistan’ı bilinen tarihi süreçten bu yana vatan edinmişler. Kürdistan’ın işgal ettiği coğrafya itibarıyla jeopolitik bir öneme, yeraltı, yerüstü zenginlik kaynaklarına sahiptir. Bu ve benzer özelikleriyle Kürdistan, daima yabancı güçlerin ilgisini çekmiş, işgal ve savaşlara sahne olmuştur.

Kürdistan 1514 yılında Osmanlı ve Sefavi devletleri arasında baş gösteren Çaldıran savaşıyla ikiye bölündü. 17 Mayıs 1639 tarihinde yapılan Kasr-ı Şirin anlaşmayla da bölünmesi resmileşti ve adım adım sömürgeleştirildi. Süreçle birlikte kurumlaştı. Kürd toplumun milli ve toplumsal gelişmesi önüne set çekildi. Toplum ortaçağ karanlığında bırakıldı. Kürd toplumuna ait tüm maddi değerlere el konuldu. Üretimde koparıldı. Eli silah tutan Kürd geri dönmemek üzere cephelere sürüldü. Tüm milli-toplumsal dinamikler yok edilmeye çalışıldı. 20. Yüzyıla kadar bu durum korunarak gelindi. 1. Dünya savaşı patlak verdi. Osmanlı devleti, Almanya safında savaşa katıldı ve yenildi. Savaşın galibi itilaf devletlerin paylaşım masasına yatırıldı. Osmanlı devletinin paylaşılmasının arka bahçesini Kürdistan oluşturdu.

1-Dünya savaşı bitiminden kısa bir süre sonra Osmanlı devleti tarihte silindi. Bunun temeli üzerinde Kemalistlerin önderliğinde İngiltere’nin bir projesi olan TC devleti kuruldu. 1923 tarihinde Kemalistlerle itilaf devletleri Lozan antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşmayla TC uluslararasında resmileşmesinin yanı sıra, Kürdistan bu kez dört parçaya bölündü, paylaşıldı Türkiye, Irak, Suriye sınırları içine alındı. Daha evvel İran denetiminde bulunan Kürdistan’ın Doğu parçası olduğu gibi bırakıldı. Dört devlet sınırları içinde bırakılan her Kürdistan parçası egemen devlet tarafından siyasi, kültürel, ekonomik vs. olarak ilhak edilerek sömürgeleştirildi. O günden bugüne bu statü devam ede geldi. Bu statü, Kürd Milleti’nin siyasi, kültürel, ekonomik gelişmesi önündeki temel neden olmasının yanı sıra Kürdistan zenginliklerinin yağmalanması, üretici güçlerin tahrip edilmesinin de zeminidir.

Lozan’da Kürdistan’a dayatılan statü masaya oturan taraf ve gözlemci devletlerin çıkarına uygundu. Kürdistan’ın paylaşım ve bölüşümünde taraflar arasında zaman zaman küçük pürüzler ortaya çıktıysa da birbirlerine karşılıklı sundukları tavizlerle aşıldı. Kürdler dışında herkesin çıkarına cevap veren mevcut durum yapılan antlaşmayla garanti altına alındı.

Lozan’da kurulan Kürdistan’ı paylaşım masasında Kürdler yoktu. Kürdlerin iradesi yok sayılarak tüm milli ve sosyal haklarının inkârı temelinde mevcut durum belirlendi. Kürdlerin temel hak ve hürriyetlerinin inkârı üzeri inşa edildi. Bu kölelik antlaşmasının Kürdler tarafından kabullenilmesi beklenilemezdi. Yabancı boyunduruluğu kabullenmediler. Bunu milli onurlarına yedirmediler. Başkaldırı, isyan, silahlı direniş, uluslararası diplomasi vs. tüm meşru yöntemlerle karşı koydular. Bağımsızlık, ülke ve millet birliği için büyük bir fedakârlık ve kahramanlıkla savaştılar. Bu uğurda büyük bedeller ödediler. Bugünde bu uğurda büyük bedeller vermeyi göze alarak savaşımını sürdürüyorlar. Ki tüm milli ve sosyal haklarını elde edinceye kadar bu mücadelesini sürdüreceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.

