Dünya

21 YÜZYILIN JEO-POLİTİK FAY HATLARI

İslam Dünyası Miti | PERSPEKTİF

Erdoğan ATEŞİN

Jeo-politik, dünyayı anlama ve geleceğe ilişkin nelerin yaşanacağını, ne türden süreçlerin bizi beklediğini öngerebilmektir. Bugün artık, önemli bir insan kitlesi evrenimizin bir çok yerinde, hatta büyük bir kesiminde gelişmiş yaşam formlarının olduğunu kabul etmektedir. Bundan ötürü, salt kendileri için bir dünya kurgulayan bir azınlığın, varsıl bir azınlığın, kozmik düzlemde insanların soy olarak tükenmesini çokta önemsemiyorlar olabilir.

Bu düşüncenin insan olarak bugün güvenliğimizi tehdit eden bir sapma olduğunu ve gelecekte insanlık için ciddi bir güvenlik sorunu yaratacağı çok açıktır. İnsanlık yaşadığı dünyanın dışına taşarak kendi evreninde gelişmiş yaşam ararken, geçmişini ve kendisini de koruyarak bunu yapmalıdır. Bugünün insanının yarattığı teknoloji ve yapay zeka, önümüzdeki yüzyılda inorganik bir zeka tarafından ele geçirilirse, bu süreç insan uygarlığını nasıl etkiler ve sonuçları ne olur üzerine bugün yapılan tartışmaların hiç biri kesin bir şey söyleyememektedir.

İnsan, bugün üzerinde yaşadığı ve henüz yaşadığı dünyasının dışında bir yaşam oluşturmadan, kendi dünyasını ciddi bir anlamda yok etmekle yüz yüzedir. Küresel ve bölgesel savaşlar, biyolojik ve kimyasal saldırılar insan uygarlığının geldiğimiz bu aşamasında, insanlığı toptan yok edecek aşamaya varmıştır.

Jeo-politik, bütün bu süreçlerin peşinde koşmaktadır ve bu süreçlere ilişkin öngürülerde bulunarak, geleceğe dair toplumun önüne olabilecekleri koymaktır. İnsan geleceğine dair doğru karalar verebilirse, geleceğin insanlık için muhteşem olacağına inanıyorum.

İnsan da ki zeka patlaması, zeka gelişmesi fizik kurallarını aşar ve teknolojik bir sürece evrilirse, teknolojik sürecin insan üzerindeki üstünlüğü nasıl gerçekleşecektir? Bunu bugünün teknolojisinin nasıl kullanıldığını, yani olgulardan hareketle açıklamak bizi dehşete düşürüyor. Bilginin giderek metalaştığı ve meta olarak evlerimize girdiği bu süreçte, onu yerli yerinde, ihtiyatlı bir planlamayla, tehlikelerden uzak bir teknolojiye dönüştürebilirsek, geleceğimizi de o oranda teminat altına almış oluruz.

Yaşam sonsuz bir yolculuk, hedeflerimiz ise hayatlarımızdaki anlardır ve insanlığın önünde varılacak bir son yoktur, Bu yolculuk bu serüven hiç bitmeyecektir. İnsanlık kendi tarihinde bugün ne yapmak istiyor ve insanı yakın gelecekte bekleyen tehlikeler nelerdir?Kapitalist dünya ekonomisi nereye , nasıl bir sürece, nasıl bir geleceğe evriliyor, ulus devletler neye doğru evriliyor ve ya evrilecek, uluslararası iş bölümü ve, tamamen askerileşmiş bir dünyayı bekleyen tehlikeler..

Küreselleşmiş dünyanın doğası gereği merkezileşmiş bir dönüşümselleşme içinde başka ülkelerin ekonomik, askeri, sosyal ve toprak egemenliğini tehdit eden bir aşamaya evrildiği gerçeğinden hareketle, çelişkinin hangi alanlarda çatışmaya dönüşeceğini saptamak jeo-politiğin alanıdır. İslam coğrafyası ”bahar eylemlikleriyle” uluslararası güç odakları tarafından çatışma potansiyeli açığa çıkarılmış ve bay-pas edilmiştir.

Bu jeo-politik coğrafyada çelişki demokratikleşme ve Demokratik devrimler düzleminde gelişiyor. Bugünün ve önümüzdeki süreci en kırılgan ve en çalkantılı coğrafyalarını şöyle sıralamak mümkündür.

Günümüzde dünyanın en sorunlu bölgeleri Pasifikte olası Çin-Abd gerilimi, ve bu gerilimde ki fayın ortaya çıkaracağı depremin büyüklüğü?Sovyetlerin dağılmasından sonra dağılan coğrafya da güç mücadelesi ve yeni ittifakların oluşması mücadelesi, İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılması sonrası, Avrupa’nın geleceği, Abd’deki seçimler sonrası, Abd’nin kırılgan iç jeo-politiği ve Abd -Meksika ilişkileri.

