Genel

ABD ÇOK ŞEYDİR AMA HER ŞEY DEĞİLDİR

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Kürd aydın ve siyastçilerin önemli bir kesimi haklı veya haksız olarak ABD, Türkiye’nin Kürdlere yönelik soykırım uygulamalarının önünü niye kesmiyor diye yorumlarda bulunuyor. Daha da ileri giderek ABD, Kürdlere karşı Türkiye’ye destek veriyor. ABD’nin bu desteği sonucu Türkiye Kürdlere soykırım uyguluyor deniliyor.

Bu tutum doğru değil. ABD’nin Kürdlere karşı Türkiye’ye bu süreçte destek verdiği yok. Aslına bakılırsa Türkiye’ye karşı desteği Kürdlere veriyor. Bu açık. Bu konuda çok açıklama ve yaptırımları var. Türkiye’yi haydut ve işgalci devlet ilan etti. Siyasi, diplomatik, ekonomik, askeri ambargolar uyguluyor. Bunları görmek çok mu zor? Bunlar yeterli mi? Elbette değil.

Peki başka ne yapsın? Türkiye’ye karşı Irak ve Suriye’ye karşı olduğu gibi askeri operasyon mu yapsın? Onuda yapacak ama bununda sırası var. Şu an bunu yapmasıda gerekmiyor. Yaptı diyelim. Hangi toplumsal güce dayanacak? Anadolu toplumundan var mı böyle toplumsal bir güç? Şu bilinmiyor mu? Anadolu toplumunda sağcısı, ümmetçisi, liberali, demokratı, solu, sivil, polis, askeri ve bürokrasisi topyekün anti-ABD’ci. Batı yanlısı bir kesim vardı. O da 15 Temmuz 2016 operasyonu ile tasfiye edildi. Bu koşullarda Türkiye’ye karşı ABD tarafından askeri bir operason yapılması tüm toplumu karşısına alması gerekiyor. Bunun sonuçları çok ağır olur.

Bunu Afganistan, Irak ve özelikle Suriye’de gördük. Afganistan’da demokratik bir sistem kurmaya çalıştı. Bunun için tirilyonlar harcadı ama ne oldu? Hırızlar başa geldi. Toplum açlıkla başbaşa bırakıldı. El-Kaideye yol verildi. ABD öyle mi dedi. Size hayırlı olsun deyip geri çekildi. Irak’ta Saddam’ı tasfiye etti. Demokratik bir Irak öngördü. Ne oldu? Saddam’mın yerine Şii cihatçılar geldi. Suriye’de Beşar Esad’ı tasfiye edeyim derken insanlık düşmanı Sünni cihatçılar sahaya indi. ABD ne yapsın? Bir toplumda demokrasi güçleri yoksa bu ABD’nin suçu mu?

ABD Kürdistan’da bağımsızlık yolunu açtı. Güney ve güneybatı Kürdistan’da Kürdlere önemli kazanımlar sağladı. Ama Kürd siyasi güçleri ne yaptı? Bunu boşa çıkarmak için her yola baş vurdu, vurmaya devam ediyor. Sömürgecilerin taşeronu olup çıktılar. Devleti devlet yapan tek bir kurum oluşturmadılar. Aile hanedanlıkları kurdular. Sömürgecilerle beraber Kürd milli servetini hurtumladılar. Diğer bir çıkmaz kuzeyde yaşanıyor. Biz devlet istemiyoruz. Gerilla mevcut sınırların değişmemesi için savaşıyor. ABD sınırları değiştirmeye çalışırken Kürd gerillası sınırları korumaya çalışıyor. İşin tuhap tarafı bu çarpklığa rağmen ABD’den medet umuluyor. ABD bize niye destek vermiyor deniliyor. Bu olacak iş mi? Sen bağımsız Kürdistan dedinde ABD yok mu dedi? Sen Kürdistan bağımsızlığını çöpe attım dersen ABD ne halin varsa gör der. Buna rağmen ABD Kürd güçlerini destekliyor. Güneyde de, Rojava’da bunu yapıyor. Başka ne yapabilir? Çok şey. ABD politikasıa göre kendini konumlandırırsan seni kurur. Hatta Irak ve Suriye hava sahasını bile kapatır. Ama sen ben sömürgeciyi demokratikleştiriyorum dersen buyur gücün varsa yap der. Burada çuvalanıyorsan ondan sonra ABD niye bizi desteklemiyor diyorsan ABD haydi oradan der. ABD’nin bugün Türkiye’nin güney ve Rojava’ya karşı saldırılarına karşı sessizliğinin nedeni budur. Kuşksuz başka nedenleri daha var. Yazıyı uzatmamak için bu boyutu geçiyoruz.