Kürd milletine silah zoruyla yabancı egemenlik dayatılmıştır. Kürd milleti de kendi egemenliğini kendi devrimci şiddetiyle elde edecektir. Kuşkusuz bu mücadele kanlı ve uzun bir süreç alacaktır. Kürdistan halkının fedakârlığı, cesareti, kahramanlığı ve yüksek savaş azmi süreci kısaltma da önemli bir rol oynayacaktır. Fakat Kürdistan’a dayatılan mevcut durum KUKM’nin zaferini zorlaştırdığı gerçeği de unutulmamalıdır.

Bağımsızlıkçı hareketi boğan ve reformist hareketin kendisini ürettiği ve tükettiği zemin de yine bu mevcut durumdur. Lozan anlaşması ile Kürdistan’ın parçalanılarak dört devlet sınırları içinde hapsedilmesi emperyalist-kapitalist sistemin çıkarlarını korumayı uzun süreli kılmayı öngören iyi düşünülmüş bir planın sonucudur. Bu plan çerçevesinde Kürdistan’a dayatılan mevcut durum KUKM’ni sayısız zorluklarla karşı karşıya bırakmıştır. Bu durum birçok boyutuyla ele alınabilinir.

Her şeyden evvel Kürdistan’a dayatılan durum Kürd millet birliği önünde en büyük engeldir. Kürdistan’ı bölen sınırlar bunun engelidir. Tüm Kürdistan’ı kucaklayacak bir örgütlülüğün yaratılması önündeki en büyük engel de budur. Bu durum mücadeleyi parçacı olmasına yol açıyor. Düzen içi çözüm biçimlerine yöneltiyor. Kürdistan devrimini bağımsızlık, ülke ve millet birliği hedefinden uzaklaştırıyor.

Lozan’da Kürdistan’a dayatılan durum belirlenirken ileride gelişecek KUKM’ni zafiyete uğratmak için savaşın cephe gerisinin oluşum koşullarını ortadan kaldırmıştır. Kürdistan’ın coğrafik konumundan kaynaklanan bir başka ülkeyle bağlantısı kesilmiştir. Bununla hedeflenen savaşın cephe gerisini ortadan kaldırmak olmuştur. Doğaldır ki savaşın zaferi için bir cephe gerisine ihtiyaç duyma kaçınılmazdır. En avantajlı cephe gerisi de doğal olarak komşu ülke olmaktadır. Kürdistan’ın kendisini çevreleyen dört devlet sınırları içine alınmasıyla zaten bunu ortadan kaldırmak hedeflenmiştir. Lozan’da Kürdistan’a dayatılan durumla KUKM bu hayati olanaktan mahrum bırakılmıştır. KUKM’ni verenler bunun çok zorluklarını çekmişlerdir ve de çekmeyle karşı karşıyadır.

Kürdistan’ın her hangi bir parçasında gelişen mücadele belli bir aşamadan sonra bir cephe gerisine ihtiyaç duymuştur. Bu cephe gerisi ülke de Kürdistan’ın bir diğer parçasına hükmeden bir başka sömürgeci ülke olmuştur. Bu zorunluluk KUKM güçlerine sınırsız olumsuzluklar yüklemiştir. Söz konusu Kürdistanlı politik güç KUKM’ne büyük zafiyetler yükleyen zorluklarla karşılaşmıştır. Yazılı anlaşmalara zorlanmıştır. Hükmettiği Kürdistan parçasının “kendi” ülkelerinin bir parçası olduğu kendilerine imzalatmıştır. Dahası hükmettiği Kürdistan parçasında mücadele eden Kürdistanlı politik güçlere karşı kendi saflarında savaşa zorlanmış ve çoğu zaman bunu kendilerine kabullendirmiştir. Bu durum Kürdistan’ın parçaları arasında düşmanlığın gelişmesine yol açmıştır. Bu da Kürd milli birliğinin koşullarını ortadan kaldırmasına yol açmıştır.

Herhangi bir Kürd politik gücü ilişki kurduğu sömürgeci devlet tarafından çok kötü olarak kullanılmıştır. Kendilerine tetikçilik yapmalarına varan işler yaptırılmıştır. Buna mecbur bırakılmışlardır. Her ne kadar bazı kolaylıklar sağlansa da kendilerine “savaş ama ne kazan, ne de kaybet” dayatılmıştır. Çoğu zaman da desteklediği, barındırdığı Kürdistanlı politik güce desteğini çekmekle kalmamış, devlet sınırları dışına itmiş, diğer sömürgeci devletlerle birlikte kendilerine saldırılmış ve büyük darbeler vurulduğu da tarihimizde çokça karşılaşılan bir durumdur.