Bütün bu fay hatlarını burada sıralamak ve bu konuda bir kronoloji çıkarmak elbette çok zor. Ancak Abd’de ki seçimler dünyanın gündemine bir bomba gibi düştü, hatta Türk medyası ve basını Abd’de ki seçimleri Türkiye’de ki seçimlerden daha çok gündemine alarak haftalardır bu seçim sürecini tartışmaktadır.

”Trump, gidecek mi direnecek mi” tartışmaları gölgesinde değerlendirilen bir seçim süreci. Joe Biden -Kamala Harris, ikilisinin ulus devlet ve küresel güç mücadelesinde nerede duracağı, ve Abd’nin geleceğine ilişkin hangi ekonomik güç tekellerin yanında saf tutacakları bütün dünyanın merak ettiği sorular? Hatta bu sürecin yeniden bir üçüncü küresel savaşa yol açabileceği de güçlü bir olasılık olarak konuşuluyor.

Alman Ekonomi Bakanı Peter Altmaier, ”seçimler sonrası belirsizlik uzun sürecek”,

İngiliz Genel Kurmay Başkanı Nicek Carter, ” üçüncü dünya savaşı çıkabilir”… türünden söylemler bir çok düşünür, akademisyen ve stratejist tarafından konuşuluyor ve hala tartışılıyor.

Seçimlerde birinci çıkan Joe Biden’a, Irak’ta askerlik yapan eski bir Abd’ li askerin, ….”bize Irakta sivilleri öldürttünüz, insanlık suçu işlediniz”çıkışları, Biden ve Trump taraftarları arasındaki gerilimin sokaklara nasıl yansıyacağı, önümüzdeki sürecin ip uçlarını da bize veriyor… Bu sürecin kolay atlatılacak bir süreç olmadığı, Ocak’ta Trump’ın görevi bırakmayacağı yönünde güçlü emareler var. Süreç böyle işlerse, Abd’de Ocak 2021 sonrasının bir iç çatışma ve iç kargaşalığa dönüşeceği ihtimali çok yüksek görünüyor.

Pasifik havzasının batısında iki büyük ekonomik güç. Japonya 1900 ların başında bu sürece girmişti, 1949 Çin Devrimi ve Çin’in bağımsızlığını kazanması ve bu süreç üzerinden bugünü yaratan büyük Çin ekonomisi ve bu iki büyük dev ekonominin Hindistan üzerindeki mücadelesi, Abd’yi bölgede pro-aktif olmaya zorluyor. Bu alan bütün Asya coğrafyasını içine alan büyük bir stratejik fay hattıdır ve büyük bir jeo-politik ve jeo-stratejik bir ekonomik depreme yol açabilir.

İngiltere’nin Avrupa’dan ayrılması, Avrupa’da ciddi iç kargaşalıklar yaratarak, Avrupa’nın kendi içinde ciddi sorunlar yaşamasına, iç hesaplaşmaya yeniden dönmesine, ve Avrupa’nın bu süreçle birlikte yeniden bir devrimler coğrafyasına dönme olasılığı ve aldığı dış göçler nedeniyle, iç politik ayaklanmalar süreci…

Rusya’nın eski Sovyet bakiyesi ülkelerde güç mücadelesi, ( Kafkaslar, Balkanlar, Baltık cumhuriyetleri) karadeniz’in güvenliği, ve Baltık ülkelerine yönelik Nato genişlemesi ve bu stratejiye karşı, buralardan Ortadoğu ve Asya’ya sarkmaya çalışan Büyük Rus hamlesi. Bütün bu jeo-politik güç mücadelesi, ekonomik bir egemenlik paralelinde yürüyen ve temelini stratejik enerji ve benzeri kaynakların oluşturduğu kaynakların kontrolü…

İslam coğrafyası, yeni orta-çağ ilişkileri üzerinden bütün bu saldırganlıkların hedefinde olup, bölgede Turancı- yayılmacı hayaller peşinde koşan egemen Türk işbirlikçi burjuvası, ve onun temsilcisi R T Erdoğan kliğinin düşük yoğunlukta hamleleri…

İran’nın bölgedeki genişleme atakları v.s. Bütün bu süreçler küresel olarak büyük jeo-politik ve jeo-stratejik, ekonomik güç mücadelesine dönüşmüş, ve bu mücadele toplamda Küreselci güçlerle, ulus devletçiler arasında cerayan ederek, dünyanın bu büyük jeo-politik fay hatlarını zorlayarak, dünyayı yeniden bir küresel savaşa zorlamaktadır.

[email protected]

Yorum yap

You must be logged in to post a comment Giriş

Bir yorum bırak

To Top