ABD’nin kendi gündemi var. Tehdit sıralamasına göre planlarını uyguluyor. Türkiye’yi kendine tehdit olarak görüyor. Bunu ABD yetkilileri defalarca dile getirdi. Hatta “Türkiye GOP kamsamı içindedir“ denildi.

Bu ne demek?

O zaman GOP nedir ona bakmak gerek. Bunu defalarca izah ettik. Fas’tan Afganistan’a kadar 22 devlete müdahale edilecek. Mevcut iktidarlar tasfiye edilecek. Bu ülkeler parçalanacak, din ve millet esasına göre yeni devletler kurulacak. Ve Türkiye’de bu kamsamdadır denildi. Bu hemen olacak değil. 21.Yüzyılın projesidir. Proje uygulamadadır ve sırada Türkiye’de var.

Türk egemenlik sistemi bunu görüyor ve ona göre politikasını uyguluyor. ABD ile çelişkiside buradan kaynaklanıyor. Yoksa Türkiye’nin ABD ile başka bir sorunu yok. Bir sorunu varsa o da ABD’nin izlediği Kürd politikasıdır. Bunu görmeyen kimi Kürd aydın ve siyasetçileridir. Bu kesmler sömürgecileri bir yana bırakıp işi gücünü bırakmış ABD eleştirisi yapmaktadır. Bir kesim bunu cahiliğinden yapsada kimileri Türk devletinin bilinçli savunucuları olduğu görülüyor.

ABD bunu görüyor. Bu da işini zorlaştırıyor. ABD sömürgecilerimizle uğraşmak isterken kimi Kürdler kendini dayatıyor. ABD’ye zorluk çıkarıyor. Sanki birileri bir şey yapıyorda ABD engeliyor gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor. Öyle bir şey yok. Eğer bugün Kürder güney ve güneybatıda (Rojava) bir kazanım elde etmişlerse bu da ABD sayesindedir. Kürdler ABD’ye teşekkür etmeleri gerekirken onu düşman katekorisinde ele almaları sömürgeci güçlerin politikasının Kürdler eliyle icra edilmesidir.

Sonuç olarak ABD’nin Türkiye ve Kürdlere ilişkin politikası kavranılmak isteniliyorsa Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında 2003 yılında yapılan anlaşmaya bakmak lazım. Türkler buna uymadı ama anlaşmayıda fes etmedi. Raflarda duruyor. Yarın Türklerin önüne bunun daha ağırı konulur. Ne zaman mı? Zamanı gelince. Niye şimdi değil diye sorulabilir. Koşullar diyelim. O koşullar hazır olduğunda bu yepılır. Bu da güç meselesidir. Biz veya ABD istedi diye her şey olacak gibi bir mantık olmaz. ABD’nin gücünün yetiği şeyler var, yetmedikleri var. O nedenle ABD çok şeydir ama her şey değildir. Bu nedenle şu an Türkiye ABD’yi dinlemiyor ve ABD planını bozmak için elinden geleni yapıyor. ABD buna daha ne kadar sabır gösterir beklemek gerekiyor.

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top