Sömürgeci devletlerle girilen ilişkiler sonucu Kürdistan sorununun uluslararasılaşmaması için ilişkiye geçen Kürdistanlı politik güce empoze edilmekte ve kendilerine kabullendirilmektedir. Kürdistan sorununun devlet içi bir sorun olduğu noktasında bir yaklaşım kendilerine kabullendirilmektedir. Bu yaklaşım dört sömürgeci devletin ortak politikası olarak dünden bugüne sürüp gelmektedir. Her ne kadar sömürgeci devletlerin kendi aralarında var olan çıkar çatışmalarından dolayı birbirlerinin “Kürdünü” desteklerse de diğer taraftan ortak Kürdistan sorunlarından dolayı KUKM’ne karşı ortak bir politika sahibi oldukları da bilinen bir gerçektir.

Lozan’da Kürdlere karşı dayatılan statü, Kürdler açısında uluslararası alanda bir statükosuzluğu ifade etmektedir. Statüsüz Kürdler, uluslararası kurum ve kuruluşlardan yer alamamaktadır. Bu kurum ve kuruluşlardan kendilerini ifade etme şansını kaybetmişlerdir. Kürdistan sorunu bu alanlarda gündeme geldiğinde kaderlerine ilişkin kararlar alındığında bu iş Kürdlersiz yapılmaktadır. Kürdlerin iradeleri yok sayılmaktadır. Buna karşın Kürdistanı sömürgeleştiren devletler tüm uluslararası kurum ve kuruluşlarda vardırlar ve söz sahibidirler. Kürdistan sorunu gündeme geldiğinde sorun ya inkâr edilmekte, ya da iç sorunları olduğu noktasında kılıfına uydurulmaktadır.

Bu sorun bir bütün olarak tüm Kürdistanlı politik güçlerin ortak sorunudur. Fakat Kürd reformist hareketin düzen içi yaklaşımları mevcut olan durumu daha da zorlaştırmaktadır. Kürd reformist hareketin öngördüğü “çözüm biçimleri” Kürdleri uluslararası alanda yalnızlaştırmasına ve KUKM’nin destek güçlerini yitirmesine yol açmaktadır.

Kürd reformist hareketin bu yaklaşımı Kürdlere çok pahalıya mal olmuştur. Kürdistan sorunu gibi haklı bir meselede bu yaklaşım sonucu sayısız destek gücün desteği kaybedilmiştir. Kürdler uluslararası güçlerin desteğini almak istiyorsa kendi sorunlarını gerçek hakları temelinde ifade etmek zorundadırlar. Bu da her çağdaş milletin hakkı olan devlet kurma hakkıdır. Kürdler kendilerini bu temel amaç için uluslararası alanda ifade ederlerse kazanan olurlar. Bunun dışındaki yaklaşımlar Kürdlere kaybettirir.

Kapitalizmin şafağından başlayarak günümüzde tüm canlılığıyla süren her millet, milli devlete doğru evrilmektedir. Bu tarihin kaçınılmaz bir gidişatıdır. Özerklik, federasyon, konfederasyon gerçek anlamda özgürlük ve bağımsızlığı sağlamaz. Bu tür statüler bağımlılığın başka biçimleri olup, devrimci bir çözüm olan bağımsızlığa ulaşmak için olsa olsa geçici ara çözümlerdir. Nihayetinde Kürdistan’ın güney ve güneybatında yaşanan budur. Federasyon, Irak’a sorunları çözemediği gibi, tam tersine merkezi hükümet güçlendikçe bu statüye de son vermek istediği açıkça görüldü.

Irak’ta merkezi devletin çöktüğü ve dağıldığı bir anda güç dengelerine dayanarak oluşturulan Anayasaya, merkezi iktidar güçlendikçe rafa kaldırıldı. Değişik halkların kendini yönetme ve iktidarı paylaşma yerine onları ortadan kaldırmayı hedeflendi. Bu, şu veya bu hükümet sorunu olmayıp hangi hükümet gelseydi sonuç değişmeyecekti.

Irak’ta olduğu gibi Kürdistan’ı egemenliğinde bulunduran diğer ülkelerde de demokratik bir şekilde birlikte yaşamayı zorlamak boşuna bir çabadır. Yapılacak tek şey her milletin kendi yolunu çizmesidir.

Devamı Var..!

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top